İstanbul
16 Temmuz, 2024, Salı
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

ALEVİ İŞ AHLAKI!

22 Nisan 2024, Pazartesi 20:29

İşçi ve işveren arasındaki ilişkinin en önemli olgusu emektir. İşçi emeğinin karşılığını, işveren ise verimlilik ister.

Yaklaşık 22 seneden beri çalıştığım firmada yöneticilik yapmaktayım. Kendimde bir işçi olarak yerine getirmem gereken ve uymam gereken altın kurallar var. Bunlar öncelikle saygı ortamı yaratmak ve yapılan emeğin karşılığının ödenmesi.

Bir işe girmişseniz eğer, istediğiniz maaş haricinde size saygı ile yaklaşılmasını ve icra edeceğiniz görevinizin işyeriyle alakalı olması gerekmektedir. Özellikle işverenlerin bu konuda çok dikkatli olması gerekmektedir. İşçinize karşı yaptığınız yorumlara, hareketlere ve yaklaşma mesafesine dahi dikkat etmek zorundasınız.

İş hayatı boyunca bu konuda defalarca eğitim aldım, kanunda ne gibi cezaları var ve sonuçları üzerine bilgilendirildik. İşçi ve işvereninde eleştiriye açık olması ve bir fırsat olarak değerlendirilmesi istenir.

Bir emekçi olarak, yöneticilik eğitimlerinde aldığım eğitimin önemini ve uygulanmasının işçi ve işveren ilişki sağlığı açısından kurallar çerçevesinde olması her iki taraf için koruyucudur.

Aleviler olarak rızalık, edeb, dürüstlük, saygı ve emek inanç öğreritimizde en üst konumdadır. Günümüz kapital sistemde bu değerler yaşatılabilinir mi?

Kapital sisteme dayalı “Alevi iş ahlâkı” uygulanabilinir mi?

Temelde var olan sosyal kural değerlerimizi bir disiplin modeli olarak uygulayabilir miyiz?

Bizler, tarihte bu değerli iş ahlâki kuralları uygulayan ve yaşatan ilk topluluğuz. Tarihimizde fütüvvet ehli olan Ahi cemaatimiz vardı.

Sadece inanç toplumu olarak değil, bir zanaatkâr topluluğu olarakta bir işverenin ve işçinin arasındaki ilişkiyle beraber ürününü sunduğu müşterisine karşıda ne gibi sorumluluklar taşıması gereken özellikleri de kurallaştırmışlardır.

İşveren ve işçinin yaptığı hatalar cezalandırılmış ve tekrarı durumunda işyerlerini başkalarına devretmiş ve toplumdan uzaklaştırarak ceza vermişlerdir.

Hani, Türkiye’de çok kullanılan “papucunu dama atmak” deyimi vardır, işte bu Ahi canlarımızın uyguladığı ceza sonucu ticaretten men edilen, nefsine düşen işverenlere uygulanan bir nişâne idi.

Ahiler’de uygulanan ceza ve ahlak sistemi üzerine kaynaklara göz atmanızı tavsiye ederim.

Aleviler herdaim yaşadıkları mecralarda dürüstlüğe ve rızalığa çok önem vermişlerdir. Mümkün mertebe tarihimizde yaşatmaya özen göstermiş ve uygulamışlardır.

Bu gibi değerler, insan yetiştirme ve insan kalabilme kurumlarımızda öğretilmiyor.

Varsa-yoksa nasıl inkâr ederiz, nasıl propaganda söylemlerde bulunuruz…

Arkası önü olmayan ve kendilerinin dahi inanmadığı, uygulamadığı söylemler.

Aranızda bir çok işveren canımız var, Alevilik ilke esaslarını bir Alevi olarak ne kadar yaşatabiliyorsunuz?

Mümkün değil” demeyin, iki dünya devi firmada çalıştım, halen çalışmaktayım. Her sene düzenli eğitimler almaktayım.

Alevi inanç kimliğini taşıyan ve sözde ne kadar emekçinin emeğine saygı naraları atan “sosyalist”, “devrimci” olduğunu düşünen insanların özellikle bu konuda sınıfta kalmalarını nasıl değerlendirmeliyiz?

Bir işçiyi işe aldığınızda, köle almıyorsunuz. Bir insan ile kontrat imzaladığınızı ve sadece ama sadece işyerinizle alakalı işlerde ve kendisine görev biçtiğiniz alanda çalıştırmak zorunda olduğunuzu unutmayınız. Kendi özel işlerinizde, çoluk çocuğunuzun hizmetinde çalıştıramazsınız.

Ve bundan rahatsız olan işçi haklı olarak sizinle olan iş-işçi ilişkisinden ayrılmak isterse bu işçinin en doğal hakkıdır. Bu kanunen de sabitlenmiştir.

İşçiyi özelinden arayıp aşağılayıcı, küçük düşürücü ifadeler kullanamazsınız. Siz yazılı bir metin yok ayağına gidersiniz, fakat bu çok ciddi bir suç olarak kabul edilir.

Unutmayın ki, kendinize ve çocuğunuza yapılmasını istemediğiniz bir hareketi bir başkasına ve evlatlarına yapamazsınız.

Şayet böyle bir saygısız ve nefsani eylemde bulunuyorsanız, kanun huzurunda cezalandırırsınız. Hele bunu Avrupa ülkelerinde yapmışsanız, sizin için çok ciddi sonuçları olur.

Sık sık tanıdığımız dostlarımızdan böyle vakaları duymaktayız. Aleviler açısından utanılacak bir durum.

Kapitalizmin “devrimci” işverenleri olan bazı şahısların, Alevi derneklerinde ne kadar “devrimci” olduklarını vurguladıklarını, ama kendi işyerlerinde ne kadar faşist bir tutum içinde olduklarını görünce, kısacası midem bulanıyor.

Bir canımız iş arıyor ve bu durumu bilen restoran sahibi sözde “sosyalist, devrimci” biri bu canımızı iki gün çalıştırdıktan sonra 100.- sFr. verip sarf edilen emeği “ödüllendirmek” istiyor.

İsviçre’de yaşayanlar bilir, bu miktarın bahşiş olamayacak kadar hakaret olduğunu.

Bu canımızda tutuyor kendi cebinden 100.- sFr. daha çıkartıp bu restoran sahibinin verdiği paranın üzerine ekleyerek “benden sana katkı, git kendine bir işçi tut” diyerek geri veriyor.

Buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz, defalarca kurumlarımızda böylesi şahıslarla karşılaştık.

Maalesef bu durumu bire bir yaşayınca, Alevi olarak nasıl kendi değerlerimizden ve öğretimizlerden uzaklaştığımızı, kendi namıma da olsa, anlıyorum.

Ve maalesef, tam da bu tür şahıslar bir çok kurumumuzda değer görüp, seni beni ötekileştiren çok “muhterem” kendini “Alevi” olarak tanımlayan insanlar.

Bu tür insanların dilleri çatal, dün söylediğini bugün kolayca inkâr edebiliyorlar. İnsanlara yaşattıkları travmalar umurlarında değiller.

Gözlerini para kazanma ve hırs bürümüş.

Yazık…

Bu tür mahluklara kanuni yollardan cevap verilmesi gerekir ve öyle de yapılacak.

İllâ Hû!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum