İstanbul
29 Ağustos, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

AKLIMA TAKILANLAR İKİ

28 Ağustos 2026, Cuma 17:17

 

AKLIMA  TAKILI  KALAN   O  SORU 

 

 

Işık ve hızı ….On yıllardır bu düşünce kafamda döneleyip duruyor.Tarihi gelişimi içinde değerlendirilirse üzerinde yazılan söylenen hiçbir şeyin çok uzun ömürlü olamadığı bir oynak düzlemde ki yanar döner sözde bilimsel bilgiler yumağı.

Acaba fazla mı duygusal tepkide bulunuyorum ! Kendimi yokluyorum yok , hayır duygudan eser yok sadece basit bir tespit. Evrene ait kritik her bilgi mutlaka bir engele çarpıp değişime  uğruyor. Sanki kaçınılmaz gibi. Bu konuda yaratılan yeni fikirler kendisine destek amaçlı binlerce temel bilgiler tarafından desteklenmese olduğu yere yığılacak fakat ne gariptir ki her teoriyi ayakta tutacak daha öncenin destek kuvvetleri her daim yardıma hazırlar…

Çoğu kişi ( bilim insanı olsun olmasın ) ışık hakkında birbiri ile tutarsız bilgileri fazla üzerinde düşünmeden kabul ediyor hatta koca bir camia da aynı şeyi yapabiliyor. Tarihte örneği pek çok ; 

Esir kavramı böyleydi böyle kabul edildi sonra da kavramı destek için yola çıkanlar ca   yok edildi !! ( Michekilson - Morley deneyi) 

Hızı konusunda ise hiçte gurur duyamayacağımız geçmiş bize uzaktan nanik  yapıyor. 

Dalga mı yoksa madde mi konusu hala çözülememiş ,iki yanlışın bir keseye sıkıştırılmasının yarattığı gerginliğin patlamasına bırakılmış…

Çok açık şekilde görülüyor ki bu konuda ciddi sıkıntılar var . Böyle konularda çözüm nasıl olabilir ? veya tarihteki benzer sorunlar da çözüm nasıl olmuş ,acaba bize yararı olabilecek  bir şeyler bulunup  çıkarılabilir   mi ? 

 

Bakalım, evet burada klasik yöntemleri bir kenara itip ilerlemek istiyorum. Taa başa dönersek yani ışığın insan gözünden çıktığı  varsayılan dönemlere yani bu konuda henüz sıkıcı  tutucu fikirlerin egemen olamadığı  çağlara. Ne görürüz ?  Bir şey olduğu anda görebiliyoruz . Başka şeylere  benzemiyor . Bak ! işte doğru bir varsayım . 

Başka şeylere yani doğadaki gözlediğimiz bir çok olguya benzemiyor. Ateşi yakmak için öncesinde bir şeyler yapmamız gerekiyor ve bunlar ardı ardına yapılmalı yoksa sonuçsuz. Veya bir yayı germeden ok hedefe gitmiyor öncesinde bir enerji ( ?) vermemiz gerekiyor. Bir dalga içine bir madde koymadan yaratılamıyor , vs.vs.

Bu cümlelerden ortaya ne çıkıyor ? Doğada bir etki yaratmak için ortaya boşalan bir enerji koymamız gerekiyor. Enerji yoksa dönen rulete bakıp umut beklentimiz olmuyor. 

Peki şu soru uygun olur mu ?   Bu durum her zaman ve her yerde geçerli olur mu? Bu varsayım sadece özel durumlar içindir her yerde ve her zaman içinde geçerli değildir cevabı çok yuvarlak bir cevapmı dır yoksa yeni soruların ülkesine açılan kapı mı!

Kaçınılmaz olarak o soruya geliyoruz . Evrenin ilk var oluş anına , kelimenin tam anlamı ile tam ilk  anına.  Bu zamansız anda da bu görüşümüz geçerli midir? Durup düşünmemiz gerekiyor, iyi düşünmemiz gerekiyor. 

Biliyorum bu soru zor bir soru. Doğrudan cevap veremiyorum. Zamansızlığın acı tokadı.

 

Biraz kaçış, biraz soluklanış. Kafam başka yerlere gidiyor geri gelemiyor yok yeni bir ruh haline girmem lazım hemde acilen.

Evet, biraz sıyrıldım. 

Bu yazıya yazmama ne sebep olmuştu ? Oraya dönmem gerekiyor.

Evet, ışık konusu ve hareket tam bir kabus gibi. Acaba sorunu ayrıştırıp mı 

yoksa daha farklı yöntemle mi çözmeye çalışılmalı ? 

Bugüne kadar ayrıştıranlar kesin sonuca varamadılar ( hereketi ve ışığı ayırıp düşünenler ) 

Acaba bu durum daha farklı bir yapının görünen yüzü  olabilir mi? Bu duruma benzeyen hangi fiziksel veya biyolojik veya kimyasal olay ( olgu ) var mı ? Düşünüyorum ,ancak artık çevremdeki ( kahvede ki ) sesleri duymaya başladım bu iyi bir işaret değil . Sonraya bırakıyorum… 

 

Ertesi gün . Devam edeceğim . “ Hız,hareket ,mesafe kat etme, ilerleme, yer değiştirme, görüş alanı değişmesi, görülme açının değişmesi, görme açınının  değişmesi, çevreye yapıtığın basıncın değişmesi, Uzayda işgal ettiğin koordinatın değişimi, Çekim kuvveti değişimi, beyninde ki değişim , kan dolaşımı dahil vücutta ki her değişim  vs.vs.” 

Işık ; frensiz ve vitesi olmayan , yakıtı olmayan, ağırlığı yok denilen ancak hissedilen ( !) ,etkisi olup sebebi belli olmayan ( !) , bölünemeyen fakat değişim gösteren, hızının özünden mi  başka bir karmaşanın tezahürü mü belli olmayan , karanlığı yokluğu ile var eden( !) , Varlığı ile varlıkları resmeden , Kendisini göstermeden her görünürün sebebi, elim sende oynayamayacak hız,  yerinde duramayan duramsız .

 

Evet, pek çok niteliği ardı ardına sıraladım. Bir daha düşünüp bu ikiliyi bir şekilde ehilleştirip bilinmezlerinden soyup hizmetimize nasıl alabiliriz ?

Eldeki teori doğru olsa onca birbiri ile çelişen bilgilere sahip olamazdık. Bu konuyu eldeki yanlışlar olarak değerlendireceğim. 

Başka bir bakış açısı. Işık mı hareket ediyor yoksa tüm evren mi ? Bu kesin olarak cevaplanmalı ama nasıl ! Acaba tüm evrenin hareketine en az direnç gösteren ışık mı? Zaten evrenin var olma teorisi ( big bank ) bu görüşe de uyum sağlamıyor mu? Peki , bu görüşü doğru kabul edip ilerleyelim …

 

Eğer bu doğru ise şu soru ortaya çıkıyor ; Evren hiçlikten var olduğunda ve günümüzdeki ışık hızından daha hızlı olduğu da varsayıldığına göre , ortaya bambaşka sorular saçılıyor. Evrenin genişleme hızı neden dolayı yavaşladı ?  ( Bu sorunun cevabı, varsayımına uygun olarak yavaşladıkça maddenin  anası olarak patır patır boşluğa madde ile mi doldurdu ? ) Işık hızının hızı ilk oluştuğu anda ile şimdiki aynı mı idi?  Düşünüyorum ,elbette yavaşladı .

Hep yazdığım  gibi, evrenin en basit olarak yapısını hala bilmiyoruz bu sebeple de bazı sorular cevapsız kalıyor. 

Acaba hız dediğimiz şey , bir bileşik sonuç mu yoksa sadece bildiğimiz gibi mi ? Einstein , zaman ile mekanı ( uzayı ) birleştirmek zorunda kalmıştı ancak bunu  açıklayamadı. Tıpkı Newton'un kütle çekimi gibi ; ortada bir kuvvet var fakat, nasıl etkiler , etkileyen kuvvet nedir ve   yapısı nedir ve en önemlisi de bu kuvvet NASIL ETKİLEYEBİLİYOR ?  Cevabı hep kaçamak olan soru …

Bilim tarihi türlü kaçamak cevapların tapınakları ile doludur .  Kaçamaklar evin  öteki sahibinin göz yumması ile olduğu için sorun çıkmıyor . Bu da bizim avuntumuz mu oluyor! 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum