İNANCIMIZA GÖSTERİLMEYEN SAYGI, VERİLMEYEN DESTEK
04 Nisan 2026, Cumartesi 12:33Bir ülkenin hukuk devleti olup olmadığı, sadece yazılı metinlerle değil; o metinlerin hayatta ne kadar karşılık bulduğuyla ölçülür. Anayasa’nın eşitlik ilkesi de bu anlamda en temel güvencelerden biridir. Ancak sahaya bakıldığında, bu ilkenin herkese aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığı ciddi bir tartışma konusudur.
Alevî yurttaşların inançlarına, ibadet mekânlarına ve kurumlarına yönelik yaklaşım, bu tartışmanın en somut örneklerinden birini oluşturmaktadır. Kâğıt üzerinde eşitlikten söz edilirken, uygulamada farklı inanç gruplarına sağlanan imkânlarla Alevî kurumlarına sunulan destekler arasındaki fark dikkat çekmektedir. Bu durum, yalnızca bir hizmet eksikliği değil; aynı zamanda bir algı ve güven meselesidir.
Tabelasında “Alevî” yazan, kuruluş amacı bu inanca hizmet etmek olan kurumların varlığı açıkken; bu kurumlara yönelik yaklaşımın mesafeli kalması, verilen desteklerin sınırlı olması ve bazı alanlarda eşitliğin hissedilmemesi, doğal olarak “eşit yurttaşlık” kavramını tartışmaya açmaktadır. Çünkü eşitlik, yalnızca söylemde kaldığında değil, uygulamada hissedildiğinde anlam kazanır.
Alevî toplumu, tarih boyunca bu ülkenin bir parçası olmuş; kültürüyle, emeğiyle ve değerleriyle bu topraklara katkı sunmuştur. Devletine bağlılık, vatanına sahip çıkma ve toplumsal barışa katkı sağlama noktasında daima sorumluluk bilinciyle hareket etmiştir. Bu duruş, herhangi bir ayrıcalık talebinin değil; aksine eşitlik temelinde bir beklentinin ifadesidir.
Ancak bugün gelinen noktada, “eşit yurttaşlık” duygusunun güçlenmesi için yalnızca sözlerin yeterli olmadığı açıktır. Uygulamada görülen farklılıklar, zamanla güven duygusunu zedelemekte ve toplumsal aidiyet hissini sorgulatmaktadır. Oysa güçlü bir devlet, tüm vatandaşlarına eşit mesafede duran ve bu eşitliği hissettiren devlettir.
Alevî inancı; sevgi, hoşgörü, merhamet ve insanı merkeze alan bir anlayışı esas alır. “İncinsen de incitme” düsturuyla hareket eden bu yaklaşım, toplumsal barışın da temel taşlarından biridir. Böylesine kapsayıcı bir inanç geleneğine sahip olan bir toplumun, kendi devletinden de aynı kapsayıcılığı ve eşitliği beklemesi en doğal hakkıdır.
Burada altı çizilmesi gereken en önemli nokta şudur: Eşitlik talebi bir ayrıcalık isteği değildir. Tam tersine, anayasal bir hakkın hayata geçirilmesi çağrısıdır. Alevî yurttaşların beklentisi; inançlarının tanınması, kurumlarının desteklenmesi ve bu süreçlerin diğer inanç gruplarıyla aynı hassasiyetle ele alınmasıdır.
Sonuç olarak; eşitlik ilkesi yalnızca metinlerde kaldığı sürece eksik, uygulamada hayat bulduğu ölçüde anlamlıdır. Toplumsal barışın güçlenmesi, güven duygusunun pekişmesi ve ortak geleceğin sağlam temeller üzerine kurulması için, bu ilkenin herkes için aynı kararlılıkla uygulanması gerekmektedir.
Çünkü adalet, bir kesime değil; herkese eşit ulaştığında adalet olur.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum