İstanbul
27 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

AHİLİĞİN ALEVİLİK İLE İLİŞKİSİ

26 Temmuz 2026, Pazar 20:53

Ahi kelimesi, Arapça da "kardeş" anlamına gelmektedir. Ancak, Divanü Lûgati't Türk'te "Ahi" kelimesi eli açık, cömert, yiğit anlamına gelen "akı" kelimesinden geldiği de belirtilmektedir.

Anadolu’daki Ahi teşkilatları Selçuklular döneminde 13. yüzyılda Evahüddin-i Kirmani tarafından kurulmuş, daha sonra damadı Ahi Evran öncülüğünde devam ettirilen üretici esnaf birliklerine verilen bir tanımlamadır. Ahi birliklerin amacı, Anadolu’da imalat sanayisini ve ticareti elinde bulunduran yerli Hristiyanlara karşı, Müslüman halkın çıkarlarını savunmak ve pazarda etkinliğini sağlamaktı.

Kendisi de debbağ-derici olan Ahi Evran, çeşitli meslek kollarını bir arada toplayarak, aralarındaki dayanışma ve işbirliğini kurallara bağlamış, Ahi teşkilatlarının kurumsallaşmasını sağlamıştı.

Bu teşkilatlar, kısaca bugünkü esnaf ve ticaret odalarının görevlerini yerine getiriyordu. Ancak bu kuruluşlara girmenin belirli kuralları, ilkeleri bulunuyordu.

Bu ilkelerden bazıları şunlardı:

-Cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak,

-Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, sabırlı ve yumuşak huylu olmak,

-Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak,

-Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet (nefsi eğitmek) kapısını açmak,

-Haksızlığa kapısını kapatmak, Hak'tan yana kapısını açmak,

-Herze (manasız boş laflardan kaçınmak) ve hezeyan (büyüklük-kibirden kaçınmak) kapısını bağlamak, Marifet Kapısını açmak,

-Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak.

Ahilik’te yer alan öğütler ise, şöyleydi:

-Ahdinde ve sözünde vefalı ol.

-Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli ve dürüst ol.

-İkram ve kerem sahibi ol.

-Alçak gönüllü ol.

-Büyüklük ve gururdan kaçın.

-Yaptığın iyiliği başa kakma.

-Kin, haset ve gıybetten kaçın.

-Sır tutmayı bil, sırları açığa vurma.

-Küçüklere karşı sevgi, büyüklere saygılı ol.

-Ölçüde ve tartıda hile yapma.

-İşinde ve hayatında doğru ve güvenilir ol.

Ahi teşkilatlarına üye olan esnaflara, imalathanelerde çırak ve usta görevlerinde çalışanlara tekke ve zaviyelerde din ve ahlak eğitimi veriliyordu. Tekke ve zaviyelerde verilen bu eğitimlerdeki inanç ve ritüellerin bugün Alevi İslam anlayışı içinde devam ettiğini görmekteyiz.

Ahilikteki inanç ve ritüeller üzerne araştırma yaparken, Prof. Dr. Sayın Mehmet Saffet Sarıkaya’nın “ALEVİ VE BEKTAŞİLİĞİN AHİLİK İLE İLİŞKİSİ” adlı makalesine ulaştım.

Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretm üyesi olan Mehmet Hocam, Ahiliğin görevlerini, amacını, inanç ve ritüellerini şöyle özetlemektedir:

XIII. yüzyıl Anadolu’sundaki siyasî ve sosyal istikrarsızlığa rağmen, bu yüzyılda tezahürlerini gördüğümüz Ahilik teşkilâtı varlığını asırlarca muhafaza edecek kuvvetli bir örgütlenmeyi başarmıştır. Ahilik, eski Türk akılık ve alp geleneğinin, Arap ve İran fütüvvet idealiyle İslâmî bir sentez içinde birleşip Anadolu’da ortaya çıkan kurumlaşmış şeklidir. 

Ahiler, XIII. yüzyılda Anadolu’nun büyük şehirlerinden en küçük köylerine kadar bütün yerleşim birimlerine dağılmışlar, hem yerleşik hem göçebe nüfus ile iç içe yaşamışlardır.

XIII. yüzyılın ikinci yarısından sonra bilhassa şehirlerin mahalli idaresinde söz sahibi olarak halkın asayiş, sükun ve huzurunu temine yönelik çaba sarf etmişlerdir.

Mehmet hocam, makalesinin devamında Ahilik teşkilatlarında farklı tarikat mensuplarının da bulunduğunu belirterek şöyle devam etmektedir:

Ahilik, sahip olduğu tasavvufî fütüvvet idealine rağmen klâsik tarikat örgütlenmesinden farklılık arz eder. Ahiliğin bu farklı örgütlenişi, Ahilerin dinî- tasavvufî tarikatlara mensup olmalarına imkân tanımıştır. Böylece Mevlevîlik, Rifâîlik, Kâdirîlik, Halvetîlik, Bektâşîlik vb. tarikatlar ile Ahilerin direkt ilişkileri olmuştur. 

Mehmet hocam, bugün Alevi İslam inancında yer alan Cem ibadetinin ve diğer ritüellerin Ahilikte de bulunduğunu belirterek bu ortak uygulamaları şöyle sıralamaktadır:

Dört Kapı Kırk Makam 

Hacı Bektaş Velî’nin Makâlât’ında yer dört kapı kırk makam açıklaması Fütüvvetnamelerde hemen hemen aynı şekilde yapılmıştır.

 Buna göre, Şeriatin makamları “İman, namaz, zekât, oruç, hac, helâl kazanç, haram yememek, şeriat evine girmek, çağrıldığında Allah rızası için gazaya gitmek, emr-i maruf ve nehy-i anil münker”;

Tarikatın makamları: “Tevbe, tıraş olmak, mürid olmak, havf ile reca arasında olmak, lezzeti terk,  hizmet, evrad okumak, pîrin icazetiyle okumak, nasihat, terk-i tecrid”;

Hakikatın makamları: “Toprak olmak, yetmiş iki millete bir gözle bakmak, iyi lokma yemeye yönelmek, mahlukatın kendisinden emin olması, kimseyi incitmemek, fukarayı geri çevirmemek, Hak yolunda malını harcamak, sırrı saklamak, münacaat-ı Teâlâ, gözünü açıp ilim öğrenmektir”;

Marifet makamları: “Edeb, nefs-i cevr etmek, haram lokmadan perhiz kılmak, sıdk ve ihlas, haya, hılmü’n-nefs, din-i mübîni bilmek, kurb ve visal, kendini bilmek.”

Bu esaslar Ahilik ve Alevî ve Bektâşîliğin din ve dünya görüşünün temelini teşkil eder. 

Mehmet Hoca, makalesinin devamında, Ahilikte yer alan Hz. Ali, ehlibeyt sevgisi, On iki imam, on dört masumu paklar, Tevella ve teberra, Kırklar Meclisi, yol kardeşliği-müsahipliğin, kuşak bağlamanın, hırka ve taç giymenin, Cemlerdeki on iki hizmetin, dua ve gülbankların, adap ve erkanların Alevi-Bektaşilikteki ile birebir aynı olduğunu belirtmektedir.

Mehmet Hocam, Ahilik ile Alevi-Bektaşilik’te yer alan inanç ve ritüelleri Fütüvvetnamelere ve tarihi belgelere dayandırmaktadır. Bu kaynaklar arasınada, Burgâzî Fütüvvetname’si, Hacı Bektaş’ın Makâlât’ı,  İmam-ı Ca‟fer Buyruğu, Kitâb-ı Cebbarkulu, İbn Batuta Seyehatnamesi, Seyyid Hüseyin Fütüvvetnamesi, Fütüvvetname-i Selman-ı Pak, Fütüvvetname-i Cafer-i Sadık adlı eserler yer almaktadır.

Mehmet Hocam, makalenin sonunda ise, şu değerlendirmeyi yapmaktadır:

Ahilerin teşkilât mensuplarını korumak üzere uyguladıkları merasimler daha sonra Alevî ve Bektâşîlerce neredeyse aynı denilecek şekilde benimsenmiş ve takip edilmiştir. Bu durum yol atası ve yol kardeşi edinme, ikrar verme törenlerinde açıkça tezahür eder. Bu bağlamda merasimler esnasında kullanılan şedd (kuşak), hırka, tac, vb. kıyafetler ve diğer şeyler iki zümrenin müşterek sembol ve yorumlarla benimsedikleri motiflerdir. 

Bunların yanında Ahi teşkilâtının iç düzeniyle ilgili (yola dair) soru ve cevaplar, tâlibe verilen nasihatlar, çeşitli vesilelerle okunan duâlar, tercümanlar ve gülbenkler çoğu kere sözleri bile değişmeden Alevîler ve Bektaşîler tarafından aynen dile getirilmişlerdir. Hz. Peygamber’in miracıyla ilgili sonraları Alevî ve Bektâşî çevrelerinde geliştirilen Kırklar ile ilgili söylencenin de ilk örneklerini Ahilerde bulma imkanına sahibiz.”


.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum