İstanbul
09 Eylül, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

ANTİ-EMPERYALİST SOL'A NE OLDU?

12 Ağustos 2026, Çarşamba 14:02

Türkiye’deki anti-emperyalist sol’a ne oldu? 1980 öncesi sol örgütlerin ortak sloganı olan “Kahrolsun emperyalizm” “kahrolsun ABD emperyalizmi” diyenler nereye gitti? Emperyalizm mi bitti, yoksa anti-emperyalist sol ideoloji mi bitti?

Sovyetler Birliğinin 1989 yılında dağılmasından sonra, dünyadaki sol partilerin büyük çoğunluğunda kırılmalar, dağılmalar ve küçülmeler yaşandı. Özellikle Avrupa’daki sol- sosyalist partiler ya çok küçüldüler ya da dağılıp gittiler. Zira yeni gelişmeleri analiz edip, sol ideolojiyi geliştiremediler. Gerek liberalizme gerek aşırı sağa alternatif üretemediler. Halkın ihtiyaçlarına cevap veremediler. 19. ve 20. yüzyılın tahlillerini tekrar etmekten başka bir şey söyleyemediler.  

Aynı gidişat ülkemizde de yaşandı. Kendilerini “Sosyalist” olarak tanımlayan partiler ideolojilerini terk ederek, etnik milliyetçiliği savunan ve emperyalizmle işbirliğini gizlemeyen bir partinin kuyruğuna takıldılar. Onların listesinden milletvekili seçilerek parlamentoya girdiler. Sol söylemleri sadece slogan bazında kaldı.

Sol ideolojinin olmazsa olmaz ilkelerinden olan “Emperyalizme karşı olmak” “laiklik, özgürlük ve demokrasiyi savunmak” gibi ilkelerini unutturmaya çalıştılar. Bu konuda kendilerini eleştirenleri  ya “ırkçı” ya da “faşist” olmakla itham ettiler. Emperyalizme karşı olanlar ”ırkçı” ve “faşist” oldular, emperyalizmle ittifak yapanlar, onların projelerinde görev alan ve piyonluk yapanlar “devrimci” oldular. Hem emperyalistlerden para ve silah alacaksınız hem de “devrimci” olacaksınız? Siz kimi kandırıyorsunuz?

Anti-emperyalist bir mücadeleden gelen CHP’ye gelecek olursak; Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya girmesinden sonra Kemalist çizgiden uzaklaşarak, liberal bir çizgiye evrildiler. Kemalist ideolojiyi kararlılıkla savunamadılar. Kemalist çizgiyi savunan aydınlar da emperyalistlerin ve onların işbirlikçileri tarafından ya suikastlarla ya da faili meçhul cinayetlerle ortadan kaldırıldılar. (Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, gazeteci-yazar Ahmet Taner Kışlalı, akademisyen Prof. Dr. Bahriye üçok, Orgeneral Eşref Bitlis gibi)

Bugünkü CHP ise, üç ayrı gruba ayrılmış durumdadır. Parti merkezini ele geçirenler, iktidar partisinin  etnik milliyetçi parti ile birlikte hazırladıkları “çerçeve yasası”na destek verdiler. Oradan ayrılıp, Yeni Partiyi kuranlar ise, ikiye bölünerek bir kısmı PKK’ya af getiren “Çerçeve yasası”na “evet” bir kısmı da “hayır” oyu verdi. Sosyalist solun yaşadıkları, Kemalist solun da başına geldi. Yeni fikirler ve liderler çıkaramadılar. Partiyi liberallerle, etnik milliyetçilerle doldurdular. Atatürk’ün ve kurtuluş savaşının mirasını tükettiler. Halktan ve onların ne talep ettiklerinden koptular. Partinin amblemindeki ilkelerini savunmak bir yana, ismini bile anmadılar.

PKK’ya af getiren “Çerçeve yasası”na gelince, bizim görüşümüz şudur; terörsüz Türkiye’yi biz de savunuyoruz. Ancak ortaya konulan ve gelinen durum ile söylenen ile yapılan arasında zıtlıklar bulunmaktadır. Bunu maddeler halinde şöyle açıklayabiliriz:

1-PKK ve türevleri ABD emperyalistleri ve Siyonistlerle yapmış olduğu “taktik ittifak”ı terk ettiğini açıklamalıdır.

2-Türkiye, Suriye, Irak ve İran’a karşı emperyalistlerle birlikte hareket etmeyeceğini açıklamalıdır.

3-Ortadoğu’da yaşayan tüm halkların birliğinden ve kardeşliğinden yana olduğunu açıklamalıdır.

4-Laiklik temelinde herkes için barış, demokrasi ve özgürlük istediğini açıklamalıdır.

Bu açıklamayı yapmayan ve silahlarını tamamen bırakmayan bir örgüte af getirmek, onun dayatacağı şartları kabul etmek anlamına gelecektir. Atatürk, gerek Koçgiri, gerek Şeyh Said, gerek Dersim isyanına silahla katılanları kapsayan af kanunları çıkartmıştır. Ancak af kanunları, isyancılar tamamen silahtan arındırıldıktan, yani ellerindeki silahlar alındıktan sonra yapılmıştır.

Oysa şimdi, sanki PKK bir meydan muharebesi kazanmış, şartlarını dayatmış gibi bir durum söz konusudur. Bu kabul edilemez. Bu cumhuriyetin temeline dinamit koymak gibidir. Bunu Türk de kabul etmez, Kürt de kabul etmez. PKK terörü ile mücadelede şehit ve gazi olmuş Türk ve Kürd’e bunu nasıl anlatacaksınız? Onların rızalığını almadan toplumsal barışı nasıl sağlayacaksınız?   

Özetleyecek olursak, “terörsüz Türkiye” projesinin, izlenen yolla başarıya ulaşması mümkün görünmemektedir. Bunun iç barışa hizmet etmediği gibi daha büyük karışıklıklara zemin hazırlamasından ve insanlardaki vatan ve ve ülke sevgisini zayıflatmasından da endişe edilmektedir. Bunların dikkate alınması ülkemizin yararına olacaktır.

 

 

Yorumlar

  • yorum avatar
    Ayhan Aytaç Yazarefendi
    12-08-2026 20:37

    Hamdullah dedeye tşk...Hz.şeytan Ebu Süfyan Mekke fethi esnasında bizzat hz.risalet tarafından koruma altına alındı ve Ebu Süfyan evi emin ev bile dendi... Ebu Süfyan kim? Mekke de başmüşrik idi nice cana maloldu enam 112 ye göre Hz risalet e düşman bir insan şeytanı idi biz o yüzden ona hz.şeytan diyoruz ki elhamdülillah ben şeytanımı Müslüman ettim dediği de olsa olsa hak ve hakikatte Ebu Süfyan olurdu... Ha apo ha ebo süfo İslam hukuku bunu kabul ediyor tarihi kayıtlara göre ki yine tulekadan olduğu için Muaviye aslında Şam a sürgün vali ilan edildi Ömer bin hattan tarafından ki o Ömer Ali ile yama yarışı yaparken o Muaviye Arap kisrasi gibi kelli felli dolanıyordu fitneye sebep olur diye Şam a sürgün yedi güya vali oldu... Abdullah bin sebe diye bir adam varmış resul pavlus gibi imişte haşa alevilik ve Şiiligi o uydurmuş güya nerde ise bu adam iblis i Lain mertebesinde ama bunu diyenler hiç emeviye toz kondurmaz... Biz Abdullah bin sebetay sevi rumuzlu çok yazı ile konuyu tiiye aldık... Yani ne ilginçtir ki Odman baba velayetnamesinde bile Odman baba Azerbaycan üzerinden bulut üstünde Yıldırım í kamçısı eylemiş ki tıpkı Abdullah bin sebetay sevi gibi der Göcek abdal... Ali sirda Mikail İsa gibi ve Ömer Faruk bunu bilir ki Ebu zer ve Veysel Karani çok sırrı Faş etti Ömer Faruk a ki şura olmasa Ömer Faruk Ali'yi halef istiyor halife olarak oda hz.risalet için vefat etti diye o ölmedi göğe yüksedi İsa Mesih gibi geri gelecek dedi güya sekr halinde ki Ebu Bekir onu teselli etti idi... İyi ki Ömer Faruk Yahudi kökenli değil yoksa bu Süfyaniler onunda hakkın da kim bilir ne derler idi... Cümle sırlar bize ayan bizde Faş olur vesselam u darusselam der pir gerçek veli sirnamesi huu ekber... ??

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum