ALEVİLERE BİRLİK OLMAYI TEKLİF EDİYORUM!
10 Ekim 2026, Cumartesi 01:01Tarihsel ve toplumsal tecrübeler açıkça göstermektedir ki, toplumlar ve toplumsal kesimler haklarını ancak ve ancak birlik olmayı başardıklarında elde edebilirler. Gerçek bir birliktelik ise siyasi, ekonomik, yerel veya bireysel farklılıkları bir yana bırakarak ortak idealler, ilkeler ve haklı talepler etrafında kenetlenmekle mümkündür.
Bu kural, hayatın her alanında geçerlidir.
Örneğin; işçiler kendi aralarındaki siyasi görüş veya köken farklılıklarını öne çıkarırlarsa, daha insanca yaşam standartları ve daha iyi ücretler için ortak bir mücadele yürütemez, işveren karşısında başarılı olamazlar.
Hatta çok daha mütevazı bir ölçekte, bir mahalle halkının belediyeden kanalizasyon hatlarının modernleştirilmesini talep etmesi bile o mahallelilerin yerel, siyasi veya kişisel ayrışmaları bir kenara bırakıp ortak bir iradeyle birlik olmasını şart koşar.
Ayrışan gruplar seslerini duyuramazken, ortak gaye etrafında birleşen topluluklar hak ettikleri sonuçları alırlar.
İşte bu evrensel gerçeklik, Alevi toplumunun hak ve eşitlik mücadelesi için de geçerlidir.
Tarih boyunca barışın, hoşgörünün ve insan sevgisinin simgesi olmuş Alevi toplumu inancı, kültürü ve felsefesiyle bu coğrafyanın en köklü değerlerinden biridir.
Ancak bugün, Alevilerin karşı karşıya kaldığı hukuki, toplumsal ve kültürel meselelerin çözümü ve eşitlik taleplerinin karşılanması noktasında en çok ihtiyaç duyulan unsur tam da bu ilkeye dayanan bir birlikteliktir.
YAPAY AYRIŞMALARI BIRAKALIM, ACİL BİRLİK OLALIM!
Ne var ki, Alevi toplumu içerisinde uzun süredir birlik ve beraberliği engelleyen, toplumu suni tartışmalarla bölen ve ortak mücadele zeminini zayıflatan bazı yaklaşımlara ve unsurlara tanık oluyoruz.
Adeta görevi Alevilerin bir araya gelmesini engellemek, tali meseleleri hayatiymiş gibi sunup yapay gerekçeler icat etmek olan bu anlayışlar toplumsal enerjinin iç tartışmalara harcanmasına ve asıl hak taleplerinin gölgelenmesine yol açmaktadır.
Farklılıkları bir zenginlik olarak görmek yerine, ayrıştırma vesilesi kılan bu tutumlar Alevi toplumuna zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramamıştır.
Öte yandan, geldiğimiz tarihsel ve toplumsal noktada, artık bu yapay gerekçelerin arkasına sığınma lüksümüz de kalmamıştır.
Bugün karşı karşıya kaldığımız tablo birlik olmayı bir tercih değil, tarihsel ve acil bir zorunluluk haline getirmiştir.
İçi boş tartışmalarla vakit kaybetmek yerine, asgari müştereklerde buluşmak ve haklı talepler etrafında omuz omuza durmak her zamankinden daha hayati bir önem taşımaktadır.
SOMUT BİR SINAV: YENİ ANAYASA VE HAK ÖNERİLERİ
Bu aciliyetin en somut örneğini güncel siyasi süreçlerde görmekteyiz.
Siyasetçilerin defalarca dile getirdiği üzere, Türkiye’nin devlet yapısının yeni bir anayasa ile 21. yüzyılın uluslararası koşullarına ve demokratik standartlarına uyumlu hale getirilmesi hedefi ortadadır.
Böylesine kritik bir süreç yürütülürken, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu dışında hiçbir Alevi kuruluşunun yeni anayasaya ve yasalara Alevilerin toplumsal eşitliğini sağlayacak somut öneriler sunmamış olmasını hayretle ve üzüntüyle izliyorum.
Alevi toplumunun geleceğini doğrudan ilgilendiren bu tür tarihsel fırsat dönemlerinde, kurumsal yapıların pasif kalması ve/veya ortak bir anayasal/yasal vizyon ortaya koyulamayışı nedeniyle birlik ve ortak akıl eksikliğinin gelecekte bize büyük bedeller ödeteceği kesindir.
Haklar, süreci kenardan izleyerek değil, masaya ortak, güçlü ve somut öneriler koyarak elde edilir.
VEKALET ANLAYIŞINA VE ALDATMACAYA KARŞI ÇIKALIM!
Daha da vahim olanı, kısa bir süre önce gördük ki, “tabelasında Alevi yazan” bazı kuruluşlar Alevilerin hak mücadelesinin vekaletini Abdullah Öcalan’a vermeye kalkıştılar.
Tarih bu kişileri hiçbir zaman affetmeyecektir!
Soruyorum, dünya üzerinde tüm insanlık tarihinde vekiller eliyle kazanılmış herhangi bir hak var mıdır?
Sorduklarında kendilerini “devrimci” ve “sosyalist” olarak tanımlayan bu beylere sormak lazım: Siz Karl Marx’ın “İşçilerin kurtuluşu ancak kendi eserleri olacaktır” sözünü de mi hiç duymadınız?
Kendi gücünüz ve aklınızla alamadığınız hakları, Öcalan’ın vekilliğine Alevileri kurban ederek mi alacağınızı sanıyorsunuz?
Bu girişimin Alevileri aldatmaktan ve özne olmaktan çıkarmaktan başka hiçbir anlamı yoktur.
İşçi hareketinde “sarı sendika” ne ise, bu anlayış ve yapılar da Aleviler için aynen “o”dur!
NE İÇİN BİRLİK OLACAĞIZ?
Biliyorum, polemikseverler hemen sinsice soracaktır: Ne için birlik olacağız?
Hedeflerimiz ve taleplerimiz soyut tartışmaların ötesinde, doğrudan Alevilerin günlük hayatına dokunan, yaşam kalitemizi yükselten, toplumsal birliği ve barışı besleyen, dirliğimizi güçlendiren ve ülkemizi büyüten net bir içeriğe sahip olmalıdır.
Alevilerin gerçek sorunları, başta kamusal alanda ayrımcılığın önlenmesi olmak üzere, çocuklarımızın kendi inanç eğitimini özgürce alabilmesi, inanç merkezlerimizin ibadethane olarak tescilinin hukuken tamamlanması ve devletin her alanda tüm inanç topluluklarına eşit haklar tanıyarak adil bir destek vermesinin sağlanmasıdır.
HAK MÜCADELESİNDE ORTAK SES OLALIM!
Alevi toplumunun demokratik hak talepleri yalnızca bireysel veya parça parça yürütülen çabalarla arzulanan hıza ulaşamamaktadır.
Farklı sivil toplum kuruluşları, dernekler ve kurumlar çatısı altında yürütülen çalışmalar kıymetli olmakla birlikte, bu yapıların ortak ilke ve hedefler etrafında bir araya gelmesi taleplerin meşruiyetini ve etkisini katbekat artıracaktır.
Birlik olmak farklı fikirlerin, yerel geleneklerin veya kurumların kendi özgünlüklerini yitirmesi anlamına gelmez.
Aksine birlik olmanın anlamı, ortak değerler ve temelde birleşilen haklar zemininde bir güç birliği oluşturmaktır.
AYRIŞMAYI DEĞİL, BÜTÜNLEŞMEYİ ESAS ALALIM!
Günümüzde sosyal ve toplumsal dinamiklerin getirdiği çeşitlilik karşısında unutulmamalıdır ki, hak ve adalet mücadelesinde asıl ivme, iç dayanışmanın sağlamlaştırılmasıyla kazanılır.
“Yol bir, sürek binbir” anlayışı, tarihsel olarak farklılıkları kucaklamanın ve bir arada durabilmenin en güzel ifadesidir.
Alevilerin haklarını tam ve eksiksiz olarak elde edebilmeleri, kurumsal temsil düzeyinde ortak bir vizyon belirlenmesi, gençlerin ve kadınların bu sürece aktif katılımının sağlanması ve toplumsal hafızanın ortak bir dayanışmayla canlı tutulmasıyla mümkündür.
GELECEĞE BİRLİKTE YÜRÜYELİM!
Bu nedenle, Alevi toplumunun tüm bileşenlerine, derneklerine, vakıflarına ve kanaat önderlerine açık bir çağrıda bulunuyorum: Gelin, birlik olalım.
Ortak geleceğimizi, eşitlik temelinde ve evrensel insan hakları standartlarında inşa edebilmek için dayanışmayı büyütmek zorundayız.
Birlikte hareket edildiğinde, dile getirilen her talep daha gür çıkacak ve toplumsal adaletin sağlanmasında belirleyici bir irade ortaya konacaktır.
Hak, adalet ve eşitlik mücadelesinin yolu el ele vermekten, omuz omuza durmaktan ve ortak akılla hareket etmekten geçer.
Aksi halde, belki de bir 100 yıl daha öteki olarak yaşamaya mahkum edilmemizin sorumluluğunu kimse taşıyamaz.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum