İstanbul
26 Mayıs, 2026, Salı
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

İNANCINI VE İDEOLOJİSİNİ KAYBEDENLERİN SONU

26 Mayıs 2026, Salı 02:36

Devrimlerin ve karşı devrimlerin tarihi incelendiğinde; ya bir inanç üzerinden ya da bir ideoloji temelinde yapıldığını görürüz.

Antik çağlardaki devrimler inanç temelinde gerçekleşirken, ortaçağ ve ondan sonraki dönemlerde yapılan devrim ve karşı devrimlerin ise, bir ideoloji temelinde gerçekleştiğini görürüz. Peygamberlerin ve dini önderlerin inanç temelinde getirdikleri ekonomik ve siyasi sistemler o dönemin toplumlarını ileriye götürmeyi amaçlıyordu.

Örneğin, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’e inen ayetler ve peygamberlerin eylemleri o dönemdeki toplumları ileriye götürmek amacını taşıyordu. Kutsal kitaplardaki ayetler ve peygamberlerin eylem ve sözleri incelendiğinde bunu görebiliriz.

Gerek ayetler gerek peygamberlerin söz ve eylemleri iyi insan olmayı, ahlaklı olmayı, adaletli olmayı, başkasının hakkına saygılı olmayı öğütlüyordu. İnsanların bu kurallara uymasını sağlamak için de Tanrı sevgisini, insan sevgisini ve doğa sevgisini en önde tutuyordu. Konumuzla ilgili olarak kutsal kitaplardaki ayetlerden örnekler verdiğimizde bunu görebiliriz.

Tevrat, Levililer, bölüm 19: 3. Ayet, “Herkes annesine, babasına saygı göstersin.”

Levililer, 19. bölüm, 9-18. Ayetler: “Ülkenizdeki ekinleri biçerken tarlanızı sınırlarına kadar biçmeyeceksiniz. Arta kalan başakları toplamayacaksınız. “

“Bağ bozumunda bağınızı tümüyle devşirmeyecek, yere düşen üzümleri toplamayacaksınız. Onları yoksullara ve yabancılara bırakacaksınız. Tanrınız Rab benim.”

“Çalmayacaksınız, hile yapmayacaksınız, birbirinize yalan söylemeyeceksiniz. Benim adımla yalan yere ant içmeyeceksiniz. Tanrınızın adını aşağılamış olursunuz. Rab benim.”

“Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın.”

“Sağıra lanet etmeyecek, körün önüne engel koymayacaksın. Tanrı’dan korkacaksın. Rab benim.”

“Yargılarken haksızlık yapmayacaksın. Yoksula ayrıcalık göstermeyecek, güçlüyü kayırmayacaksın. Komşunu adaletle yargılayacaksın. “

“Halkının arasında onu, bunu çekiştirerek dolaşmayacaksın. Komşunun canına zarar vermeyeceksin. Rab benim.”

“Kardeşine yüreğinde nefret beslemeyeceksin. Komşun günah işlerse, onu uyaracaksın. Yoksa sen de günah işlemiş olursun.”

“Öç almayacaksın. Halkından birine kin beslemeyeceksin. Komşunu kendin gibi seveceksin. Rab benim.”

Hz. Musa’ya inen ayetler incelendiğinde, hak, adalet, insan ve Tanrı sevgisinin başta gelen ilkeler olduğu görülmektedir. Aynı ilkelerin İncil’de ve Kur’an’ı Kerim’de de yer aldığını görmekteyiz.

Matta incili 22. Bölüm, 37-40. Ayetler:

"Tanrın Rab’bi tüm yüreğinle, tüm canınla, tüm anlayışınla seveceksin. En önemli olan ve başta gelen buyruk budur. İkincisi de bununla eşit değerdedir: 

İnsan kardeşini kendin gibi seveceksin. Tüm ruhsal yasa ve peygamberlerin öğretisi bu iki buyruğa dayanır.”

Yukarıda Tevrat’da ve İncil’de verdiğimiz ayetlere benzer sözler Kur’an’ı Kerim’de de yer almaktadır. Bu  ayetlerden bazıları şunlardır:

MAİDE SURESİ 8. Ayet: “Ey inananlar! Allah için daima doğru hüküm verin. Adalete tam uygun şahitlikte bulunun. Bir millete olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın. “

SAD SURESİ 26. Ayet: “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde hükümran yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet.”

NİSA SURESİ 58. AYET: “Hiç şüphe yok ki Allah size devlet işlerinde emanetlerinizi ehline teslim etmenizi ve insanlara hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.

NAHL SURESİ: 90. Ayet: Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder. Hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan men eder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.”

Yukarıda Kutsal kitaplarda verdiğimiz ayetler incelendiğinde; hak, adalet, eşitlik, insan ve Tanrı sevgisi üzerine olduğunu görmekteyiz.

Aynı ilkelerin benzerlerini Ortaçağ ve daha sonra gerçekleşen sosyal devrimlerin ilkelerinde de görmekteyiz. Örneğin; 1789 Fransız devriminin ilkeleri arasında eşitlik, adalet ve insan sevgisi başta gelmektedir. Aynı ilkelerin diğer ulusların gerçekleştirdiği sosyal içerikleri devrimlerinde de yer aldığına şahit olmaktayız.

Özetleyecek olursak; gerek inanç gerek ideoloji temelli devrimlerin toplumları daha eşit, daha adaletli bir sisteme götürmeyi amaçladıkları görülmektedir. Ne zaman ki bu ilkelerden uzaklaşıp, despot ve zulme dayalı bir düzene doğru gidilmiş ise, işte o zaman devletlerin dağılma ve yıkılma süreci de başlamıştır.

Çünkü; hiç bir toplum ve devlet düzeni zulüm ve baskıyla ayakta kalamamış, yine hiç bir devlet Zulüm ve baskıyla abad da olamamıştır. Zira, bu yönetim modeli toplumları ayrıştırır, kamplaştırır ve sonunda düşmanlaştırır. Bu da o ülkeyi iç kargaşalığa ve yıkıma götürür. Tarih bu örneklerle doludur.

Emevi imparatorluğu bu nedenle yıkılmıştır. Eşitlik ve adalet ilkelerini kendine rehber alarak kurulan Sovyetler Birliği; Macaristan, Çekoslovakya ve Afganistan’ı  işgal etmeye başladığında yıkıma gitmiştir. Çünkü, yönetimde baskı ve zulüm politikası esas alınmıştır. Bunun sonucunda Sovyetler Birliği de tarihteki yerini almıştır.

Kısaca özetleyecek olursak, hak, adalet ve eşitlik ilkelerini esas alarak yönetilen devletler hem uzun ömürlü olmuş hem de toplumlarını barış içinde bir arada tutmuşlar, bu yolla kalkınmalarını ve gelişmelerini tamamlayarak refah ülkeleri olmuşlardır. Tersini yapanlar ise, hem uzun ömürlü olamamış hem de halkına refah sağlayamamışlardır.

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum