İstanbul
25 Haziran, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

ALEVİLER KENDİ DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMAYI ÖĞRENMELİDİR!

25 Haziran 2026, Perşembe 12:00

İnsanın içi yanıyor.

Bazen insan, kendi toplumuna bakıp derin bir hüzünle şu soruyu sormadan edemiyor:

Biz neden kendi insanımıza, kendi değerimize, kendi emeğimize sahip çıkmakta bu kadar zorlanıyoruz?

Başkalarına bakıyorsunuz; kendi içlerinden çıkan insan her türlü tartışmanın, iddianın, yanlışın içinde olsa bile arkasında duruyorlar.

İyisine de kötüsüne de, doğrusuna da yanlışına da sahip çıkıyorlar.

Kendi adamlarını kolay kolay harcatmıyorlar.

Kendi değerlerini başkalarının önüne atıp linç ettirmiyorlar.

Ama biz Aleviler ne yapıyoruz?

Kendi içimizden bir insan çıksa, bir yere gelse, bir makamda görünse, bir başarı elde etse; önce dışarıdan değil, çoğu zaman içeriden taşlanıyor.

Başkaları değil, kendi canları onu hedefe koyuyor.

Önce rakipleri değil, kendi yol arkadaşları onu yıpratıyor.

Oysa yıllardır bize ne denildi?

Aleviden bürokrat olmaz.

Aleviden belediye başkanı olmaz.

Aleviden genel başkan olmaz.

Aleviden cumhurbaşkanı olmaz.

Aleviden devlet adamı olmaz.

Bu sözler sadece birer cümle değildir.

Bunlar, bu ülkede Alevilere biçilen dar kalıbın, görünmez duvarların, ayrımcı bakışın açık ifadesidir.

Aleviyi sadece oy veren, alkışlayan, meydan dolduran ama karar mekanizmalarına gelince geri plana itilen bir topluluk olarak görmek isteyen zihniyetin dışa vurumudur.

Peki biz ne yapıyoruz?

Bu duvarları yıkmak için kendi değerlerimize sahip çıkmak yerine, bazen o duvarlara bir tuğla da biz koyuyoruz.

Bize kapıyı kapatanlara kızıyoruz ama kapıdan içeri girmeye çalışan kendi insanımızın ayağına çelme takıyoruz.

Bize “sizden olmaz” diyenlere karşı birlik olmak yerine, “ondan da olmaz” diyerek kendi elimizle kendi gücümüzü zayıflatıyoruz.

İşte asıl mesele budur.

Alevilik; insanı merkeze alan, rızalığı esas alan, adaleti, hakkı, hukuku, erkanı savunan kadim bir inanç yoludur.

Bu yolun özü, birbirini kırmak değil; birbirini tamamlamaktır.

Bu yolun özü, canı incitmek değil; canı yüceltmektir.

Bu yolun özü, dedikodu, kıskançlık, hakaret, küfür değil; edep, erkân, yol ve ikrardır.

Ama ne yazık ki bugün kendi içimizde, en küçük makam mücadelesinde bile ağır sözler, kırıcı ifadeler, hakaretler, karalamalar havada uçuşuyor.

Bir Alevi bir göreve geldiğinde ona destek olmak, eksiklerini yol diliyle söylemek yerine; onu daha başlamadan yıpratma yarışına giriyoruz.

Bu tavır kime hizmet ediyor?

Alevilere mi?

Alevi kurumlarına mı?

Cemevlerine mi?

Eşit yurttaşlık mücadelesine mi?

Yoksa yıllardır “Alevilerden bir şey olmaz” diyenlerin ekmeğine yağ mı sürüyor?

Bizim artık kendimize şu gerçeği açıkça söylememiz gerekiyor:

Kendi değerine sahip çıkmayan toplum, başkasından saygı bekleyemez.

Kimse yanlış yapmasın demiyoruz.

Elbette, kimse eleştirilmesin demiyoruz.

Elbette, görev alan herkes hesap verebilir olmalı, şeffaf olmalı, yolun edebine uygun davranmalıdır.

Ancak eleştiri başka şeydir, linç başka şeydir.

Yol diliyle uyarmak başka şeydir, hakaret etmek başka şeydir.

Yanlışa itiraz etmek başka şeydir, kendi insanını düşman gibi görmek başka şeydir.

Alevi toplumu artık bu ince çizgiyi görmek zorundadır.

Bizim kavgamız birbirimizle olmamalıdır.

Bizim mücadelemiz; ayrımcılığa, yok sayılmaya, inanç eşitsizliğine, cemevlerinin hâlâ ibadethane olarak kabul edilmemesine, Alevilerin karar mekanizmalarında yeterince temsil edilmemesine karşı olmalıdır.

Bugün Alevi çocukları kaymakam da olmalıdır, vali de olmalıdır, belediye başkanı da olmalıdır, milletvekili de olmalıdır, bakan da olmalıdır, genel başkan da olmalıdır, cumhurbaşkanı da olmalıdır.

Buna itiraz eden zihniyet varsa, ona karşı hep birlikte durmalıyız.

Ama ne acıdır ki bazen o zihniyetten önce biz kendi içimizden çıkan insanın önüne set çekiyoruz.

Bu yol bize bunu öğretmedi.

Hacı Bektaş-ı Veli, bize “incinsen de incitme” dedi.

Pir Sultan, bize zalime boyun eğmemeyi öğretti.

Hz. Ali, bize adaleti, cesareti ve hakkaniyeti gösterdi.

Kerbela, bize mazlumun yanında, zalimin karşısında durmayı öğretti.

Peki biz bu kadar büyük bir yolun evlatları olarak neden birbirimizi tüketiyoruz?

Artık silkelenme zamanıdır.

Artık kendi içimizdeki kıskançlığı, çekememezliği, bölünmüşlüğü, dedikoduyu, hakareti bir kenara bırakma zamanıdır.

Artık Alevi toplumu kendi değerlerine, kendi kurumlarına, kendi emekçilerine, kendi yetişmiş insanlarına sahip çıkmalıdır.

Çünkü başkaları bize makamları altın tepside sunmayacak.

Başkaları bize “buyurun, siz de yönetin” demeyecek.

Başkaları bize eşitliği kendiliğinden vermeyecek.

Biz bir olursak var oluruz.

Biz diri olursak güçlü oluruz.

Biz kendi değerimize sahip çıkarsak, başkaları da bize saygı duymak zorunda kalır.

Ama biz kendi insanımızı daha yola çıkmadan taşlarsak, sonra dönüp “neden bizden kimse bir yere gelemiyor?” diye sormaya hakkımız kalmaz.

Bugün Alevi toplumunun önündeki en büyük görev; kendi içinde yol dilini, birlik hukukunu, dayanışma ahlakını yeniden ayağa kaldırmaktır.

Eleştireceğiz, ama yok etmeyeceğiz.

Uyaracağız, ama aşağılamayacağız.

Hesap soracağız, ama hakaret etmeyeceğiz.

Yanlışa karşı duracağız, ama kendi değerimizi düşmana teslim etmeyeceğiz.

Çünkü, biz biliriz ki:

Yol bir, sürek binbir olsa da can birdir.

Canı inciten, yolu incitir.

Kendi değerini yıkan, kendi geleceğini de yıkar.

O yüzden artık yüksek sesle söyleme zamanıdır:

Alevilerden bürokrat da olur.

Alevilerden belediye başkanı da olur.

Alevilerden genel başkan da olur.

Alevilerden cumhurbaşkanı da olur.

Alevilerden devlet adamı da olur.

Yeter ki, biz önce kendimize inanalım.

Yeter ki, kendi değerlerimizi başkalarının insafına bırakmayalım.

Yeter ki, kendi insanımızı hırpalamak yerine, yolun edebiyle sahiplenmeyi öğrenelim.

Çünkü, Alevi toplumu sahipsiz değildir.

Bu yol sahipsiz değildir.

Bu değerler sahipsiz değildir.

Sahip çıkarsak varız.

Birbirimizi tüketirsek yok oluruz.

Ve unutmayalım:

Kendi canına sahip çıkmayan, başkasından adalet bekleyemez.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Ayhan Aytaç Yazarefendi
    25-06-2026 14:31

    Ergün Kurt cana hak ve hakikat dili için teşekkür ederim:Pir i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi der ki: bir birinizi övün... Biz ne yapıyoruz birbirimizi dövüyoruz ve sövüyoruz... Duvarlarda bir alameti farikamiz yok biz niye yokuz diyoruz... Sonra ekolojik terminolojiye göre biz Aslan familyasiyiz ki öyle kolay kolay kimse başa geçemez ki ayrıca baş olma sevdası yedi büyük günahtan olduğu için bizde kolay kolay olmaz... Kaldı ki şu ahir i ahir zamanda artık Alevi Mehdiogulları başına ancak 4 kapı 40 makam sultanımız Mehdi kizilbasbugturk geçebilir ki bir hadiste ümmet başında hiç halife yokken Mehdi zuhur edecek ise ümmet için ayrı ehlibeyt için ayrı zahir ve batın da kaim el Mehdi gelecek ki aynı anda hem imam i alevi halife i ümmet olsa gerek... İşte biz bilinçli farkındalik ile deriz ki Alisiz alevilik yok mehdisiz alevilik var... Cümle sırlar bize ayan bizde Faş olur vesselam u darusselam der pir gerçek veli sirnamesi huu ekber...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum