İstanbul
19 Temmuz, 2026, Pazar
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

İDEOLOJİ, KİMLİK VE DİRENİŞİN REHBERİ ŞEHİT AYETULLLAH SEYYİD ALİ HAMENEİ!

04 Temmuz 2026, Cumartesi 23:12

Bismillahirrahmanirrahim

 - “Müminlerin içinde Allah’a verdikleri sözde doğrulukla duran erler vardır. Kimi nezrini (adağını) yerine getirdi- şehit düştü-, kimi de beklemektedir. Sözlerinde hiçbir değiştirme yapmadılar!” (Ahzab: 23)

Konumuz olan şehit rehber Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, İran İslam Cumhuriyetinin ikinci lideri ve ilk şehididir! Onun şehadeti, zamanımızın Yezidi ABD ve Siyonistler tarafından gerçekleştirildiği için, aynen dedesinin şehadeti gibi çok acılı ve üzücü olmuştur! O da ceddi Hz. Hüseyin (as) gibi vefalı yakınları ve dostlarıyla birlikte göğüslerini ölüme siper etmiş ve en yüksek seviyeden üst düzey yöneticiler ile birlikte bu dar-ı fenayı terk edip Rablerine doğru yürümüşlerdir. Zalimin zulmü ne kadar şiddetli olmuş ise, bunların sahip oldukları imanları da o denli baskın gelmiş ne onlardan korkmuş ve ne de geri adım atmamışlarıdır. Dolayısıyla onun hayatı, bir liderin biyografisinden ziyade, aynı zamanda bir milletin iman, umut, inanç ve direncini de yansıtmaktadır.

Onun o engin cesareti, yalnızca halkına siyasi bir rota sunmakla kalmadı, aynı zamanda onlara, zorluklar karşısında dimdik ayakta durmayı, umudu ve kimliğini korumayı da öğretti. Bu sayede onun mirası, sadece bugünün değil, yarının da kalbinde yaşamaya devam edecektir diyebiliriz.

Şehit rehberin yaşamını, beş maddede toparlamak istersek, şöyle bir yapı kurabiliriz:

1-Liderlikten Önceki Hayatı:

(Yani şehit lider Hamenei’nin mütevazı bir ailede doğuşu, onu şekillendiren değerler ve erken yıllarının önemi).

2-İdeolojik Gelişimi:

 (Yani onun dini ve siyasi düşüncelerinin zamanla nasıl şekillendiği, imam Humeyni ile olan bağı ve devrimden sonraki rolü).

3-Halk ve Kimlik Üzerindeki Etkisi:

(Yani Hamenei’ nin ideolojisinin İran halkının kimliğini, inancını ve direncini nasıl güçlendirdiği.)

4-Bölgesel ve Uluslararası Vizyonu:

(Yani o şehit Seyyidin liderliğinin, İran’ın bölgedeki stratejisini nasıl belirlediği, anti-emperyalist duruşu ve direniş ekseni.)

5-Mirası ve Eleştiriler:

(Yani onun ideolojik mirasının günümüzde nasıl yaşadığı, ancak ekonomik ve özgürlük taleplerine karşı nasıl eleştirildiği ve bu mirasın bugünün toplumsal değişimleriyle nasıl şekillendiği).

Yukarıda vurguladığımız bu başlıklardan her birini ayrıntılı, ama özet olarak izah edeceğiz.

Örneğin ilk başlığın altını doldururken onun çocukluk yıllarına, aile yapısına, eğitim ve ilk siyasi etkileşimlerine değineceğiz. Sonra diğer başlıklara geçip her birini özet bir şekilde izaha çalışacağız.

A-Liderlikten Önceki Hayatı:

Seyyid Ali Hamenei, 19 Nisan 1939'da İran’ın Meşhed şehrinde, saygın bir alim olan babası Seyyid Cevat Hamenei’nin evinde dünyaya geldi. Merhum babasının sahip olduğu sekiz evladından ikincisidir! Şehit lider, küçük yaşlardan itibaren ailesinin dini ve ahlaki değerleriyle büyüdü. Meşhed’ deki medreselerde eğitim aldı, dini ilimlerde derinleşti ve genç yaşta siyasete ilgi duymaya başladı. Bu dönemde, İran’ın toplumsal dönüşümlerine şahit oldu ve kendi ideolojik köklerini bu atmosferde inşa etti. Şehit rehber, ikisi kız dördü erkek olmak üzere altı çocuk babasıdır!

B- İdeolojik Gelişimi:

Şehit Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin ideolojik yolculuğu, gençlik yıllarında şekillenmeye başladı. Merhum İmam Humeyni’nin düşüncelerini, sürgünde olduğu dönemden itibaren benimsedi. 1979 İran Devrimi sonrasında, dini otoriteyi ve devrimci ideolojiyi içselleştirdi. Zamanla, bu ideolojiyi hem bireysel kimliğinde hem de liderlik vizyonunda merkeze aldı. Bu gelişim, onun yalnızca İran’da değil, dünya çapında bir etki yaratmasına zemin hazırladı.

C-Halk ve Kimlik Üzerindeki Etkisi:

Şehit Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, yalnızca bir siyasi figür değil, aynı zamanda İran halkının kimliğini inşa eden bir sembol haline geldi. Onun liderliği, modernite ile gelenek arasındaki köprüyü kurdu. Genç nesiller, onun ideolojisinde hem dini bir aidiyet hem de milli bağımsızlık hissini bir arada buldu. Bu sayede, sadece İran’ın iç politikasında değil, diaspora topluluklarında ve bölgesel Şii kimliğinde de köklü bir etki bıraktı. Şehit rehber Hamenei, halkına sadece bir ideoloji sunmakla kalmadı; tarihsel hafızasında ona bir kimlik arayışını da ekledi.

D-Bölgesel ve Uluslararası Vizyonu:

Şehit rehber Ali Hamenei, liderliğe geldikten sonra İran’ın dış politikasında köklü bir değişim ve dönüşüm yaşattı. Anti-emperyalist ve anti-Siyonist duruşu ve bağımsızlık vurgusuyla İran’ı, bölgesel bir güç haline getirme vizyonu taşıdı. Lübnan’daki Hizbullah’tan Suriye’deki Esad rejimine ve Yemen’deki Husi hareketine kadar, Hamenei’nin liderliği bu gruplara verdiği destekle anıldı. Onun yönlendirmesi, İran’ın nükleer programı gibi hassas konularda da uluslararası arenada güçlü bir aktör olmasını sağladı.

E-Mirası ve Eleştiriler:

Şehit Ayetullah Ali Hamenei’nin ideolojik mirası, yalnızca bugünün İran’ını değil, aynı zamanda yarının toplumsal hafızasını da şekillendirdi. Ancak bu miras, Batı yanlısı kimi kuklalar tarafından eleştirel bakışlardan da uzak kalmadı.

Batı ve yandaşlarının İran İslam Cumhuriyetine uyguladığı kırk küsür yıllık ambargolar sonucu ortaya çıkan Ekonomik zorluklar, toplum içerisindeki gelir daralması ve yine emperyalistlerin teşviki sonucu birtakım gençler arasındaki bireysel özgürlük talepleri, onun liderliğine yönelik sorgulamaları da beraberinde getirdi. Halk kesiminden bazıları (reformistler), mevcut yapının reforme edilmesini savunarak, daha radikal eleştiriler ve köklü bir siyasi dönüşüm çağrısı yaptılar ve hala da yapmaktalar. Dolayısıyla bu tartışmalar, onun mirasının hem kalıcı ve hem de esnek olduğunu sorgulayan bir alan olarak bugüne kadar devam etmektedir.

Şehit Rehber Seyyid Ali Hamenei'nin mirası, “İslam”, “Adalet” ve “Filistin Davası" gibi çok önemli konuları içerir. Ali Hamenei, mezhebi farklılıklarına rağmen, Filistin halkının mücadelesine karşı güçlü bir dayanışma gösterdi. Sünni ya da Şii ayrımı yapmadan, Filistin’in özgürlük mücadelesini, İslam’ın ortak bir davası ve insani bir sorumluluk olarak gördü. Onun bu duruşu, gerçekte mezhepler üstü bir adalet ve insanlık perspektifini yansıttı; bu sayede Filistin direnişi hem İran’da ve hem de İran ötesinde geniş bir desteğe kavuştu.

Ve yine şehit rehber Seyid Ali Hamenei, mezhepler arasında ayrım yapmayı reddetti ve İslam’ı, bütün Müslümanların ortak değeri olduğunu ve onun etrafında birleşmeleri gereken evrensel bir inanç olarak sundu. O, Şii ya da Sünni fark etmeksizin, kardeşlik bağını vurguladı. Filistinli Müslümanlara destek verirken, inanç farklılıklarını bir çatışma sebebi değil, bir zenginlik olarak gördü. Bu yüzden, bir Müslümanın diğer bir Müslümanın inancına saygısızlık etmesinin haram olduğunu ve tüm inananların adalet ve birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Şehit Ayetullah Ali Hamenei, Siyonizme karşı, amansız ve Hüseynî bir duruş da sergiledi. Onun görüşüne göre Siyonizm, sadece bir siyasi proje değil, aynı zamanda insanlık onuruna ve adalete karşı işlenmiş bir saldırı hareketidir. Hamenei, bu mücadeleyi yalnızca Filistin halkının bir davası olarak değil, tüm Müslümanların ve mazlumların ortak davası olarak gördü. Bu yüzden halkına, “Siyonizme karşı direnişin, hak ve adalet yolunda vazgeçilmez bir sorumluluk” olduğunu her fırsatta hatırlattı.

Şehit rehberin Amerikan emperyalizmine bakışı da çok farklıydı. Şehit genelde emperyalizme karşı net bir duruş sergiliyordu. Onun perspektifinde, Amerika’nın müdahaleci politikaları, sömürgeci eğilimleri ve dünya üzerindeki hegemonik rolü, adalet ve bağımsızlık mücadelesi açısından büyük bir tehdit olarak görülüyordu.

Kanaatimce, kendi evinde yakınlarıyla birlikte Siyonistler ve onların zalim destekçileri olan emperyalistler tarafından Şehit edilen Hamenei’nin bu durumu, Kerbela şehidi Hz. Hüseyin’in durumuna benzetilmektedir.

Elbette ki Hazreti Hüseyin’in şehit edilmesi, yalnızca İran’da değil, dönemimizdeki tüm Müslüman dünyasında derin bir yas ve hüzünle anılmaktadır. Hatta Hamenei de tüm konuşmalarında dönemimizdeki mazlumların dünyasını, bir araya geliş, adanmışlık ve direniş ruhunun sembolü olarak tarif ederdi. Dolayısıyla, diyebiliriz ki cenaze töreninin, şehitler efendisi Hz. Hüseyin’in şehadet ayı olan muharrem günleri içerisinde gerçekleştirilmesi, onun şahadetinin de halk tarafından bir milat olarak kabul edildiğinin göstergesidir.

Dünyanın her tarafından gelip şehidin naaşı etrafında ve cenazesinin arkasında saf tutup toplanan halk kitleleri, adeta tarih boyunca süren mazlumiyet ve direniş ruhuna sahip kimselerdir! Böylece bu tören, bu sayede, sadece bir cenaze töreni değil, aynı zamanda bir inanç ve adalet yürüyüşü olarak da anılmalı ve tarihe de öyle kaydedilmelidir!

Ve yine Şehit rehber’in bu cenaze merasimi, sadece bir yas ya da onu hatırlama değil; aynı zamanda yeniden doğuşun, direniş ruhunun ve adalet arayışının sembolüdür! Dünyanın her tarafından gelip cenaze namazına iştirak eden her ırk, mezhep, din ve kültürlerden müteşekkil insanların onun azametli törenindeki bu muhteşem anları, tarihte bir dönüm noktası olarak kalıcılaştı ve bize inanç, cesaret ve kardeşlikle örülü bir geleceğin mümkün olduğunu hatırlattı.

Sözlerimi bitirirken onun ve onunla birlikte Allah yolunda şehit olan tüm müminlerin, özellikle de şehitler efendisi Hz.  Hüseyin (as) ve 72 dava arkadaşının ve yine Bedirden Uhut’ a, Uhut’ tan da günümüze kadar tüm insanlık ve hakikat uğrunda şehit olanların pak ve pakize ruhlarının önünde saygıyla eğiliyor, Rabbimden tümünün ebedi nimetler hazinesi olan Rıdvan cennetiyle müneem olmalarını diliyor ve tüm dünya müstazaf halklarıyla birlikte kahraman İran halkına baş sağlığı diliyorum. Vesselamü aleyküm verehmetullahi ve berekatühü.

03/07/ 2026

Hasan Kanaatlı

EH-FED (Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu) Genel Başkanı.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Ayhan Aytaç Yazarefendi
    10-07-2026 13:05

    MEHDİLİ CUMALAR HUU EKBER Kİ:İmdi yine cuma oldu ama nice cuma kim bildi ki cuma nedir? Cuma yirmi dört saattir ki Perşembe ikindisi ile Cuma ikindisi arasıdır... Ki o yüzden Allah orta namazı koruyun der orta namaz cuma ve kıyamet namazıdır ki ol kıyamet ümmet için de yetmiş iki fırka i dalle i decalliyet içindir... İmdi camide bin kişi var ama niye bir mümin yok bir Alevi Bektaşi yok... Nice şu ahir i ahir zamanda cami ve mescid Abdullah bin ubey e üs mü olmuş ki kürsü yu hutbe de Mehdi ve deccal hakkında bilgi yok sanki siyonist hutbe siyonist kürsü olmuş... Maide 51 hiç okunmaz olmuş Nisa 47 unutulmuş isra 58 den korkulmaz olmuş En'am 158 e şek ve şüphe ile bakılır olmuş... İmdi kader de İslam ve cumhuriyet kaderdaş olmuş iklimi emevi ile Muaviye ümmet e baş olmuş gibi... Oysa yeniçeri hep kızıl a bürünmüş biz Ali askeriyiz kilicimuz Zülfikar der idi... O yüzden ey ümmet i Muaviye siz kufrani biz şükrani der idi Odman baba onlara er ile leş ker idi tengriyyen ki der idi Türkçe tengriye Arapça Allah a ne güzel yakışır... Nice cami arabistan iken cemevi Türkistan gibi olmuş ki ol guvercin idi Mehdi Odman baba i bektaş veli de imdi kartal omuş bismillah ya sahib i zaman ile... Yedi milyon alevi iki milyon Şii bekler ashab i Kehf uykusunda İstanbul da Mehdiyi... Ve dir ki ol dem hasan ile Hüseyin şehrin de ne arar yezit ve mervanlar Huu Ekber... Bak bre çirkinler Odman baba Mehdî geldi der işitiniz... Cümle sırlar bize ayan bizde Faş olur vesselam u darusselam der pir gerçek veli sirnamesi huu ekber... ????

  • yorum avatar
    Ayhan Aytaç Yazarefendi
    09-07-2026 13:58

    MKTV hala Mehdî Kızılbaşbuğtürk TV olmadı Hakan Aygün hala bunu ilan etmedi kendisi adam yerine konmaz diye şikayet eder oda Mehdiyi adam yerine koymaz bundan habersiz yine bildiğinden şaşmaz... İmdi bilmezler ki hazret i Odman baba Vel Hüsam şah gani ol kan ı vilayet ne kişi bin yıl da bir gelir ulu bir kişi ki 24 bin Mürsel kuvvetli bir şah i velayet... İstanbul u yine almağa gelmiş Şii ve Sünni molla bundan pek habersiz... Hem kum hem de ezheriyyeden... Hem ilahiyat hem de diyanetten... O yüzden ona 4 kapı 40 makam sultanımız Mehdi kızılbaşbuğtürk demişiz... O dedi ve uyardı ki daha vakit değil sabredin imdi o vakit geldi iblisin vakti dolar vaktin sahibi gelir... Kızıl yaylar yeşil oklar nirde ise devrede... O bir şehirde yine kadem ber kadem ile sırra kadem basacak ki kimse nice oldu nire gitti bilemiyecek... Odman baba Demir sultan işi bu ki kırk kez gayb ve zuhur ola yine... Oğlu Fatih der ki: kim Odman baba şikayet ile gelirse ikiye bölem denize atam... O yüzden kin ve buğz ile bile olsa sukuta vardı molla i şek ve şüphe ehli... İmdi hazret i risalet dedi ki: hicri 880 den sonra bir adam gelir ki dava i enel hak ile dava eder ve galip ve muzaffer olur... Ol kişi idi ol kan ı vilayet kutbul aktab i tamamet... İmdi ol sahte şeyh ondan okudu kendini hatmulevliya ilan etti ama inkar etti Odman baba i bektaş i veliyi... O saatte kin i buğz ile bursa civarında siyaseten dil ile el cevaben haşa aleviye kuffar Didi ve onun başyazarı dahi o dedi ise doğrudur dedi 4 kapı 40 makam sultanımız Mehdi kızılbaşbuğtürk e... Hakikat dergisi adı ama na hak ne bilir hakikat ki hakka giden hak uğrumuz hakkı için biz ermişlerin önünde imamlık yapacak kimseleri göremedik...İmdi ol cemaat Mehdi 2030 da gelir diye bekleşür ki ol imam i gayb kaç kez geldi gitti kendileri ile sohbet etti dergi kitap aldı bile na haber (: O dem bir polis İran konsolosluğu önünde kulübede idi okur idi kitap Mehdi onu ziyaret etti bırak o melunu o Süfyan i feto diyince polis Mehdi elini öptü kimi okuyayım efendim dedi Mehdi ona merhamet ettiğim Ahmed i Faruk i serhendiyi oku... Cümle sırlar bize ayan bizde Faş olur vesselam u darusselam der pir gerçek veli sirnamesi huu ekber...????

  • yorum avatar
    Ayhan Aytaç Yazarefendi
    05-07-2026 19:36

    Allah u Rahman Rıza i rahmet i mağfiret eylesin ve şehadetini kabul etsin Ali hamaney ve şehit yoldaşlarının... Ki bundan beşyüz sene önce erdebil dergahı şeyhin şahı şah İsmail i safevi hünkar Hacı Bektaş Veli yi baş tacı eder iken ne yazık ki Ali hamaney ve Humeyni hacı bektaş veli sırrı himmetine nail olamadılar ki ne acı ki durum bu iken Cübbeli Ahmet utanmadan çıkıp diyor ki şah İsmail Şii idi... Oğlu tahmasp bile tam Şii değil iken nasıl o Şii olsun... Şah İsmail 4 kapı 40 makam sultanımız idi ve Mehdi de öyle olur ki zaten şah İsmail bunu haber verdi ve ne dedi ben başaramadım ama Mehdi bunu başaracak... İran erdebil Türkiye sulucakarahoyuk derhaglarinin değeri ile ancak Mehdi ile buluşur ki bu bir kaderdir... Kader üstünde kader... Ahmedinejat Mevlana ile beraber Hacı Bektaş Veliyi de ziyaret etmeli idi hata oldu hatai oldu... Şia ne acı ki Cafer i sadıkın hattab isminde biri hakkında sufilik ile ilgili sözlerini genel kabul edip tasavvuf u inkar ile büyük hata etti hatai oldular... Şiaiyye silsilesi İbrahim Muhammed Ali Mehdi ile imamet ile bitmez ki velayet i imamiyye ile Ahmet Yesevi hacı bektaş odman baba ile devam ediyor... Biz o hak Şiayiz ki işte böyleyiz ... Naci güruh u Naciyiz... Bizim takiyyemiz hak olan takiyye ki munkir ve münafıklar a riya ile geldik bu günlere ki 72'millet hoş görür Bektaşi ama Mehdi gelene kadar... Mehdi gelince o 72 millet sad 62 ile Tevbe 73 ile En'am 158:ile hep azap görür... Odman baba hem enelhak davasının hem Kerbela davasının galip ve muzaffer i ki benem Mehdi diye nida eder ki Roma ile İstanbul fetholuncaya kadar bu tasarruf devam edecek... Ve İran ile Tiran bunu bilecek bismark ve hitler işareti ile cuma 6 yedi 8 ile tam belli ki kim bunu inkar etse munkir ve münafıklar a gark olur... Şu ahir i ahir zamanda Allah u Rahman ehlibeyt hürmetine ümmet i 4 kapı 40 makam sultanımız Mehdi kizilbasbugturk hürmetine Şii ve Sünniyi ıslah etsin inşallah ve elhamdülillah huu ekber cümle sırlar bize ayan bizde Faş olur vesselam u darusselam der pir gerçek veli sirnamesi huu ekber...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum