İstanbul
25 Mayıs, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

SİYASETİN KISKACINDA ALEVİLER

25 Mayıs 2026, Pazartesi 14:41

Toplumsal yapılar, tarih boyunca inanç bağları ve siyasi aidiyetler arasında hassas bir dengede varlığını sürdürmüştür. Bu dengenin bozulduğu dönemlerde halklar ve devletler terazinin eğimine göre büyük bedeller ödediler. Kimi zaman halklar büyük kıyıma uğradı, kimi zaman ise devletler tarihe karıştı.

İnanç, doğası gereği birleştirici, kucaklayıcı ve zamanın ötesinde bir evrenselliğe sahip iken, siyaset dinamik, ayrıştırıcı ve dönemsel çıkarlara dayalı bir mücadele alanıdır. Ne yazık ki, Horasan Erenlerinin köklü manevi damarını temsil eden Alevilik-Bektaşilik geleneğinin bugün karşı karşıya kaldığı en büyük risklerden biri, bu iki alan arasındaki sınırların belirsizleşmesi ve inanç kurumlarının siyasal birer aktör haline getirilmesi riskidir.

SİYASALLAŞMANIN NEDEN OLDUĞU BÖLÜCÜLÜK FİTNESİ

Alevi-Bektaşi örgütlerinin kurumsal olarak günlük siyasetin içinde yer alması, siyasal olaylarda taraf olması ve partizanca açıklamalar yapması, Alevi-Bektaşiler açısından son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir tehdidi barındırmaktadır.

90’lardan beri bıkmadan, usanmadan Alevi-Bektaşileri ve Alevi-Bektaşi örgütlerini uyarıyorum. Her şeyden önce Alevilik-Bektaşilik, bir inanç sistemidir. Aynı inanca mensup bireylerin farklı siyasi kanaatlere, farklı dünya görüşlerine ve farklı parti aidiyetlerine sahip olması hem demokrasinin, hem de insan doğasının en doğal sonucudur.

Ancak inancı temsil etme iddiasındaki yapıların yöneticileri pozisyonundaki kişilerin çoğu zaman bireysel kariyer, koltuk hırsıyla Alevi-Bektaşileri belirli bir siyasi partinin “arka bahçesi” konumuna getirmeye zorlaması, her şeyden önce Alevi-Bektaşiler arasındaki birliği ve beraberliği zedeleyen temel bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu durum, yüzlerce yıl boyunca birlik ve beraberliğin, hoş görünün ve “yaradandan ötürü” büyüttüğümüz insana sevginin temsiliyetini üstlenen inancımızın yalın ve kapsayıcı çatısı altında buluşması gereken “Canlar”ımızı, siyasi kutuplaşmaların öznesi haline getirerek birbirinden uzaklaştırmaktadır.

Daha da vahimi, bu tür kurumsal tarafgirlikler, toplumsal hassasiyetleri kaşımak isteyen siyasi odakların ve Türkiye’yi toplumsal istikrarsızlığa sürüklemeyi amaçlayan yabancı kaynaklı planların Alevi-Bektaşileri istismar etmesine açık bir kapı aralamaktadır.

Bu noktada, önemle altını çizmek istediğim husus ise, inancın siyasi bir kalkan veya koz olarak kullanılması ile, geçmişte acı tecrübelerini yaşadığımız mezhep temelli gerilimlerin ve çatışmaların zeminini istemeden de olsa besleme riski taşımakta olduğu gerçeğidir.

ALEVİ ÖRGÜTLERİ, LÜTFEN SORUMLULUK ALIN!

Son günlerde Türkiye’nin ana muhalefet partisi (CHP) içerisinde yaşanan ve adeta bir “iç savaş” görüntüsü veren sert kutuplaşmalar, siyasetin insanı ve değerleri nasıl aşındırabildiğini gözler önüne sermektedir. Parti üyelerinin ve yöneticilerinin birbirlerini en sert ifadelerle, hakaretlerle hedef alması, siyasi kültürümüz açısından onaylanması mümkün olmayan bir tablodur.

Bu hırslı ve incitici siyaset tarzının girdabına zaman zaman Alevi-Bektaşi Canların da kapıldığını üzülerek izliyorum. Oysa aynı çatı altında, aynı amaç için bir araya gelmiş insanların birbirlerine yönelik nezaketten uzak, hakarete varan üslupları, ne toplumu geleceğe taşıyacak bir vizyon sunabilir, ne de inancımızın özüyle bağdaşabilir.

Siyaset sahnesindeki bu nitelik kaybı ve kör dövüşü karşısında taraf olmak yerine, mücadelenin daha uygar, saygılı ve vicdanlı bir düzeyde yürütülmesini talep etmek toplumsal bir sorumluluktur.

Nitekim, bu tehlikeli gidişat ve inancın siyasete alet edilmesi, Alevi-Bektaşi toplumunun sağduyulu kurumları olan Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu ve Alevi Yol ve Erkan Derneği’nin aralarında bulunduğu çok sayıda saygın kuruluş tarafından, ortak bir bildiri ile açıkça kınanmıştır.

Söz konusu kuruluşların kamuoyuna sunduğu ortak irade, inancımızın geleceği adına hayati uyarılar içermektedir:

1- Alevilik-Bektaşilik, asırlık köklere sahip bir inanç olarak hiçbir siyasi partinin arka bahçesi ya da taraftarı olamaz. Bir inanç grubunun, siyasi partilerin iç çatışmalarında taraf haline getirilmesi büyük bir vebaldir.

2- İnanç kurumlarının siyasi partilerin iç işlerine müdahale derecesinde karışması, hem Alevi-Bektaşilere hem laiklik ilkesine hem de toplumsal barışımıza açıkça zarar vermektedir.

3- CHP’nin 7. Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişte ve bugün Alevi-Bektaşi inancı üzerinden hedef alınması ve inanç aidiyeti üzerinden siyasi malzeme yapılması kesin bir dille reddedilmelidir.

4- Siyasi partilerin iç işleyişinde ve kurultay süreçlerinde yaşanan tartışmaların tek ve asıl muhatabı yine o partinin kendi kurumsal kimliği ve delegeleridir.

Alevi-Bektaşi kuruluşlarının da ortak açıklamasında vurgulandığı gibi, inanç kimliğinin bu tarz iç çekişmelerin içerisine çekilmesi, sadece adı geçen partinin toplum önündeki algısına değil, topyekun ülkemizin toplumsal dokusuna ve birliğine dinamit koymaktır.

KADİM DÜSTUR: “İNCİNSEN DE İNCİTME”!

Alevilik-Bektaşilik her şeyden önce hoşgörüdür, insana sevgi ve saygı göstermektir, vicdandır. Hünkâr’ımız Hacı Bektaş Veli’nin sözü ile, “Arifler hem arıdır, hem arıtıcı.” Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da altını çizdiği gibi, yolumuzun özü “arınmaktır”.

Arınmak hırstan, öfkeden, dilden dökülecek kırıcı kelimelerden ve benlik davasından uzaklaşmaktır. Bu, sadece dönemsel bir refleks değil, her gün, her saat, her dakika ihtiyacımız olan süreğen bir eylemdir. Çünkü temiz bir toplumun temeli, ancak arınmış, temiz insandır.

Özellikle toplumsal fay hatlarının tetiklenmek istendiği, dış ve iç kaynaklı manipülasyonların devrede olduğu bu kritik süreçte, Alevi-Bektaşi toplumunun duruşu her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır. Bizlerin olaylara karşı takınacağı tutum, siyasi angajmanların ötesinde, Hacı Bektaş Veli’nin engin hoşgörüsüyle şekillenmelidir.

O’nun:

Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayın.

düsturu, bugün kutuplaşan topluma sunulacak en büyük panzehirdir.

Siyasetin dili ne kadar sertleşirse sertleşsin, parti içi mücadeleler ne kadar çirkinleşirse çirkinleşsin, Alevi-Bektaşi canlar “incinsen de incitme” felsefesini hiçbir zaman terk etmemelidir.

ALEVİ-BEKTAŞİLER TOPLUMA ÖRNEK OLMALIDIR

Alevi-Bektaşilerin görevi siyasi kavgaların tarafı veya bir partinin dayanağı/payandası olmak değildir. Alevi-Bektaşilerin görevi insani ilişkiler, hoşgörü, adalet ve vicdan konusunda topluma, hatta insanlığa örnek olmaktır.

İnancı siyasetin dar ve menfaat odaklı şekillenen kalıplarına hapsetmek yerine, siyaseti inancımızın ahlaki ve insani değerleriyle dönüştürmek, halkımıza ve ülkemizin siyasi kültür mirasına yapabileceğimiz en büyük katkıdır.

Ortak deklarasyonumuzda da ilan ettiğimiz üzere, inancımızın ve kimliğimizin siyaset üstü kalması iradesi, toplumsal barışımızın en güçlü güvencesidir.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Yeliz Çakır
    25-05-2026 17:53

    Bugünlerde tam düşündüklerimi sizin yazınızda buldum. Teşekkürler.

  • yorum avatar
    İbrahim Bakir
    25-05-2026 17:52

    Ali Rıza bey, yazınızı çok beğendim. Hepimizin duygu ve düşüncelerini yansıtmışsınız. Sağolun.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum