İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

S Ü M E R L E R H A K K I N D A YEDİ

01 Temmuz 2026, Çarşamba 20:20

Sümerler meselesini iyi kavramak için bilinen kaynak bilgileri gözden geçirmekte yarar var. Bunları yazarak ilerleyelim.

 

Önce bir konuya açıklık getirmek gerekiyor. Yazının başlığını ve baştan beri “SÜMERLER “ yazıp duruyorum! İşin aslı bu “SÜMERLİLLER “  olarak değişimini gerektirir. Fakat uzun süreli yanlış kullanım nedeni ile bu alışkanlık her yerde devam etmektedir. Peki, neden bu isimlendirme yanlıştır? Eldeki kaynak bilgiler Sümerlilerin kendilerine verdiği ad farklıdır bu duruma daha sonra girilecek . Bu isimlendirmeyi yapan komşularıdır yani AKAT lılardır . Tabletlerde geçen isim ise “SUMERUM” dur. Bu adlandırma bir halk ile ilgili değil bir coğrafya ile ilgilidir. Bu kelimenin ne anlama geldiği hala belli değildir ancak bir bölge olduğu kesindir.

 

Yukarıdaki meseleden sonra konuya devam edelim. 

Sümerliler denilince ilk akla gelen isim “Samuel Noah KRAMER” dir. Bu bilim insanı konu hakkında çok sayıda tableti okuyup kitaplar yazmıştır.Bunlar : Sümerler ; Sümer mitolojisi ; Tarih sümerle başlar ; Sümer kurnaz tanrısı Enki.

KRAMER 1929 ve 1930 lu yıllarda çeşitli kazı çalışmalarını yönetmiştir. Çıkarılan tabletleri aynı kişi yapıp 1950 yıllarda yukarıda yazılan eserleri yazmıştır.

 

Bir diğer kişi ise ; “Sümer ve Sümerler “ adlı kitabın yazarı Harriet CRAWFORT . 

 

Yerli yazarlardan M. Şemseddin GÜNALTAY ait “Yakın şark” kitabıdır bu kitap 1937 yılında yazılmıştır.

 

Jeremy BLACK ve Anthony GREEN birlikte yazdığı “Mezopotamya mitolojisi sözlüğü” ve “Tanrılar, ifritler, semboller” kitabıdır.

 

Yine yerli yazar Ali NARÇIN tarafından yazılan “A dan Z ye Sümer” adlı sözlük .

 

Ekrem MEMİŞ in “Eski çağda Mezopotamya” kitabı.

 

Hans J. NİSSEN “ Ana hatları ile Mezopotamya” kitabı

 

Jean BOTTERO nun ( Marie Joseph STEVE birlikte) “Evvel zaman içinde Mezopotamya” kitabı

 

Kemalettin KÖROĞLU nun “Eski Mezopotamya tarihi” kitabı

 

Ali Cengiz ÜSTÜNER in “ Mezopotamya'da Sümer uygarlığı” kitabı

 

Helmut UGLİG in “ Tarihin başlangıcından bir halk, Sümerler” kitabı

 

Muazzez İlmiye ÇIĞ ın yazdığı çok sayıda kitap

 

H. SCHMÖKEL in “Sümer dini ve Sümer  dini 2” kitapları

 

Kadriye TANSUĞ ve Özel İNANLI nın yazdığı “Sümerlerin dünya görüşü ve Babil edebiyatına toplu bir bakış “ kitabı

 

B. LANDSBERGER in “ Sümerlerin kültür sahasındaki başarıları ve Sümer ve Mezopotamya'da medeniyetin doğuşu

 

Yusuf KILIÇ ve H. Hande DUYMUŞ un “Eski Mezopotamya'da din kadınları ( rahibeler) adlı kitap

 

Yukarıda yazılı olanların dışında mevcut kitaplar muhakkak ki vardır. Kaynak kitaplar konusunu geçince artık biraz sıçramalı da olsa farklı konulara girmek gerekiyor.

 

Bir şehrin,dağın,ovanın vb. yeryüzü varlıklarının adlandırılması bir topluluğun ( veya ulusun) din görüşü,dili,tarihi , mitolojisi ile doğrudan alakalıdır. Bu duruma ilginç bir örnek ; günümüzde yaşayan insanlarımıza göre KÖROĞLU DESTANI   bugünkü BOLU ilinde geçmiştir. Fakat kesin olarak biliyoruz ki bu destan ORTA ASYA kökenlidir hatta bu destanın uzmanlarca henüz bitmeden taşınmış destan olduğunu kabul ederler. Mesela OĞUZ KAĞAN DESTANI normal bir destandır. Köroğlu Destanında geçen kişiler ve yer adları aslında Orta Asya dan taşınmıştır kısacası gerek Anadolu Selçuklularında gerekse Osmanlı tarihi sürecinde BOLU BEYİ diye biri yaşamamıştır. Bu örnek  niye verildi ? Adlandırma her ulus için çok önemlidir bir noktada o coğrafyaya vurulan  mühür gibidir. Fakat bazı adlandırmalar o kadar eskiye dayanır ve yeni toplumla bağdaşan yönleri nedeni ile bazı seslendirme uyarlamaları ile birlikte kabul edilebilir. 

 

Bu durumun benzerini Mezopotamya içinde görüyoruz. Bölgenin iki büyük nehri ( fırat ve dicle) içinde benzeri durum geçerli olmuş görülmektedir çünkü bu iki isim Sümer dili kökenli olmadığı uzmanlarınca ortaya konmuştur ( Sümer dilinde kök kelimeler değişmeden kalır…) Araştırmalara göre Fırat Nehrinin eski adı PURATTU , Dicle nin ise DİGLAT .

Benzeri durum bazı Mezopotamya şehir isimleri içinde geçerlidir. Ancak siyasi duruma bağlı olarak ad değiştirmelerde mevcuttur. Hatta aynı şekilde tanrı isimleri de savaşların sonucu olarak değişe gelmiş görülmektedir.

Bazı örnekler ; Sümerler kendi kurdukları bir şehre “UNU” adını vermişler fakat daha sonra bu isim URUK olmuştur.

Sümerler Dicle nehrinin doğusuna “SUBARTU” adını vermişler ancak çok sonra yani birinci BABİL döneminde adı ASUR olarak değişmiştir.

Bir ara BABİL şehrini ele geçiren KAS lar buraya “KARADUNAŞ” demişlerdir

Not: KAS lar bölgede yaşayan ve Sümerce gibi eklemli dile sahip bir halktır.

 

Yukarıdaki yazının nedeni olacak gerekçe şöyle izah edilmelidir ; Mezopotamya coğrafyası o dönemde her insan topluluğun elde etmek isteyeceği çekici bir bölge olması nedeni ile çok sık göçe ve akınlara uğramış bunun sonucunda karmaşık tarihi veriler ortaya çıkmıştır.

 

Artık arkeologların Sümer tarihini nasıl gördüklerine girmemiz gerekiyor.

Mezopotamya tarihi, kültürel olarak şu şekilde olarak düşünülür. 

BİRİNCİ DÖNEM:  M.Ö.5.600-5.000 yıllarını kapsayan “TELL HALAF “ kültürü. Burada ilk mühür örnekleri,süslenmiş keremikler , sur duvarları, kaldırım taşlı sokaklar bulundu ancak madeni eşya pek azdı. Görünen  o ki , bu insanlar “avcı-toplayıcılıktan” yerleşik hayata geçmeye başlamışlardı. İlk defa güneyde ( ERUDU ) basit planlı dikdörtgen bir bina bulunmuştur , yaklaşık M.Ö. 5.000 yılı civarı. 

 

İKİNCİ DÖNEM : M.Ö. 5.000-4.000 arası . Mezopotamya’ da kuzey kısmında  TELL HALAF KÜLTÜRÜ varken güney kısmına ise EL UBEİD ( sadece UBEYD Kültürü de  denir) . Bu kültür süreci bölgeye HURRİLER gelmeye başlamasına kadar devam etmiştir .

Not: Hurriler , Kas lar gibi yakın coğrafyada yaşayan ve dilleri eklemli olan bir halktır.

UBEYD kültüründe taş ve kilden yapılma aletler bulunmuştur.Bunlar ; çapa, havan, keser, bıçak, el değirmeni, kilden yapılma tuğla, dokuma için çeşitli ağırlıklar, heykeller. Bu dönemde çiftçilik ile ilgili bilgilerin oluştuğu kabul edilir. Ayrıca bakırdan yapılma hayvan heykelleri bulunmuştur.

Not: insanlığın ilk işlediği maden genellikle bakır olduğu kabul edilir fakat bu bakır içinde arsenikli olanları çoğunluktadır .Bu tip bakırlar saf bakıra nazaran daha dayanıklıdır.

Bu dönem çömlekleri önceleri temiz kilden yapılma ve siyah renkli geometrik desenli iken daha sonra kırmızı renkli ve desenli yapılmıştır. Çok önemli olarak da TURNİKE bu dönemde bulunmuştur.

Not: TURNİKE , Çömlek yapımında kullanılan bir ( çömlekci çarkı da denilen çok eski bir aygıttır) aygıttır ,üzerine konan hazırlanmış kile şekil vermek için döner şeklinde tasarlanmıştır.

 

ÜÇÜNCÜ DÖNEM : M.Ö. 4.000-3.100 arasını kapsayan dönemdir. Bu döneme ayrıca URUK KÜLTÜRÜ de denir bunun sebebi M.Ö. 5.000 den beri varlığını sürdüren Uruk şehrinden adını almaktadır. Aynı şehir Tevrat da EREK diye geçer. Mezopotamya’dan dışarı taşan ilk kültür budur. Ekonomi,ticaret, teknoloji vb. alanlarda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Ancak bu dönemin ilk zamanlarına ait yeterli bilgiye sahip değiliz. Fakat orta zamana ait bilgilerimiz vardır. İlk şehir devletleri bu dönemde ortaya çıkmıştır. Anadolu ile ticaret başlar ve savaşlar görülmeye başlanır. URUK dönemine ait çok sayıda çanak, çömlek, silindir mühürler, tabletler bulunmuştur. Aynı materyaller Anadolu, Suriye, İran ve Akdeniz'de çok sayıda yerde bulunması ticeretin yaygınlığına işaret eder. Kısa süre sonra yazının ortaya çıkması yaygın ticari ilişkiler olduğu çok açıktır.

 

DÖRDÜNCÜ DÖNEM: Bu döneme “CEMD NASR” adıda verilmiştir. Kapsadığı zaman M.Ö. 3.100- 2.900 yıllarını kapsar. Fakatbu dönemin ne zaman başladığı URUK DÖNEMİ kadar net değildir. Aradaki zaman hala belirsizliğini korumaktadır. Adını aldığı yer olan Cemd Nasr yakınlarında bulunan bir örende ki höyük içinde yüzlerce tablet ortaya çıkarılmıştır. Bu tabletlerin Sümerlilerin anlaşılmasında önemli rol oynamıştır. Bu dönemde artık yönetimin sistemleştiği ve sarayların etrafında korunma amaçlı surlar görülür ayrıca yine bu dönem yöneticilerin tanrısallaştırıldığı görülmektedir. Yapılan kazılarda ilk defa Sami olan AKAT lara ait ok ve yay bulunmuştur. Yine çok önemlidir bu döneme kadar yapılan heykellerde sakal gözükmezken artık gerek resim gerekse heykel olarak sakallı insanların görülmesi AKAT etkisi olarak yorumlanmıştır.

 

BEŞİNCİ DÖNEM : Cemd Nasr döneminin sonuna doğru artık hakimiyet Sümerlilerden Akatlara geçtiği görülür , zaman olarak ise M.Ö. 2.900-2.350 yıllarını kapsar. Fakat bilim insanları bu döndmi iki bölüme ayırırlar 1-) Birinci Hanedanlar Dönemi 2-) İkinci hanedanlar dönemi olarak.

Ancak yukarıdaki ayırmalar biraz farazi olarak yapılmıştır ileride değişmesi olasıdır. Beşinci dönemde ilk defa Sami etkisi görülür bu nedenle araştırmacıların çoğu bu dönemi Sümer- Akat dönemi diye adlandırmıştır. İlginç olan hakim duruma geçmeye başlayan Samilerin Sümer kültürünü yok etmeye çalışmamış,  olduğu gibi almış ve kullanmıştır. Sümer çivi yazısı alarak kendi dillerine uyarlamada yapmışlardır.

Önemli bir  konuda şudur; SÜMER KRAL LİSTESİNDE adı geçenlerin bu döneme ait olduğunu düşünen araştırmacılar mevcuttur.

Erken Hanedanlar döneminin ikinci döneminde artık tapınak - saray ayrışması kesinleşmiştir . Krallar din yönetimini tapınaklara ( rahiplere ) bırakmıştır. İlk erken dönemde şehirler arasında hakimiyet savaşları ( Sümerce adı ile LUGAL KALAMA) yapılmış fakat bu zaferleri sonrası NİPPUR da bulunan rahiplerinde bunu onaylayıp asa ve tacı vermesi gerekiyordu.

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum