İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

S Ü M E R L E R H A K K I N D A ON ÜÇ

01 Temmuz 2026, Çarşamba 23:49

                                       Sümerce ve Türkçe karşılaştırma mızın iki çıktısı olacağı görülür. 

1-)  Sümer dili türkçenin bilinen en eski hali olup ÖN TÜRKÇEDİR.

2-)  Sümerler tarihin bir bölümünde proto ( ön ) türklerle beraber uzun süre yaşamış ve bu nedenle bazı gramer benzerlikleri ile kelime benzerlikleri oluşmuştur.Bu son çıkarımın akla dayalı sonuç çıkarımı ise ; Türkçe, kayıtlı belgelerdeki en eski dil olduğunu kabul edilmesini gerektirir.

İşin garip tarafı bu iki sonucu BATI  kabul etmemekte olup ,ezici çoğunluğu ( bilim insanlarınının ) Sümer dilini “Akrabası olmayan ,ölü dil “olduğunu savunmaktadırlar.

 

Bu görüşün daha önce irdelemesini biraz yapılmıştı ,konuyu biraz daha yakından bakalım.

BATI görüşü apaçık gerçekleri yok sayarak bu sonuca ulaşmaktadır. NELERDİR BU GERÇEKLER?

1-) Sümerlerin yaşadığı coğrafya Mezopotamya olmakla birlikte yakın etkileşim içinde bulunduğu bölge daha geniştir. Bu bölgede “Bereketli hilal “ ve ( Levant bölgesi) ile Doğu ve güneydoğu Anadolu ve Zagros dağlık bölgesi ,KAFKASYA dahildir.

Bu konuya niye önem atfediyoruz ? Çünkü bu bölgelerde yaşayan aşagıdaki halklar  nedeni ile.

   A- SUBARLILAR: 

Bu kavim Asyadan gelmiştir, esas olarak Anadolu'nun doğusu ile kısmen Mezopotamya’da yaşamışlardır. Bu topluluğun dili çok bariz şekilde bükümlü dillerdendir tıpkı Sümerce gib.

 

  B- K U T LAR :

Bu kavimde Hazar Denizi güneyinden gelip Zagros dağlık bölgesine yerleşmişlerdir.Dilleri de eklemli dillerdendir tıpkı Sümerler gibi.

 

 C- ELAM LAR: 

Bu kelime esas olarak “yüksek yer “ anlamındadır kısacası bir halk adı değil coğrafyayı anlatır. Elamlıların dilide tıpkı Sümerlerin ki  gibidir.

 D- K A S LAR:

Asyadan gelip Mezopotamyanın dağlık kesimine ( şimdiki kuzey Irak) yerleşmişlerdir.Bu halkın kral ( hükumdar ) adlarından Türk oldukları görülmektedir , dilleride Sümerler gibi eklemlidir.

 E- H U R R İ LER : 

M.Ö. 3.000 Yıllarında Yukarı Dicle Bölgesine yerleşen bu halkın D.Anadolu ve G.D. Anadoluyu uzun süre kontrol altında tutmuşlar M.Ö.1nci YY da tarih sahnesinden çekilmişlerdir.

 F-  H A T Tİ LER : 

Anadolunun Kızılırmak Bölgesinde egemen olmuş bir halktır , Hititler tarafından iktidarlıkları bitirilmesine rağmen Hititler üzerinde hemen her  etkileri devam etmiştir. Bu halkında dili Sümerce gibi eklemeli dildir.

 G-  U R A R T U LAR:

M.Ö. 900- 600 yılları arasında Van Gölü Çevresinde hüküm sürmüşlerdir. Bu halkın dili de  eklemeli dildir ve M.Ö.3ncü YY da türkçeden ayrıştığı sanılmaktadır.

Yukarıdaki bilgiler de katıp bu konuyu tekrar düşündüğümüzde Sümerlerin yaşadıkları dönemde de çevrelerinde akraba dillerine sahip yedi halkla ilişkili olduğu anlaşılacaktır. Günümüzde olduğu gibi o tarihlerde milliyetçilik olmasada ortak dile sahip olanların veya aynısı olmasa dahi akraba dillerine mensup olanların birbirleri ile daha kolay ticaret ve kültürel ilişki kurabilmesi çok gerçekçidir. Oysa Batılı bilim insanları bu konuyu hiç dile getirmez veya her ayrı dil konu edildiğinde ( diyelim ki KUT dili ) hemen “Bu dil ölü ve izole dildir” nakaratına başvurmaktadırlar biraz sakince sormak gerekir ; sümerce ile Akatca arasında ilişki neticesinde her iki dilde etkileşmeler olduğunu kabul eden Batı , Sümerce ile çevresindeki en az yedi ayrı akraba dil grubu ile ilişkisini yok sayıyor. M.Ö. Binli yıllarda var olan Sümerce nasıl oluyor da ölü dil haline geliveriyor? Eğer bu tez doğru ise bilinen eski türkçe ile olağan olması mümkün olmayan sayıda kelime benzemesi nasıl olabilmektedir?

 

Kaldıki  Sümerlerin ilişki içinde oldukları sadece yazılanlar değildir hala ne olduğu tam anlaşılamayan ARATTA denilen efsanelerde geçen bir şehir ve devlet vardır. Efsanelerde yazılanlardan Sümerlilerin bu halkı iyi tanıdıkları anlaşılmaktadır. Siyasi , ekonomik ve kültürel ilişkileri çok açıktır ancak bilim dünyası bu bölgenin neresi olduğu konusunda anlaşma maktadır. Kimisi Bugünkü Azerbaycan ve civarı derken kimi de daha doğuya işaret etmektedir. Bu bölgeden Sümerlerin çok özel önem verdiği “LAPİS LAZULİ TAŞI “ bu bölgeden temin ettiklerini biliyoruz bu nedenle daha doğuda olduğunu söyleyenler bu gerçeği ifade ederek kanıtlarını güclendirmişlerdir.

Aslında bahsedilen taş bir mineral değil kayaçtır çünkü içeriğinde düzensiz olarak pirit,kalsit,lazuli, sodalit,noselit gibi mineraller bulunur ve taş gece mavisi ile pirit parıltısı nedeni ile yıldız benzeşmesi( gökyüzü,gök) yaratır.

Sümer kültür eşyaları içinde en çok bilinen “Sümer standardı “ olarak denen eserde de bu taşlar kullanılmıştır. Bu standarın resimlerini bu bölüme koymayı planladım zira birçok konunun anlaşılması açısından önemlidir.

Dünyaca meşhur bu standart  ( bunun bizde karşılığı SANCAK tır) üzerindeki resimleri dikkatle incelendiğinde çıkan sonuçlara bakalım;

1-) Bu standart Sümerlere ait (diğer belgelere göre) en eski dönemine ait olan  ve sir L. Woolley tarafından 1920 de Ur eski kent kalıntılarında yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmıştır.

 

2-) Bahsedilen “standart “ ahşap üzerine iki tarafı çeşitli taş ve  bitüm ( lapis lazuli , kırmızı kireçtaşı , asfalt) ile yapılmış ,bir yüzünde Sümerlerin savaşlarını diğer yüzünde ise üretim ve sosyal faaliyetler resmedilmiştir.

 

3-) Bu eserin yapıldığı tarih olarak M.Ö. 2.500 başlarında olduğu belirlenmiş olmasına rağmen daha eski tarihli olma olasılığı vardır.

 

4-) Aslında bu eserle birlikte aynı şehir enkazında yapılan ve bulunan en eski mezarı birlikte düşünüp değerlendirmek gerekir. Çünkü bu mezar çok açık şekilde bir kurgandır ve Orta Asya Türk tipi mezar özelliğindedir.

 

5-) Esere bakıldığında resmedilen Sümerlerin çok daha sonraki yapılan resim ve heykellerdeki insan görünüşlerinden  ciddi farklılıklar gösterdiği hemen fark edilecektir.Nedir bu farklılıklar? 

 A- Sümerler sakalsız ve bıyıksız olarak gösterilmiştir.

 B- Sümerlerin kafasında deriden yapıldığı belli “başlık “ bulunmaktadır.

 C- Sümerlerin ayakkabıları doğu tarzıdır.

 D- Sümerlerin üzerinde yünden yapıldığı belli elbiseler vardır.

 E- Sümerler ile esirler farklı olduğu görülmektedir.

 F- Resimlerden Sümerlerin koyun,keçi,sığır  ve at ( katır da olabilir) besledikleri ve  hayvancılık yaptığı anlaşılmaktadır.

 

6-) Sümerlerin giyim kuşam ve yaptıkları dağ ,tepe resimlerinden dağlık bir bölgeden geldikleri anlaşılmaktadır çünkü Mezopotamya düzlüktür.Bu bölge geçmiştede şimdide yün giyimi için çok sıcaktır kısacası bu insanlar bu bölgenin çok dışından ve dağlık-serin bir bölgeden geldikleri aşikardır.    (Ziggurat denen tapınakların ilk örnekleri Türkistan bölgesinde de mevcuttur.)

 

7-) Bir çok uzman savaş arabasında kullanılan hayvanları at değil katır olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu varsayım doğru ise şu sorunun cevabı da verilmelidir . Katır, at ve eşek ( yaban eşeği ) melezidir. Mezopotamya’da at yaşamadığı fakat yaban eşekleri yaşadığı bilindiğine göre bu KATIRLAR nasıl var olmuşlardır?  Bu sorunun en mantıklı açıklaması şu şekilde olması gerekir ; Sümerler atlarla geldiler ve yaban eşekleri ile atları çiftleştirip  ürettiler. Neden buna ihtiyaç duyarlar konusu şimdilik belli değildir.

 

8-) Ek resimlerde Sümerlerin birçok müzik aygıtı kullandığı görülmektedir ancak saz çalan kişi resmi çok ilginçtir.

 

9-) Sümerliler ve Sümer tarihi çalışmalarında var olan bazı kasıtlı veya değil uygulamalar gerçeğe ulaşılmasına engel teşkil etmektedir. Bunlara bakalım ;

  A- Sümerce ile Akatca birbiri ile ilişkisi hiç olmayan iki ayrı dildir.

  B- Sümerler zamanla iktidarlarını Akatlılarla paylaşmak zorunda kalmışlardır bu duruma Sümerlere dışarıdan nüfus sağlayamayan fakat sürekli güneyden gelen Sami insanları neden olmuş olabilir.

  C- Dil farklılığı o dönem için sanılandan daha önemlidir çünkü yazı dili günümüzdeki gibi alfabetik değildir. Ayrıca Akatca da daha öncede yazıldığı gibi kök kelimeler üç sessiz harfe sesli harfi araya,öne,ardına konularak yapıldığından ve Akat dilinde sesli harf az olduğundan Sümer tabletlerini tekrar yazan Akatlı veya o kültür alanında olan yazıcılar zorunlu olarak hatalı tercümeler ve yorumlamalar yapmıştır. Özellikle dinlerin etkisi nedeni ile özellikle Sümer Efsanelerinin yeniden yazımında yazan Akatlının yorumlamaları olacağı da çok açıktır.Örnek ; iki sessizli bir kelime olsun “b-  b  ; bu kelime BaBa - olabileceği gibi BeBe-  da olabilir.Ayrıca bulunmayan sesli harfin yerine mecburen konan harf sorunlara yol açar.

Bu nedenlerle özellikle geç dönem Akat tablet metinleri çevirilerinin büyük yanlışlar içermesi yüksek olasılıktır.Kısacası tabletlerin okunması hala çok ciddi bir sorundur ,bu sorun sadece Batı dilini uzmanlarca çözülemeyeceği açıktır.

  D- Akatlar eski Sümer efsane ve dinsel metinleri kendi inanışları ve anlayışları ile yorumlayarak tekrar yazıya geçirmişler fakat başka bir problemde başka bir olgu ile alakalı idi, açalım; Sümer dili pek çok dilde olduğu gibi lehçelere sahipti. Bu lehçelerin en az altı adet olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda yazıcıların ne kadar zor durumda kaldığını görmek gerekiyor.

  E- Günümüzde hristiyan alemi tarihsel metinleri yorumlarken bugün bile aynı tutucu kafa ile yorumlar yapmaya devam etmektedir. Hala Sami Dili Kullanılmaktadır ( bu isim Tevrat ve İncil kaynaklıdır ve gerçeklerle zerre kadar alakası yoktur) 

  F- Bir iki örnekle durumu gösterelim ; sözde İbranilerin atası olduğu söylenen İBRAHİM ( Abraham) Tevrat'ta yaşadığı şehir olan Ur dan ( fakat bu UR şehri başka bilgilerin gösterdiği gibi şimdiki URFA dır)

Bu kişi Tanrı ile özel anlaşma yapar ve kendisine ve soyuna “Vaat edilmiş topraklar “ verilir ve Kenan bölgesine gider iki oğlu vardır bunların biri Yahudilerin diğeri ise Arapların atası olurlar.Çok açık şekilde gerçeğe aykırı ve ırkçı bu görüş ve bu görüşün uzantıları hala Batı'nın geleceği ve de geçmişi değerlendirmesinde belirleyici durumdadır.Bu uzantının en absürd olanı ise “Tanrıyı kıyamete zorlamak “ olarak ifade edilenidir. Yapılan savaşların da görünmez gerekçesi olarak kabul edilmektedir.

Diğeri ise; çok bilinen “TUFAN DESTANI “ dır. Bu destan Sümer inanç sistemi ile yaratılmıştır ancak aynı uzmanlar bu olayı Hristiyan veya Yahudi inancına değiştirip uygulamışlardır( Sümer dini çok tanrılı olduğu çok açıktır.)

Burada dikkat çekilmesi gereken kısım , aynı mantığı Akatların yaptığı gerçeğidir. Aradan geçen yüzlerce yıl sonra ayrı bir dile tekrar yazılan eski Sümer metinleri hem yeniden yorumlanarak hem de dillerinin özelliği ile yoğrularak yaratılmıştır.

 

 

 

Başka hassas konuya geçelim. Konuşma dilinden yazı diline nasıl geçilir bu durumun ilk yazı dili olan Sümer Çivi Yazısı ile ilgisi ne olabilir?

 

Önce yine bazı önemli noktalara ışık tutarak elde edeceklerimiz nelerdir ,bir bakalım .

1-) İnsanlığın ilk önemli buluşu elbette DİL dir . Sesli olarak diğer insanlara zihnimizde ürettiğimiz her tür düşüncenin aktarılması olgusu ilk bakışta pek çok canlıda da olan sesli iletime benziyorsa da olay özünde derin farklılıklar içerir. Gerçi şahsi düşüncem çoğunluğun düşündüğü gibi insan dilinin ilahi veya doğada örneği olmayan olarak görmüyorum fakat farklılaşmanın zirvesi olduğunu düşünüyorum. 

2-) insanlığın ikinci büyük buluşu da ilki ile doğrudan ilişkili olan YAZI dır. Yazı , özellikle ilk zamanlarında insan diline göre daha zayıf anlatım içeriğine haizdi fakat çok önemli bir avantaja  da sahipti. Fikirlerin konuşma da   hayaletimsi özelliği yazıda ölümsüzlüğü çağrıştıran niteliğe bürünüveriyordu.

 

3-) Resimden yazıya uzanan tarihsel gelişim   M.Ö.3.500 yıllarda meyvesini vermeye başlamış görünüyor muhakkak yeni araştırmalar ile bu tarih daha geriye çekilebilir.

 

4-) İnsanoğlu yazıyı ticaret nedeni ile icat etmiş görünüyor. İnsanlık aslında basit sayıları çok uzun zamandır kullanıyordu. Fakat bu durum ihtiyaç kadarı ile olduğundan bir süre sonra donup kalmıştı. Aynı şekilde insanlık arzularını,korkularını ve geleceğe mesajını resim yolu ile anlatmayı bulalı bin yıllar olmuştu . İşte bu iki buluş yeni buluşun ticaretin zorlaması ile yepyeni bir parlak buluşa temel olacaklardı. 

 

5-) İlk yazı denemelerinin günümüzdeki resimli uyarı levhalarından pek farklı olmayan ortamından hızla ihtiyaçları karşılamak için çeşitlendi ( obsidian, bakır, kereste , balık, bira vb.) bu kadar farklı mal resimle ifade etmede zorluk çıkarınca yeni yeni buluşlar ardı ardına gelmeye başladı. 

 

6-) insanlar önce”  hece yazısına” sonraları ise alfabe sistemine geçtiler.

 

7-) Buraya kadar yapılan anlatım neredeyse standart olmuştur. Ancak burada durup o problemli soruyu soralım.

“NEDEN, BİLİNEN BÜTÜN BAĞIMSIZ YAZILAR YA TEK HECELİ YA DA EKLEMELİ DİLLERE SAHİP İNSANLARCA BULUNMUŞTUR?” 

                           Bu soru önemli. Bu konu anlaşılmaz ise aslında Batılı bilim insanlarının korkusunun nedenini anlayamayız.

 Önce sorunun sağlamasını yapalım. Tarihe baktığımızda herkesin gördüğü Sümerleri tespit ediyoruz. İkinci olarak Çin Yazısı görünüyor , Mezopotamya ile arada inanılmaz mesafe var fakat hala gerçeği bilemiyoruz bildiğimiz Mezopotamya  tarih olarak daha eski( bu değişirse yeni değerlendirme yapmak gerekecektir). Üçüncü tespitimiz yalın gerçek gibi,  burası Orta Amerika. Bu insanların Sümer yazısı bulunmadan önce Amerika’ya gittikleri düşünüldüğünde …( ancak hala başka bir olasılık var , bildiğimiz keşif tarihinden çok önce birileri varsa…)

Mısır Uygarlığı ve yazısı hem tarih nedeni ile hemde ticaretin sonucu diye Sümer etkisi olarak görülüyor.

 

8-) Bu üç yerin hepsinin ortak özelliği ya tek heceli ya da eklemeli dile sahip toplumlar olduğu gerçeğidir.

 

9-) NEDEN başka diller bu çözüme ulaşamaz dı ? .  En rahat anlaşılanı yazalım; Hint-Avrupa dil grubuna bağlanan Arapçada kök kelimeler genellikle üç adet sessiz harf ile oluşturulur. Yeni kelimeler bu sessizlerin önüne,arasına , ardına  sesli harf konarak oluşturulur. Bu yöntem yeni kelime oluşturmada önemli avantajlar getirir ( fakat hemen tüm diller sınırsız kelime üretme yeteneğine sahiptir ancak farklı yöntemler kullanılır)

Şimdi şu gerçekleride görelim; yazı resimden,mühürlerden başlayan geçmişe sahiptir ( başka türlü olması da zor hayal edilir) burada durup ne denmek isteniyor bakalım. Şimdi günümüzde tuvaletlerin üzerinde resimler var birinde etekli ve uzun saçlı diğerinde takım elbiseli ve şapkalı birilerinin resimleri var. Yazı falan olmadan kimin kadınlara ait olduğunu anlayabiliyoruz. Bir adım daha atalım, yine günümüzde rakamlar nerede ise evrensel hale geldi. şimdi, bir türk şöyle bir rakamı nasıl okuyacaktır “ 6 “ elbette “ALTI “ diye aynı rakamı bir ingiliz nasıl okuyacaktır  elbette “siks”   Kısacası bu tür okumalarda gösterilen rakam ( yazı) herkesin kendi dili nin okunuşuna göre yapılır.BU ÇOK ÖNEMLİ BİR TESPİTTİR.

Sümerlereden sonra Akatlılar yukarıdaki bilgide yazıldığı gibi eski Sümer metinlerini okumuş ve anlamlandırmışlardır. Yazının başlarında bir örnek vermiştim hatırlayalım “SIĞMA “ kelimesi. Bir ingilizin bu kelimeyi okuması ile türkün okuması farklıdır…Nedeni ise basittir bazı sesler o dilde yoktur. 

                                      Burada artık hepsinden önemli bilgiye gelmiş durumdayız. Bilindiği gibi Sümer hakimiyeti kral Sargon tarafından sona erdirilmiştir ( bu kişi aslında Hz.Musa olayında ki gibi ırmağa sepetin içinde konup biri tarafından bulunmuş ve yetiştirilmiş kralın kadehcisi bile olmuş sonra onu devirmiştir. Ancak bu olaylar Hz.Musa olayından çok daha önce olmuştur) Bu yeni döneme SÜMER-AKAT DÖNEMİ denir. Bu iki halk bildiğimiz kadarı ile birbirlerine düşmanca tavır almıyorlardı ayrıca Akatlılar ve sonra gelen Sami kökenli devletlerde resmi yazı dili Sümerce olmaya devam etmiştir.

Sümerler ilk başlarda meramlarını resimle anlatmaya çalışmışlar fakat ortada adı olan çok sayıda malzeme yüzünden bu çözümün işe yaramadığını anlamışlar ve uzatmayayım bir dilin hecelerden olduğunu fark edip hece yazısına geçmişlerdi.

 

Not: Yazı devam edecek.

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum