ALEVİLİK SİYASİ BİR APARAT DEĞİLDİR!
19 Mayıs 2026, Salı 17:43Geçtiğimiz günlerde Londra’da Avrupa Alevî Birlikleri Konfederasyonu tarafından düzenlenen “Aleviliğin geleceği” konulu toplantı, Alevî toplumunda ciddi tartışmaları beraberinde getirmiştir.
Çünkü bu toplantıda dikkat çeken en önemli nokta; Aleviliği anlatan, tanımlayan ve yön vermeye çalışan isimlerin büyük bölümünün siyasal kimlikleriyle ön plana çıkan kişiler olmasıdır.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bu kadar geniş bir inanç dünyasına, binlerce yıllık bir yol erkânına sahip Alevilikte hiç mi Alevî dedesi, yol önderi, araştırmacı, akademisyen, pir kalmadı da bu inancı siyasetçiler tanımlamaya başladı?
Empati yapalım…
Bugün Kürt kimliğini, Kürt toplumunun sorunlarını çıkıp Alevî dedeleri veya farklı inanç önderleri anlatsa, buna ilk tepkiyi yine aynı çevreler göstermez mi?
Çünkü herkes bilir ki her toplumun, her inancın kendi sözcüsü, kendi hafızası ve kendi hakikat dili vardır.
İşte mesele tam da burada düğümlenmektedir.
Alevilik bir siyasi hareketin, ideolojik grubun ya da etnik hesapların aparatı değildir.
Alevilik; insanı merkeze alan, rızalık esasına dayanan, hak ve hakikat yoludur. Bu yol hiçbir partinin arka bahçesi olmadığı gibi, hiçbir siyasi hesabın taşıyıcısı da olamaz.
Ne yazık ki son yıllarda bazı çevrelerin Aleviliği kendi siyasal hedefleri doğrultusunda şekillendirmeye çalıştığı açıkça görülmektedir.
Kimi bunu sol siyasetin içine hapsetmeye çalışıyor, kimi etnik kimlik üzerinden tarif ediyor, kimi de toplumsal öfke üretmenin zemini hâline getirmek istiyor.
Oysa Alevilik; kinle değil irfanla, ayrıştırmayla değil birlikle yürüyen bir yoldur.
Bu yolun özünde “eline, diline, beline sahip olmak” vardır.
Bu yolun özünde hak yememek, insanı ötekileştirmemek, inancı çıkar aracı yapmamak vardır.
Kim olursa olsun; ister siyasetçi, ister dernek başkanı, ister kanaat önderi…
Eğer Aleviliği kişisel kariyerine, siyasi hesabına veya ideolojik ajandasına malzeme yapıyorsa, bu toplumun vicdanında sorgulanır.
Çünkü Alevî toplumu artık kullanılmak değil, özüyle ve hakikatiyle temsil edilmek istemektedir.
Alevilik ne devletin masa başında tanımlayacağı bir inançtır ne de belli siyasi yapıların şekillendireceği bir kimliktir.
Bu yolun sahibi siyasiler değil; pirlerdir, dedelerdir, analardır, taliplerdir ve bu yolu yüzyıllardır bedel ödeyerek yaşatan canlardır.
Kimse bu yolu kendi hesabına çevirmeye kalkmasın.
Çünkü Alevilik; günübirlik siyasetin değil, kadim bir hakikat arayışının adıdır.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Alirıza
19-05-2026 20:35Harika bir tespit agzınıza yüreginize kaleminize saglık