İstanbul
02 Ağustos, 2026, Pazar
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

AHİ EVRAN’IN İŞGALCİ MOĞOLLAR’A KARŞI DİRENİŞİ

02 Ağustos 2026, Pazar 16:15

Anadolu Alevi İslam’ın ve Ahilik teşkilatının kuruluşunda ve gelişiminde büyük katkısı olan Ahi Evran, 1171 yılında bugün İran’ın Azerbaycan bölgesinde bulunan Hoy kentinde doğdu.

Tam adı Şeyh Nasıreddin Eb’ül Hakayık Mahmud bin Ahmed el-Hoy’i dir. 1204 yılına kadar Horasan ve Maveraünnehir’deki medreselerde eğitim gördü. Dönemin tanınmış şahsiyetlerden olan Fahreddin Razi’den dersler aldı. Daha sonra, ABBASİ İmparatorluğu’nun başkenti Bağdat’a  geçti. Burada Şeyh Evhadüddin Kirmani ile tanışıp ona intisap ederek 1205 yılında birlikte Anadolu’ya gelip Kayseri’ye yerleşti. Kayseri’de debbah (deri imalat) atölyesi açarak Müslüman esnafları Ahilik teşkilatı etrafında örgütledi.

Ahi Evran, Kayseri’de Şeyh Evhadüddin’in kızı Fatma ile evlendi. 1227 yılında Selçuklu Sultanı Aleaddin Keykubat’ın İsteği üzerine Konya’ya daki Hanikah-ı Ziya ve Hanikah-ı Lala dergahlarının şeyhliğini yapmaya başladı. Aleaddin Keykubat’ın 1237 yılında içinde oğlu Gıyaseddin’in de bulunduğu bir grup yönetici tarafından zehirlenerek katledilmesinden sonra, yeni yönetim ile ilişkileri bozuldu. 1240 yılında çıkan Babai isyanını desteklediği gerekçesi ile hapse atıldı.

Selçuklu ordusunun 1243 yılında Sivas yakınlarında Kösedağ savaşında Moğollar’a yenilmesi ile Selçuklu şehir ve köyleri Moğollar tarafından işgal edildi. Bu işgallere en fazla direnç gösteren Ahi teşkilatları oldu. Bu direnişler sırasında binlerce Ahi şehit oldu. Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı da bu çatışmalarda Moğollara esir düştü. Fatma Bacı, Kayseri’nin kuşatılması sırasında başında bulunduğu Bacıyan-ı Rum teşkilatı ile Moğol işgalcilerine karşı şiddetli çarpışmalarda bulunmuştu.  

Ahi Evran, beş yıl hapis yattıktan sonra 2. Gıyaseddin Keyhüsrev’in vefatı ile cezaevinden çıkabildi. Hapisten çıktıktan sonra daha sakin bir şehir olan Kırşehir’e yerleşti. Burada Ahi teşkilatını yeniden örgütledi. Ancak Moğollara karşı direnişi örgütlemeye devam etti.  

Araştırmacı-yazar Baki Yaşa Altınok, “YENİ VESİKALAR IŞIĞINDA AHİ EVRAN VELİ İLE ARKADAŞLARININ SÜRGÜN VE ŞEHİT EDİLMESİ” adlı makalesinde Ahi Evran ve Ahilerin Moğol istilacılarına karşı verdiği mücadeleyi şöyle anlatmaktadır:

“Sultan 2. İzeddin Keykavus’un veziri Kadı İzeddin, Moğolları Anadolu’dan söküp atmaya kararlıydı. Moğollarla savaşmak için, başta Ahi Evran olmak üzere, diğer Ahi ve Türkmen ileri gelenleri ile sık sık Kırşehir’de buluşup görüşüyordu. Moğollar’ı Anadolu’da atma planları, 1256 yılındaki Sultan Hanı yenilgisiyle boşa gitti. Dini ve milli bir dava düşüncesi taşıyan Ahiler ve Türkmenler, ikinci kez Moğollar’dan ağır bir darbe yedi.”

Araştırmacı-yazar Baki Yaşa Altınok makalesine şöyle devam etmektedir:

“....Moğolların desteğini alan 4. Rükneddin Kılıçaslan, 1260 yılında tek başına Konya’da tahta geçti. Kılıçaslan Ahilere ve Türkmenlere karşı baskılarını iyice artırdı. Kırşehir’in Malya ovası, Moğol ordusunun yaylak ve kışlağı haline getirildi. Kırşehir’deki bazı idarecilerle işbirliği içinde olan Moğollar halka zulmediyor, esnaflardan ağır vergiler alıyordu. Bu durum Menakıb-ı Ahi Evran’da şöyle yer almaktadır:”

“Hanü hanümanlar (evler-ocaklar) olıser yağma

Evran niyaz itdi kahar-ı mevla” (Menakıb-ı Ahi Evran, 85. beyit)

“Bu dizeden de anlaşılacağı gibi, Kırşehir’de hayat çekilmez hale gelmişti. Moğol yöneticilerinin yoğun baskısı nedeniyle, kendini güvende hissetmeyen halk üretimden uzaklaşmıştı. Bu nedenle  orta ve doğu Anadolu’nun önemli bir bölümü adeta çölleşmeye başlamıştı. Bu bölgelerdeki nüfus ya kaçmış ya Moğollar tarafından öldürülmüş ya da köleleştirilmeye çalışılmıştı.”

“Bu koşullardaki Türkmenler, çiftçiler, zanaatçılar ve tüccarlar Moğol himayesindeki iktidara karşı tepkiliydiler. Yalnızca dış düşmana değil, bir o kadar da yerli egemen sınıfına karşıydılar. Ahi Evran’ın öncülük ettiği Ahi ve Türkmenler, 1261 yılında halka zulmeden Moğol ve Selçuklu idarecilerine karşı ayaklandılar.”

Ahi Evran Menakıpnamesinde bu ayaklanma şöyle anlatılmaktadır:

“Didiler kim aduyla doldı eşhas (kişiler-şahıslar)

Kef kafirler yedinde (yönetiminde) eyla halas (kurtuluş)

...

Nusrat (Ahi Evran) dileyuben bindi düldüle

Ol anda alemde kopdı gül güle”

Ahi Evran ve taraftarları Moğollar ve onların yerli işbirlikçilerine karşı savaşırken şehit düşerler. Menakıpnamede bu olay şöyle anlatılır:

“Çaşıtlar (casuslar), decallar dolışdı hana (Sultan Hanı)

Yecüç mecüç buğuz itdi Evran’a

Ejderha donunda delüğe ahdı

Uğurlar derilüb ardında bahdı”

Bu beyitlerden, Ahi Evran'ın Moğollarla yapılan çatışmalarda şehit olduğu belirtilmektedir. Ahi Evran’ın Moğol işgaline direniş sırasında şehit olduğu “Keremat-ı Hünkar Hacı Bektaş- Veli” adlı Osmanlıca yazma eserde de yer almaktadır. Eserde, Ahi Evran’ın şehit edilişi şöyle anlatılmaktadır:

“Ahi Evran Padişah Kayseri’den debbağdı. Ulu Aleaddin (Sultan Aleaddin Keykubad) onu Konya’ya davet eyledi. Saddeddin Konevi ilen muhabbeti ziyade idi. Takim onu Denizli’ye gönderdiler. Hacı Bekdeş kim Sulucaöyüğe gelince, o da Kırşehir’e geldi. Çokca debbağlık yaptı. Tatar (Moğol) muhalifi olup, savaşkan idi. Fütüvvet erbabının serveridir. Bu yüzden şehitlik şerbetini içti. Hünkar ile müsafahası, keramatı çok durur.”

Araştırmacı-yazar Baki Yaşa Altınok makalesinin sonunda Ahi Evran’ı şöyle tanımlamaktadır:

“... Ahi Evran Mücadeleci bir kişiliğe sahipti. Moğollarla ve Moğol yanlısı yöneticilerle yılmadan mücadele etmiş ve sonunda bu mücadelesi sırasında şehit düşmüştür.”

“....Ahilik özellikle 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı merkezi yönetiminin takip ettiği baskı politikaları sonucu önemini yitirmiş, bağlıları ise, Bektaşi ve Melami cemaatleri içine dağılmışlardır.”

Yukarıda verilen kaynak eserlerden, 13. yüzyıldaki Alevi İslam’ın temsilcisi olan Ahi Evran’ın, sadece esnaf teşkilatI Ahilik için değil, ülkenin ve devletin bağımsızlığı için de mücadele ettiği anlaşılmaktadır. Ahi Evran ve Türkmenlerin Moğol işgalcilerine ve onların iktidara getirdiği yerli işbirlikçilerine karşı, Anadolu’nun bağımsızlığı için hayatlarını feda etmekten çekinmedikleri görülmektedir.

Bağımsızlık ve özgürlük için hayatlarını feda eden tüm şehitlerimizi, saygı ve rahmetle anıyor, ruhları şad, mekanları cennet olsun...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum