İstanbul
01 Haziran, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

DÜŞKÜNLÜK NEDİR, DÜŞKÜN KİME DENİR?

31 Mayıs 2026, Pazar 19:44

 Cumhuriyet Halk Partisi içindeki mücadele Alevi Bektaşilerin toplumsal meşruiyetini düşüren, itibarsızlaştıran hatta bütün Alevi Bektaşileri hedef haline getiren bir hâl aldı.

Yıllarca söyledik. Dilimizde tüy bitti.

Alevilik bir inançtır. İnancımızı siyasete alet etmeyin”, dedik.

Her Alevi Bektaşinin istediği partide siyaset yapma hakkı vardır, ancak siyaset inanç kimliği ile yapılmaz”, dedik!

Sizin kapacağınız bir koltuk içini feda ettiğiniz şeyin bedelini bütün Alevi Bektaşiler olarak biz ödüyoruz, ödeyeceğiz”, dedik.

Dinletemedik!

Bir muhtarlık, bir belediye meclisi üyeliği, zor da olsa belediye başkanlığı, neredeyse imkansız milletvekilliği için onlarca istismarcı inancımızı siyasi partilerin kapısında meze yaptı.

Şimdi, CHP içinde kavga eden tarafların birbirlerine karşı en önemli hakaret argümanı “Alevilik” oldu!

Uyarılarımızı dinlemeyen Aleviliği istismar eden siyasetçi bozuntuları, söyleyin şimdi: Eserinizden memnun musunuz?

* * *

CHP 38. Olağan Kongresi’nin “mutlak butlan” olarak yok hükmünde sayılması ile, kongreyi yeniden tekrarlamakla görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığındaki ekiple sosyal medyada savaşan İmamoğlu/Özel ekibi sürekli Alevilik inancını gündeme getiriyor.

Bunda şaşılacak bir şey yok.

2023 seçimlerinden önce yazdığım makalemde, Kılıçdaroğlu’nu Alevi Bektaşi inancı sebebiyle “kazanamayacak aday” tartışması ile yenilgiye zorlayan ekibi deşifre etmiştim.

Makalemi BURADAN TIKLAYARAK OKUYABİLİRSİNİZ.

Aynı çevreler geçen hafta da “Alevi dedeleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu düşkün ilan etti” yalan haberini sosyal medyaya servis ettiler.

Araştırınca gördüm ki, yalan habere konu olan konuşma Meltem TV’de bir programa katılan Hasan Hüseyin Tekin’e ait. Meltem TV ve merhum Haydar Baş’ın Bağımsız Türkiye Partisi’nin elemanı olan Tekin, İmamoğlu/Özel ekibine desteğini ve Kılıçdaroğlu’na muhalefetini ölçüsüz kelimelerle ifade ettiği konuşmasının bir yerinde “Bana ulaşan bilgilere göre Alevi dedeleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu düşkün ilan etti” diyor.

Ortada ne bir belge, ne bir konuşma, ne bir kaynak var!

Tekin’in bu konuşması derhal sosyal medyaya servis ediliyor ve Kılıçdaroğlu’na karşı kullanılıyor!

Planlı, organize bir sosyal medya çalışması!

* * *

Hasan Hüseyin Tekin, yaydığı gerçek dışı bu iftira nedeniyle tövbe etmiş midir, utanmış mıdır, bilemiyorum.

Ama, ağzından çıkan bu cümlenin Kemal Kılıçdaroğlu’nu sosyal medyada tekfir etmek için kullanılması nedeniyle bir hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum.

En azından, bu hesabın kendisi ile Yüce Yaradan arasında görüleceğini söyleyebilirim.

Biz ise, okura “düşkünlük” denilen durumun insanların tekfir edilmesi ile eş anlamlı olmadığını, Alevi Bektaşi inancında iç yargılama hukukunda verilen en yüksek ceza olduğunu belirtmek zorundayız.

Hiç değilse, meraklı okura sosyal medyada oynanan düşkünlük tiyatrosunun dışında kalan gerçeği anlatmak zorundayız.

O halde, başlayalım.

* * *

Alevi Bektaşi inancı “ocaklar” üzerinden yürütülmektedir. Ocaklar bir bakıma tekke örgütlenmesidir. Ocakların dini liderleri ise “dedeler”dir. Dedeler, Ehl-i Beyt evlatlarıdır.

Alevi Bektaşi inancının temel inanç ritüeli “cem”lerdir. Cemlerde ise, ibadetin yanında topluluğun tüm sorunlarına da çözüm bulunur.

Bu noktada, topluluk içerisinde “suç” kavramı altında anlaşılabilecek tüm fiillerin de çözüm yerinin “cem meydanı” olduğunu belirtmek zorundayız.

Cem meydanı”nda kurulacak “dar divanı” topluluk içerisindeki sorunların ifade edildiği ve çözüm bulduğu “organ”dır.

Geleneksel ilke odur ki, “dar divanı” sulh ile sonuçlanmadan ibadet başlayamaz.

Çünkü, cem meydanı “razı olan ve razı olunmuşlar” (Fecr Suresi, 28) topluluğunun birlikte ibadet yaptıkları bir mekandır.

Şah Hatâî’nin “Erenler cemine kimse giremez, Edeb ile erkân yol olmayınca” dizeleri de cem meydanına alınan “kul”un sıradan bir varlık olmadığına vurgu yapar.

Cem ibadeti başlamadan önce, katılanların “razı olan ve razı olunmuşlar” topluluğu olduğunun teyit edilmesi amacıyla “dar divanı” kurulması bu nedenledir.

* * *

Alevilikte “Dar divanı” toplumsal adaletin, vicdani hesaplaşmanın ve kul hakkının sorulduğu, herkesin birbiri ile razılaştığı ve helalleştiği manevi bir mahkeme anlamına gelir.

Bu “mahkeme” her cem birliğinde ibadete başlamadan önce mutlaka kurulur.

Dar” kelimesi Hallâc-ı Mansur’un asıldığı ağacı/dar ağacını telmih ederken, “Divan” ise yüksek adalet meclisi, hesap sorma yeri anlamına gelir.

Dolayısıyla Dar Divanı, “Hakk’ın ve halkın huzurunda, hakikat meydanında hesap verme makamı” demektir.

Dar divanı”, işin özünde “Ölmeden önce ölünüz” (mûtû kable en temûtu) hadisinin Alevi inancındaki somut uygulamasıdır.

Dara duran” canlar, kendilerini sembolik olarak ahiretteki hesap gününde kabul ederler. Henüz hayattayken, kendi rızalarıyla topluma ve Ehl-i Beyt evladı Pir’e hesap vererek nefislerini sorgulatırlar, hatalarından arınırlar.

Eğer bir can ceme katılanlardan herhangi birisinden şikayetçi olursa, cem ibadeti orada durur. Sorun çözülene, haksızlık giderilene ve davacı olan canın rızalığı alınıp helalleşme olmadan “Dar Divanı” sona eremez ve ceme devam edilmez.

Aynı şekilde, üzerinde kul hakkı olan, birini inciten veya birinden haksızlık gören kişi de üzerinde hak iddiası olan, incittiği veya haksızlık yaptığı kişiden rızalık almadan ceme katılamaz, ibadet edemez.

* * *

Dar divanında farklı sorunlara güncel ve yerel farklı çözümler bulunur. Bu noktada, aynı soruna her yerde aynı çözüm uygulanmayabileceğini de en baştan belirtmek gerekir.

Dar divanı “mahkeme” ise de, farklı ocaklarda aynı soruna farklı çözümler uygulandığı görülmüştür. Alevilik Bektaşilik kendi içinde Hanefi veya Şii mezheplerindeki gibi bütüncül bir hukuk (fıkıh) geliştirememiştir.

Ancak, “yol”dan sapan, (eşine ve ocağına) ikrarını (sözünü) bozan, ahlaki veya toplumsal kuralları çiğneyerek toplumun gözünden ve Hakk’ın rızasından düşen kişi “düşkün” olur.

Yani, “düşkünlük” Alevilik Bektaşilikte dar divanında verilebilecek en büyük cezadır.

Düşkünlük, Hristiyanlıkta aforoz benzeri dinden kovulma değildir.

Düşkün ilan edilmiş kişinin “cezası” sosyal olarak tecrit edilmekten ibarettir.

Bu bakımdan, “Düşkünlük” cezası için, Alevi Bektaşiler arasında toplumsal düzeni, ahlakı ve inanç sistemini korumak amacıyla geliştirilmiş en büyük sosyal ve manevi yaptırım mekanizmasıdır, diyebiliriz.

Kurulan dar divanında, suçlanan ve suçlayanın da katıldığı ortamda delilerin ikna edici, tanıkların söz birliği ile verilecek düşkünlük cezası göçebe ve kırsal Alevi toplumlarında bir insan için adeta “sosyal bir ölüm” anlamına gelirdi. Bu yüzden de, suç oranını neredeyse sıfıra indiriyordu.

Alevilikte dar divanı kurmanın amacı insanı eğitmek, vicdanen olgunlaştırmak ve topluma yeniden kazandırmaktır. Bu yüzden düşkünlük cezası genellikle geçicidir.

* * *

Bu yazımızda, Kemal Kılıçdaroğlu ile karşıtları arasında süren polemikte taraf olmak için değil, ama Alevilik Bektaşilik açısında yüzlerce yıl olumlu sonuçlar vermiş, sosyal denetim mekanizması olan dar divanı ve onun vereceği cezalardan en önemlisi olan düşkünlük hakkında sosyal medyada sorumsuz ve saygısız istismara karşı bilgilendirme yapmak istedik.

Cumhuriyet Halk Partisi ülkemizin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi olması hasebiyle siyasi hayatımızda büyük etkisi olan bir partidir. Ancak, bizim işimiz parti içi tartışmalarda taraf olmak değildir.

Alevi Bektaşi toplumunun Cumhuriyet Halk Partisi’nden beklentilerini ise, bir sonraki yazımızda ele alacağız. 

Yorumlar

  • yorum avatar
    Ayhan Aytaç Yazarefendi
    31-05-2026 21:23

    Ali Rıza beye teşekkür...Birçok tecrübe ile tespit ettim ki Haydar baş ilim kadrosu onu uzun süre Mehdi zannetmiştir... Özellikle abdal musa civarında olmalarının sebebi malum ordaki halife bana der ki Mehdi vefat edecek Abdal musa türbesinde yerine defnedilecek... Haydar baş ve cemaat i işte bu yüzden onu Mehdi zannetmiştir... Ve meczupları der ki Aleviler önce Haydar baş kitaplarını okuyacak sonra ona biat edecek... Ne yaptım ettim ise bir türlü hocanın Mehdi kitabını alamadım hep maddi sorun çıkardılar...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum