KERBELA’NIN ANLAMI: ZALİME KARŞI DİK DURMAK
23 Haziran 2026, Salı 19:451446 yıl önce On muharrem günü peygamberimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edildiği gündür. On muharrem günü, hem bir matem günü hem de haklı olanların, adaletten yana olanların zalimlere ve despotlara karşı direnme günüdür.
Hz. Hüseyin, bin dört yüz kırk altı yıl önce, yönetimi zorla, hileyle ve suikastlarla ele geçiren zalimlere karşı mazlumların hakkını savunmak için ayağa kalkmıştı.
Hz. Hüseyin, hak, adalet ve iyi ahlak üzerine kurulan İslam devletini, saltanat rejimine dönüştüren Emevi iktidarına karşı Hakk’ı savunmak için direnmeyi seçmişti.
Emevi sülalesi Mekke’nin fethinden sonra Müslümanlığı kabul etmişti. Hz. Hüseyin ve yetmiş iki yoldaşını Kerbela’da vahşice katlettiren Muaviye oğlu Yezid bu sülaledendi. Muaviye ve Yezid’in Peygamberimizin ehlibeytine karşı düşmanlıkları daha öncesine dayanıyordu.
Muaviye’nin dedesi Utbe, Utbe’nin kardeşi Şeybe, kayın biraderi Velid Bin Utbe ve ağabeyi Hanzala Bedir savaşında Hz. Ali tarafından öldürülmüştü.
İşte, Muaviye oğlu Yezid bu kin ve düşmanlıkla büyütülmüştü. Gaddarlığı ve acımasızlığı buradan geliyordu. Kerbela katliamından sonra “Dedemin, amcamın ve dayımın intikamını aldım” demesinin nedeni de buydu.
Yezid bu katliamı, savaşmanın, insan öldürmenin yasak olduğu haram aylardan olan Muharrem ayında yapmıştı. Yani, Emevi saltanatını kuranların İslam’a, geleneklerine ve örfüne de saygısı yoktu. Şam sarayında zevk ve sefa içinde yaşıyorlardı. Tek amaçları bu sefil hayatlarını ve iktidarlarını devam ettirmekti.
Nitekim Yezid, iktidarının devamı için; Medine’yi işgal edip, yağmalamaktan, yüzlerce sahabeyi şehit etmekten, binlerce mümini katlettirmekten de çekinmemişti.
Aynı Yezid, kutsal şehir Mekke’ye de saldırmış, Mancınıklardan attırdığı taş gülleleri ile Kabe’ye zarar vermiş ve Kabe’nin örtüsünün yanmasına da sebep olmuş birisiydi.
Kısaca, gerek Muaviye gerek Yezit İslam dinine kalpten değil, göstermelik olarak inanmış bir aileden geliyordu. Bu nedenle Ehlibeyt’e kast etmişlerdi.
Bugün Kerbela’yı anmak Filistin’de, Gazze de, Lübnan’da, İran’da emperyalistlerin ve Siyonistlerin saldırısına uğrayan mazlum ve masum olanların hakkını savunmaktır.
Bugün Kerbela’yı anmak, dünyanın neresinde olursa olsun, rengi, dili, dini ve mezhebi ne olursa olsun, ezilen, zulme uğrayan, katledilen tüm insanların hakkını savunmaktır. Çünkü bu değerler evrenseldir.
Peygamberlerin tebliğ ettiği hiçbir kutsal kitapta insanlara zulüm ve katliam yoktur. Hepsi de iyiliği öğütlemiş, barış içinde yaşamayı ve adalet ilkeleri doğrultusunda yönetmeyi emretmişlerdir.
İşte; Anadolu İslam’ın temsilcileri olan Hacı Bektaş-ı Veli, Rum ve Horasan erenleri bu ilkeler doğrultusunda irşat da bulunmuş ve coğrafyamızı bir güneş gibi aydınlatmışlardı.
Onların İslam anlayışı hoş görüye, Allah sevgisine, peygamber sevgisine, Ehlibeyt sevgisine ve insan sevgisine dayanıyordu.
Onların İslam anlayışı, korku üzerine değil, sevgi üzerine inşa edilmişti. Onun için tebliğ ettikleri değerler evrensel olmuştur. Onun için bugüne kadar ayakta kalmıştır.
İnsanlığın kutsal değerleri için şehit olan başta peygamber efendimizin ciğer paresi Hz. Hüseyin olmak üzere, tüm Kerbela şehitlerini rahmet ve minnetle anıyor, ruhları şad, mekanları cennet olsun. Onları hunharca katledenlere de lanet olsun.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Ayhan Aytaç Yazarefendi
23-06-2026 21:33Allahu Ekber İstanbul u aldık ve Kabe'nin rabbine andolsun ki biz kazandık elhamdülillah şeytanlarimizi Müslüman ettik Ebu Süfyan Muaviye yezit Mervanları... Cümle sırlar bize ayan bizde Faş olur vesselam u darusselam der pir gerçek veli sirnamesi huu ekber...