ZAMAN , GEMİ ,OSMANLI
29 Haziran 2026, Pazartesi 13:07Zaman ; insanoğlunun insan haline gelmesi ile merak duygusunu mıncıklayan sorulardan biri olagelmiştir. Hatta bazı toplumlarda “zaman tanrısı” en tepeye yerleştirerek diğer tanrıları bu tanrının çocukları olduğunu bile ileri sürülebilmiştir. Geçmişin bilgi kısırlığında bu düşüncelere günümüzden bakınca muhteşem geliyor.
Atalarımız diğer canlılar gibi gece ve gündüz olgusunun ayırdında idiler ve buna uygun da yaşıyorlardı. Geceleri biz insanlar için tekin zaman dilimi sayılmazdı , aç yırtıcılar insanla kıyaslanmaz biçimde göz ve koku gibi duyu organlarına sahipti zaten ilk “ata dedelerimiz “ ormanda yaşarken karanlık çökmeden emniyetli yerde tünemeyi genetiksel davranış haline getirmişti. Halen uykuda “düşme hissinin” bu dönem ile alakalı olduğuna inanırım. Karanlık insanlık için uyku demekti ve ateşin bulunmasının bu alışkanlıkla alakası olması muhtemeldir.
Günümüzde de zaman kavramı üzerine tartışmalar sona ermiş değil. Einstein’a kadar zamanının büyük fizikçisi olan Newton değerlendirmesi geçerli olmuş ve doğal olarak da sabit bir zaman varlığı kabul edilmişti. Oysa anladık ki, ”şimdi” diye bir “şey”yoktu. Teleskopla bir yıldıza bakıldığında diyelim yıldız 1.000 ışık yılı uzakta olsun bizim şimdimiz o yıldız için bin yıl öncesi şayet yıldız 1.000.000 ışık yılı uzakta ise onun için bir milyon yıl öncesi,eğer beş milyar ışık yılı uzakta ise dünya henüz ortada yoktu…
Zamanın göreceli olduğunu anlamaya başlamıştık kim bilir başka sürprizlerde gelebilir.
İnsanlık zamanı belli bir tarihe kadar yıl,mevsim,gün gibi aralıklara bölmüştü fakat uzun zaman saat ve dakika ile işi yoktu ve kullanılmadı. Bildiğimiz kadarı ile ilk başarılı ölçüm antik MISIR da yapıldı. Bir yılın (yani dünyanın güneş etrafında tam turu) gerçeğe oldukça yakın olarak 365,25 ölçmüşlerdi. Mısır’lılar virgülden sonra iki basamak kadar doğruya yaklaşmıştı. Bu durum da bir günün 1/100 ne veya bir saatin ¼ ne denk geliyordu. Elbette günümüz ile kıyaslanırsa biraz ilkel kalır.
İlk teleskopların bulunması ile işler karışmaya ve değişmeye başladı. En büyük sorun şu idi ; dünya güneş çevresinde tam bir tur dönüş yaparken tekrar eşit hale gelmesi için bir miktar daha fazla dönmek zorunda kalıyordu. İlk dönemlerde bu durumun ölçüm hatası olduğu sanıldı. Bu hatayı gidermek için çeşitli çözümler geliştirildi. İlk adım bir günü daha fazla parçaya bölmek oldu. Bu şekilde saniye ölçümüne kadar gidildi. Bunun için daha hassas saatler yapıldı. En büyük gelişmeden birinde sarkaçlı saatlerin yapılması oldu. Fakat bu saatler yer değiştirince sallantıdan dolayı hassasiyeti bozuluyordu. Bu nedenle ikinci bir adımla zemberekli saatler yapıldı artık ayar bozulmuyordu. Ancak hala aynı problem devam ediyordu!
Bunun esas sebebi saatlerin çalışma prensibi ile de alakalıydı. Neticede akan bir şeye göre ayar yapılıyordu (kum,su vb.) bu durumu da gök bilimci TYCHO BRAHE daha hassas olan civa kullanarak farkı günde birkaç saniyeye düşürdü. Bu kadar hassas ölçüme rağmen ne gökbilimciler ne denizciler memnundu.
Denizciler uzun zaman kıyı denizciliğine mahkum kalmıştı artık keşifler çağı başlamış açık denizlerde gemiler haftalarca seyahat ediyordu ve gerekli hedefe ulaşmanın garantisi de zamanı düzgün ölçmekten geçiyordu. Zaman ölçme araçlarındaki son gelişmeler ile fark azaltılmasına rağmen uzun süre seferde diyelim 40 günde,günde 3 saniye fark ile 40*3=120 saniye ediyor bu durumda hata payı yüksekti ±50 km fark ediyordu.
Denizciler belli bir yıldızı hedef alır (sextant ile) ve belli bir süre sonra o yıldızı görmesi gerekiyordu hata olursa bu mümkün olmuyordu. Bu tip hata payı kutuplara gidildikçe azalıyordu çünkü dünyanın burada dönüş hızı azalıyordu ancak ekvator da gemi hiç hareket etmese bile dünya saatte 1670 km hız ile döndüğü için aranan yıldız yer değiştirmiş oluyordu.
17 ve 18 YY da özellikle İngiltere dünyada ki diğer ülkelerden daha fazla bu konularla ilgileniyor aynı dönemde güçlü Osman’lı İmparatorluğu ise eski usul yöntemleri sürdürüyor konuya ilgide duymuyordu oysa bu konular doğrudan kendisi ile ilgili idi.
Akdeniz de egemenliği ele geçiren Osman’lı aynı zamanda İPEK YOLU da kontrol ettiğinden pek çok yönden Çin ve Hindistan malları Avrupa ya ancak Osman’lı ile kendilerine pahalı ulaşıyordu ve Avrupalılarda bu sorunu çözmek için yöntem peşinde idiler. Osman’lı güçlü olmanın rehaveti ile tutuculaştı ve çok geçmeden bedelini çok ağır olarak ödeyecekti. Netice olarak Akdeniz dışına çıkamayan devlet olarak kaldı sonrasında da Akdeniz’de de üstünlüğünü yitirdi.
1714 yılında İngiliz hükümeti Londra ile Amerika arasında gidiş dönüş sırasında (120—160 güne denk gelir) hiç ayar yapmadan en fazla 60 saniye hata ile çalışan saat için inanılmaz değerde ödül koydu. Newton dahi bu işe soyundu ancak çok geçmeden öldü, ödülü de konulduktan 63 yıl sonra bir saat tamircisi olan John HARRİSON aldı. Bu aygıt 151 günde sadece 56 saniye hata yapmıştı.Günümüz ile kıyaslanırsa (atomik saat) bu fark 1/1.000.000.0000.000 saniye kadardır.
Zemberekli saatlerden sonra ki en önemli gelişme telsizin bulunması ile oldu. Bu bir devrime tekabül eder çünkü kıyıda ki bir saatten öğrenme ve ayar süresi bir saniyeye inmişti.
Üst üste gelen keşifler ile Avrupa ya gümüş,altın ve çeşitli ham maddeler ticari mallar ve yeni bitki ve hayvanlar geliyordu artık dünya küçülmüştü. Tütün,Mısır,kakao,domates,bal kabağı,yer fıstığı,patates,çikolata,vanilya,fasulye,çilek,nohuta çekirdeği,kavun. Tüm insanların menüsüne dahil oldu. Milyonlarca insan Afrika’dan gemilerle getirilip köle olarak çalıştırıldı. Koloni olan ABD bir müddet sonra bağımsızlığını kazanıp eski sahipleri henüz taş çağını yaşadıkları için neredeyse tamamen bakir kalan bu topraklarda hızla gelişti ve tarihteki en etkili devlerden birini kurma yolunda ilerledi. Osmanlı şayet kendisine ait toprakların (Avrupa da olanlar hariç) bir kısmını elinde tutsa bugün en çok petrol ve doğal gaz çıkaran ülke olurdu. Bilimsel gelişmeleri her ne sebeple olursa olsun es geçmek böyle hazin sonuçlara yol açar.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum