S Ü M E R L E R H A K K I N D A ALTI
01 Temmuz 2026, Çarşamba 20:05Konuya girmeden önce bazı gerçeklerin altını tekrar çizelim. Tarihsel savlar sadece belge ile ikna edici olmaktan uzak olacağı , bu durumun insanlığın doğal yapısı kaynaklı olduğu çok açıktır. Başka bir bilim dalında savunulan teori yeterli destek verileri bulunursa çoğunlukla ilgili bilim insanlarınca savunulabilmektedir. Hatta bu teori çok sonradan yanlışlansa bile gerçeği değiştirmemektedir.
En basit örnekleri olarak ; uzun süre dünyanın evrenin merkezi olduğu varsayımının kademe kademe yıkılarak değişe gelmesi veya dünyanın ve canlılığın yaşı konusunda ki değişimler gösterilebilir.
Kısacası , iş millet,dil gibi konularda farklı bir düşünüş biçimi egemen durumdadır. Her düşünür veya bilim insanı öncelikle ait olduğu kültürün doğrudan etkisi altındadır. Ele alınan ”Sümerliler” konusu bu nedenlerle farklı kişilerce farklı yorumlana gelmiştir.
Yapılabildiği ölçüde konunun her boyutuna tarafsız kalmaya gayret edilerek bu çetrefil meseleye değinmeye çalışılacak
Öncelikle dil konusu çok özel öneme haizdir. Dilleri insanların zihninin çalışma algoritması veya programı olarak düşünebiliriz. Bunun pek çok doğal sebebi bulunmakta. Birinci olarak dil, ses ile alakalıdır. Ses ise fiziki bir olaydır. Havanın titreşimi ile oluşur. Bilindiği üzere yaşadığımız atmosfer de bulunan gazlar değişirse aynı canlının çıkardığı ses de değişmektedir. Bu durumu bazı komedi filmlerinde görmüşsünüzdür. İnsan dili sesle alakalı olduğu kadar biyoloji ile de alakalıdır . Yaşayan maymunların gırtlak yapısından dolayı bizim gibi konuşmaları mümkün değildir ancak insanın bu özelliğinin bedeli olarak bizler diğer memeliler gibi hem su içip hem nefes alamayız . Birçok kişi bunun acı deneyimini yaşamıştır.
Evet, insanın elbette beynin kontrolü ile çıkardığı ses ,bizi diğer canlılardan ayırdığı gibi gelinen uzun zaman sonunda insanlık pek çok dil gruplarına ayrılmış durumdadır. Günümüzde yaşayan dillerin sayısı binlercedir fakat daha fazlasının yok olduğunu biliyoruz hatta günümüzde artık sadece çok küçük sayıda insanın konuşabildiği dillerde az değildir.
İnsanlar kendisine giyim kuşam ,dil , görünüş ,renk vb. bakımından farklı olanlara karşı hala yabancılık hisseder hatta dışlama eğilimindedir. Yunanlıların kendisi gibi konuşamayanlara “BARBAR” dediklerini biliriz. Geçmişte günümüzdeki gibi milliyetçilik yoksada dil ve din farklılığı savaş nedeni olabilmiştir. Bu olumsuz davranışın devam ettiğinin kanıtı son yüzyılda yaşanan savaşlardır.
İnsan dil grupları hakkında çok kısa hatırlatıcı bilgilere bakalım. Tek heceli diller vardır ( Çince, Vietnamca gibi) , eklemeli diller vardır ( Türkçe , japonca gibi), bükümlü veya çekimli diller ( Almanca,Arapca gibi) . Bilim insanları yukarıdaki ayrımı YAPISAL yönden ayırarak yapmışlardır. Ayrıca KÖKEN bakımında da ayrı bir ayrımı yaparlar;
Hint-Avrupa dilleri ;bunlar İngilizce,Farsca, Almanca vb.
Ural -Altay dilleri ; Türkçe, Moğolca, Korece bu dilde kendi içinde ayrılarak Fince ve Macarca gibi Ural alt öbeğine sahiptir.
Çin-Tibet dilleri; Çince, tibetçe, Vietnamca vb.
Afro-Asyatik veya Hami- Sami dilleri; Arapça,İbranice, Berberice vb.
Nijer-Kongo dilleri; Swahili, Yoruba, İbo vb.
Avustronezya dilleri; Malezce,Filibince, Endonezce vb.
Dravit dilleri; Hindistan da konuşulur (Tamilce,Teliguca vb.)
Yukarıdaki bilgilere bazı eklemeler yaparsak;
Türkçe gibi eklemeli dillerin ortak belirgin özellikleri vardır
Kök kelime aynı kalır ya önüne ya ardına ekler gelerek yeni kelimeler oluşturulur.
Ses uyumu vardır.
Almanca benzeri diller de ise ;
Kök kelimenin önüne,araya, ardına ekler gelebilir
Bu durumda kök kelime tanınmaz hale gelir.
Yazıda bu iki grubu kapsayan konu olduğu için bu bilgileri hatırlattım. Elbette bu dil gruplarının başka özellikleri de mevcut ancak işin özünü yukarıdaki ayrım göstermektedir.
Belki erken olacak ama şu düşüncemi ifade etmek zorundayım “Batı dünyası dil konusunda çok tutucu ve dışlayıcı konumdadır. Sümerce benzeri dilleri ( Elamca, Hurrice, Kas ca vs.) hep bu dil ölü dildir diyerek noktayı koyarlar”
Bir dile ölü dil demek , yaşadığımız zamanda akraba bir dili yok demektir. Gerçekten ölü diller var mıdır? Evet,vardır. Ancak özellikle Sümerce gibi insanlığın ilk yazıyı bulan, bunun yanında onlarca ilklerin bulucusu olan ve tarihte en az iki bin yıl yaşamış bir halkı ve dili tamamen tükenmiştir demek akılla izah edilecek konu değildir…


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum