İstanbul
16 Şubat, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

ALEVİ-BEKTAŞİ İNANCINA ÖZGÜ KURUMLAŞMA

15 Şubat 2026, Pazar 23:35

ALEVİ-BEKTAŞİ İNANCINA ÖZGÜ KURUMLAŞMA

Bir Üst Kurul Adı Altında Kurumlaşma

Mevcut Alevi-Bektaşi kurumları, ocakları ve toplum içindeki kopukluklardan dolayı Alevilik-Bektaşilik içi, her kuruma ve kesime aynı mesafede duran bir Alevi-Bektaşi üst kurulun oluşturulmasına zorunlu ve büyük bir ihtiyaç vardır. Bu kurul, bazı fedakârlıkları göze alarak Alevi-Bektaşi kurumlar, ocaklar arasında ve toplum içi dağınıklığı giderip birlik beraberliği sağlayan bir çatı misyon üstlenmelidir.
Ayrıca, Alevi-Bektaşi inancını ve toplumunu genel olarak temsil eden ve kabul görerek devletle direk muhatap olan bir kurumun oluşturulmasına da zorunlu ve büyük bir ihtiyaç vardır. Böylesi bir kurum, Alevilik-Bektaşilik kurumları, ocak ve toplum adına devletle istişare içinde Aleviliğin inanç, kültür, eğitim, kurumsallaşma, hizmet gibi konularda doğru adımlar atılar.

Tek Çatı Altıda Kurumsal Kimlik

Bu amaçla, Alevilik-Bektaşiliğin özüne uygun olarak kurumsallaşması için öncelikle “ANADOLU ALEVİ, BEKTAŞİ İNANÇ VE KÜLTÜR OCAĞI” (AABİKO) adı altında “Hak Muhammed Ali” birliğinde bir “üst ana ocak kurumu” oluşturulmalıdır. Çünkü Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel kimliği "Hak Muhammed Ali Yolu" "Ocaklık" ve Anadolu'ya özgü olarak şekillenmiştir.
Bu ocak Aleviliğin kuruluşu olan Kırklar Meclisine özgü, kırk kişilik bir meclis ile temsil edilmeli ve bu meclis Alevi-Bektaşi kuruluşuna özgü olarak “KIRKLAR MECLİSİ” denilmelidir. Dört yılda bir kırk kişilik meclis görevini dönüşümlü olarak kırk kişilik başka isimlere bırakmalı. Aynı şekilde her dört yılda bir, kırk kişiden biri bu meclise başkanlık yapmalıdır.


Kapsayıcı Görev Dağılımı

Kırk kişilik mecliste, on kişi günümüz dernek ve Cem evi başkanlarından, on kişi ocaklardan, on kişi yazar ve akademisyenlerden, on kişide toplumun kanaat öncüleri gibi kesimlerden oluşmalıdır.

On kişilik dernek ve Cem evi başkanları, mevcut dernek ve cem evlerinden ve kuruluşların “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocakla” ilişkilerinden ve diğer sorunların çözümünde sorumlu olmalıdır.

On kişilik ocak temsilcileri, Anadolu Alevi ocakların örgütlenmesi ve “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağıyla” birlikteliğinden sorumlu olmalıdır.

On kişilik yazar akademisyen, Alevi-Bektaşi tarih, inanç kültürün yaygınlaşmasından sorumlu olmalıdır.

On kişilik, toplumun kanaat öncüleri de, toplumun “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağı” etrafında örgütlenmesi ve ayrıca Alevilik ve Bektaşiliğe özgü siyasi ve ideolojik alanlardan sorumlu olmalıdır.

İhtiyaç duyulduğu alanlarda, "Kırklar Meclisin" bu on kişilik üst görevlendirmelerin alt görevlendirmeleri veya kurumların da ayrıca "On İki İmamı" temsilen on iki kişilik görevlendirmeler yapılmalıdır.

Aynı zamanda bu kırk kişilik meclis Anadolu ve Avrupa’daki Aleviliğin tüm sorunlarını çözmek konumda hem Alevilik-Bektaşilik içi, hem de devletle muhatap konumunda bir “üst kurum” olarak kabul görerek görev yürütmelidir.

Tüm Anadolu ocakları ve talip toplumu tespit edilip kayıt altına alınarak “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağına” bağlı bir dayanışma ortamı, görev dağılımı ve sorumluluk üstlenilmelidir. Uzun yıllara yayılarak gelişip büyüyen bu kurumsal yapılanma ve örgütlenme içinde kırk kişilik meclis dahil, her alanda dönüşümlü olarak iki illa dört yılda bir hak sahibi herkese görev verilecek şekilde düzenlemeler yapılmalıdır.

Aleviliğe Özgü Tanımlama

Günümüzde Alevi kurumları için kullanılan “Kültür Dernek” isimleri yerine, “İnanç, Kültür Merkezi” federasyon, konferadasyon yerine, “İnanç Kültür ve Cem Evi Birliği” gibi Alevilik-Bektaşiliğe özgü ifade veya kavramlar kullanılmalıdır. İnanç, kültür ve sosyal yapı Dört Kapı öğretisi ve sistemi içinde bir yasal düzene kavuşturularak, Alevilik-Bektaşilik kendi özgün ve ayrıcalıklı kimliğiyle örgütlenme ve eğitilmesine imkân sağlanmalıdır.

Tüm bu kurumsal yapılanmalar kapsamlı yazılı ilkelerle ve uzlaşmalı ortak yazılı tüzüklerle resmi olarak kayıt altına alınmalıdır. 

İnanç, Kültür Görev Ağı

Alevilik-Bektaşi toplumun geniş kesimleri içinde inanç, kültür, eğitim, sosyal ve siyasi yapılar üzerinden alınan görevlerle bir kurumsal ve toplumsal ağ kurularak her alanda toplumun gelişip ilerleyişi ve temsil edilmesi sağlanmalıdır. Böylesi olumlu bir oluşum zamanla hem Alevi-Bektaşi toplumuna hem de ülkeye ve ulusa da olumlu bir geri dönüşüm sunacaktır.

Alevilik-Bektaşilik Vizyonu ve Misyonu

“Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağı” adı altında kurulan üst kurul olan “Kırklar Meclisi” Kırklar Meclisinde olduğu gibi din, dil, ırk ve siyasi ayrımı yapmadan, çıkar ve mevki hesabı yapmadan, Dört Kapı öğreti ve sistemine göre ve özellikle Hakikat Kapı öğreti ve ilkelerine göre Hak, hakikat adına vizyon ve misyon üstlenmelidir. Anadolu’daki tüm faklı toplumlarla ve devletle ilişkilerini “Kazan Kazan pragması” ile yürüterek Anadolu toplumların ve tarihinin ortak aklı olmalıdır. 

Muhataplarla İşbirliği 

“Kırklar Meclisi” devletle uzlaşı içinde, günümüzde Alevilik-Bektaşilik adına kurulan Alevi, Bektaşi Kültür ve Cem Evi Başkanlığını Cumhur Başkanlığına bağlanması için çaba sarf ederek bu başkanlıkla ve diğer devlet kurumlarıyla (Milli Eğitim, Valilik, Belediye vb) dayanışma içinde eşit yurttaşlık hakkı üzerinden hizmet almalıdır. Devlettin kurumsal (Milli Eğitim, Valilik, Belediye vb) kaynakların, Alevi, Bektaşi Kültür ve Cem Evi Başkanlığı bütçesi ve Alevi-Bektaşi toplumundan gelen bağışların inanç, kültür, eğitim ve her alanda tasarruflu ve doğru kullanılmasına danışmanlık, rehberlik ve öncülük yapmalıdır.

Ayrıca, "Kırklar Meclisine" ait bağımsız bir bütçe oluşturularak Kırklar Meclisinde görev yapanların mağdur olmamaları için bu bütçeden uygun miktarda bir maaş bağlanmalıdır.

Yeni Bir Başlangıç

Bu samimi örgütlenme ve kurumsallaşma Alevi-Bektaşiliğin tüm sorunlarını zamanla çözeceği gibi kendi tarihsel hafızasının da olumlu yönde güncelleyerek Alevi-Bektaşi toplumun, devlet ve diğer Anadolu toplumların hep birlikte kazançlı çıkacağı bir geleceği inşa etmeye yardımcı olacaktır. Tüm farklı toplumsal unsurlarla binlerce yıldır paylaştığımız Anadolu coğrafyasını, sayısızca yıl daha paylaşacağımıza göre huzurlu bir gelecek için bütün bu gelişmeleri karşılıklı olarak kısa sürede yerine getirmek zorundayız. 

Dağınıklığı Gidermek

Evet, belki inanmayacaksınız ama çözüm yolu bu kadar basit. ...Bu Amaçlı Çözüm İçin Tüm Şartlar Hazır Ve Tüm Kolaylıklar Mevcut... Yeter ki hiçbir çıkar gözetmeden, hiçbir art niyet beslemeden, hiçbir şart ileri sürmeden ve hiçbir oluşumun etkisi altında kalmadan, hiçbir şüphe duymadan herkes gerçek anlamda özverili ve gönülden davranıp bu yapılanmaya katkı sağlamalıdır. Alevi, Bektaşi toplumun birlikteliğini ve inancını düşünen gönüllü insanlar bu oluşum içinde görev alıp elinden gelenin en iyisini yapmaya kendini adasınlar. Bu kurumsallaşmayla çok kısa sürede hiç umulmayan, önemli ve pozitif gelişmeler her alanda his edilip yaşanacaktır.

Günümüzde Alevilik-Bektaşilik adına kurulan dağınık, bütüne hizmet etmediği için istikrarsız, güven vermeyen ve bölünmüş kurumlar, bu yola kendi ve inancın sonunu getirmek yerine, birlikte, istikrarlı ve güven veren “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağı" çatısı altındaki oluşumla kendi varlığını ve Alevi inancını devamlı ve daha güçlü hale getirmeye olanak sağlayacaktır.

Özüne Bağlı Olarak Uzlaşma

Alevilik-Bektaşiliğe özgü bu yapılanma bir yandan özüne sadık kalacak, bir yandan Alevi-Bektaşi inanç, kültür ve sosyal birlikteliğini koruyacak, bir yandan özerk olarak devletle işbirliği ve entegre içinde olacak, bir yandan mevcut kurumların Aleviliğe özgü devamlılığını sağlar. Bir yanda da gönümüz koşullarına ve çağına ayak uydurarak geleceğe daha sağlıklı adımlarla yol almasını sağlayacaktır.

Zorunlu Çıkış Yolu

En önemlisi de bütün bunların bir arada bulundurulması günümüz çağında artık bir zorunluluktur. Çünkü global ve evrensel oluşum içinde olan günümüz çağında hiçbir kişi, toplum ve ilgili kurum tek başına hiçbir anlam taşımaz. Kişi ve toplum ve ilgili kurum kendi özüne bağlı olarak farklı toplumlarla, devletle ve tüm evrensel gerçeklerle iletişim, dayanışma ve işbirliği içinde olduğunda o kişi, toplum ve ilgili kurum kendine özgü olarak güçlü ve devamlı olur. Bu dayanışma ve işbirliğinden kaçınan ve yoksun olan kişi, toplum ve ilgili kurum yıkılmaya ve yok olmaya mahkûmdur.
Bunun en bariz örneği de, Orta Doğu toplumların yukarıda yazdığım işbirliği ve evrensel değerlere göre tüm farklılıklarıyla birlikte hareket ederek güçlü olmak yerine, din, dil, mezhep, siyasi ayrışma ve çatışmaları tercih edip istikrarsız ve dağılmış haliyle güçsüz hale düşmesidir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum