BİR ELMAS HİKAYESİ ALYI
27 Haziran 2026, Cumartesi 12:42Ambulans içinde çeşitli endişeler içinde kıvranarak sonunda Denizli Devlet Hastanesine ulaşınca dertlerim azalacak diye ümit ediyordum. Beni hemen acile götürüp bırakıp gittiler yapayalnız kalmıştım fakat bir müddet sonra kapı komşum Bakkal İsmail (Tandır lakaplı) ve ailesi ile kız kardeşim ve oğlu da yanıma geldiler o ana kadar yanıma sağlık personeli uğramadı artık onlar mı ayarladı sıra bana mı geldi bilemeyeceğim bir doktor geldi beş saniye baktı yanındakilere bir şeyler söyleyip gitti. Yattığım yerden olan biteni izlemeye çalışıyorum derken temizlik görevlileri geldi ve benimle ilgilenmeye başladı “hemşire nerede?” Dedimse de dinlemediler zaten bir ayağımdaki ayakkabı kazada düşmüş kot pantolon giymiştim onu makasla kesmeye başladılar ardından kırık ayağımı elleyince haklı olarak bağırdım “yahu ağrı kesici yok mu?” Cevap yok baktım kırık kemikleri birleştirmeye çalışıyorlar bu sırada bizim İsmail’in iki çocuğu yanımda ben bağırdıkça dalga geçiyorlar acısını onlardan çıkardım koşarak yanımdan kaçtılar. Ayağım müthiş ağrıyor bu arada kabaca temizlik yaptılar ama etimin içinde taş parçaları var, canım daha çok yanınca ellerinde ki iğne ile ayağımı dikdiklerini gördüm bu sefer avazım çıktığı kadar bağırdım “Doktor istiyorum sizin müdahalesini kabul etmiyorum, ağrı kesici yapın !” Sonunda çevredeki diğer hastaların refakatçileri geldi onlar müdahale ettiler fakat onlar gider gitmez tekrar ayağımı zorla, ben izin vermediğim halde dikmeye devam ettiler ‘ yahu bu bir insana yapılır mı ‘ küfür etmeye başladım. Hiç bir faydası olmadı büyük acıları yuta yuta dakikalar geçti. Kaza bir cuma günü akşam üzeri olmuştu ve mesai artık çoktan bitmişti. Sonunda beni taşımaya başladılar nereye gittiğimi bilmiyordum ama ameliyathane diye umuyorum derken bir odaya götürüp beni bir yatağa atıp gittiler…Bir müddet sonra yeğenim ve kardeşim geldi onlara sordum beni pazartesi günü ameliyat edeceklermiş “ayağım hala kanıyor “ dedim fakat hiç kimse müdahaleye gelmedi. Uzatmayayım bizimkilerde gitti iki gün tek başına hiçbir şey yapılmadan yattım. Pazartesi günü ilk defa doktor geldi. Bizim yeğende yanımda. Fakat bir pot kırdım (!) doktor girmeden önce bütün hastane personeline saydırıyordum duymazlıktan geldi. Kısa süre sonra ameliyat olacağımı söyledi biraz rahatladım. Ameliyatta, kendisini Sarayköy Belediye Başkanı aradığını ve aynı zamanda akrabası olduğunu söyledi “geçmiş olsun “ diyormuş. Evet, memnun olmuştum. Ameliyat sorunsuz geçiyordu hiç acı çekmedim hatta bir ara doktora “hocam benim uykum geldi, mahsuru var mı?” Güldü rahat ol uyu falan demişti hakikaten uyandığımda neredeyse bitmek üzere idi.
Birkaç gün kalınca olan biteni tam olarak anlamaya başladım durum sandığımdan daha kötü idi. Sağ ayağım üç yerden kırılmış birisi ayak bileği ki en berbatı burası. Fakat sağ kolumda kırılmış İşte bu işleri berbat ediyordu ikiside aynı yönden kırılınca yürüme şansımda kalmıyordu.
En az bir ay yatmam gerekiyordu fakat neden bilmiyorum sağ ayak bir türlü iyileşmiyor ancak sağ kolum artık kendini toparlamaya başlamıştı. Tam olarak hatırlamıyorum ancak sanırım bir buçuk ay sonra ayağa kalkabildim. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen ayağımdaki şişlik bir türlü inmiyordu defalarca hastaneye gittim pek çok bölüme gönderdiler ancak bir türlü ayakta sıvı birikmesi düzelmedi bir an önce araziye gitmeyi hayal ediyorum ancak sanki hayal gibi.
Bir ara özel bir hastaneye gidip baktırdım yanımda M.Akgören var. Doktor tanıdık doktorun tanıdığı. Adam şöyle baktı “bu iltihap önlenmezse işin kötü olur” dedi ve iğne ile apseli yere girip örnek aldı ama beynim sanki yerinden çıkacak çıktı…(şunu anladım bizim doktorlar ağrı kesici yi gereksiz görüyorlar dilerim hepiciği bir gün ihtiyaç duyar da kendi gibi birine denk gelirler !) Götürüp laboratuvara teslim ettik bakteriye uygun antibiyotik vereceklermiş. Doktor ayağımda on küsur platin olduğunu bazı bakterilerinde boşluklarda girdiğinden bahsetti durmadan antibiyotik kullanıyorum. İkinci ameliyat içinde daha zaman varmış ( platinleri çıkarmak için) böylece aylarca bu duruma katlanmak zorundayım. Fakat arada çok ilginç bir olay yaşadım. Anlatmazsam kahrolacağım…Ayak iyice şişince ameliyat olduğum yere gittim, yine acil servisteyim.Yanımda Ali var arabası ile getirdi.Güç bela ayağımı kontrol için sıra aldık bu arada Ali’ye acil telefon geldi ve gitti hemşire beni “Ultrason bölümüne “ götürdü. Sağ ayağım iğrenç şekilde şiş. Doktor sol ayağıma baktı,herhalde kuralı böyle diye düşünürken doktor (veya her ne ise) işaretle götür dedi. Ben şaşkınım hemşire şaşkın bir işaret daha benim itiraz seslerim geride kalırken eski yerimize geldik. Bana sıra numarası veren sarışın hemşire doktorun yazdığına bakıp bana fırçayı bastı “birde bağırıp duruyorsun bak hiçbir şeyin yokmuş!…” Ey güzel Allahım hep bana mı gönderiyon! “ ya baksana ayağıma adam sağlam ayağa baktı “ desemde çıkışı mı elime verdi. Zaten bu ayakla yürüyemem mümkün değil. Gitmiyorum dedim. ”Hasta var hemen boşalt” “ Gitmiyorum” derken bir curcuna başladı hemşire yardım istedi hasta bakıcılar geldi zorla beni sedyeden almaya çalışıyorlar. Başladım bağırıp çığırmaya ortalık karıştı sonunda bir doktor geldi durumu anlattım ya dedim adam benim sağlam bacağa baktı elbette sağlam çıkar gözünüz kör mü? Derken doktor beni yeniden kontrole gönderdi, yine aynı hemşire ile aynı yere vardık hemşire kısık sesle bir şeyler anlattı adam heykel gibi ses yok tekrar muayeneye başladı yine sol ayağa bakıyor dayanamadım “sağ ayağım sorunlu, sol sağlam “ tık yok tekrar işaret dili ile bizi gönderdi benim bağırmama bakan yok yine eski yerimize geldik yine o sarışın hemşire çıktı geldi yine fırçasını attı ya rüya mı , kabus mu ? Bunların hepsinde mi kafayı yedi…Beni yine taburcu ettiler ben yine itirazı bastım bu sefer etraftan bir çok insan geldi onlarda devreye girdi başka bir doktor geldi tekrar muayeneye gönderildim aynı hemşire ile aynı kişiye bir kez daha vardık adam yine sol ayağıma baktı yine sağlam dedi fakat hemşire patladı kadının bile canına tak etmiş olmalı etkili olmadı tekrar başlangıç noktasına geldik bazıları inanmayacak biliyorum bu durum dört defa tekrar etti…Ancak dördüncüsünde o kişi sağ ayağıma baktı.Ertesi gün şikayet dilekçemi yazıp attım ancak tık yok.
Bu olay üzerine sonradan çok düşündüm. Asla olması mümkün değildi aynı insan bu kadar hata yapmaz. Bana göre bile bile yapıldı. Ya biri ile karıştırıldım çünkü adamın suratına çok baktım tanıyamadım.Ya da siyasi sebeple yapıldı.
Annem uzun süre hasta olduğu için bizim hastanelerde neler olduğunu yakından bilirim. Eğer paran yoksa makamın da yeterli değilse sözde hasta iyileştirecek personel kendi çektiklerinin bin mislini sana çektirmeye yeminlidir.Ancak bu kadarına da doğrusu pes diyorum. Biz halkımıza ülkemize faydalı olalım diye sıcakta soğukta maden ve taş arıyoruz başımıza gelene bak!
Siyasete girmek istemiyorum fakat son beş altı yıl hariç gerçek durum heryerde üç aşağı beş yukarı benzerdi. En önemli şey sağlık. Hiçbir değeri sağlıkla değişmem, insanın en çok hassas olduğu özel bir durum. Evet biliyorum sağlık sisteminde aksaklıklar var ancak geçmişte yaşananları bu millet sanırım asla unutmaz.
Evet! Tekrar asıl konuya geçeyim, hayat ne yazık ki tek düze gitmiyor hepsi iç içe devam ediyor zaten bu durum benim için hala sona ermiş değil. Sonradan ikinci defa ameliyat olup platinleri aldılar şimdi yürüyebiliyorum ancak sanırım kalçamda bir sorun olduğundan uzun süre yürüyemiyorum.Ayrıca bir gözden katarakt ameliyatı oldum ikinci ise sırada.Kısacası eski gücüm kuvvetim yok. Başladığım işi bitirmek de istiyorum alt kısımda bu uğraşımlarımdan söz edeceğim.
Arama işlemi bana göre bitmişti zira okuduğum tüm yazılı bilgilerde özellikle elmas aramada en önemli safha olarak bölgenin tespiti ve elmas gösterge minerallerinin bulunması yazılıyordu bu safha en pahalı ve riskli olan bölüm olarak görülüyordu ancak ben bu aşamaları geçmiştim.
Bundan sonra yapılacak iş kişinin bakış açısına göre değişir. Ben uslanmaz bir toplumcu olduğumdan bir kaç tane kırmızı çizgiye sahibim.
1-) Asla Batı ülkeleri ile bir anlaşmaya girmem.
2-) Asla kendi çıkarım için özel sektörle antlaşmam.
Bu durumda en uygun görünen yol devlet yetkililerini ikna ederek kamusal yatırımla işi bitirmek.Fakat yaşadığım ülkede ki devlet kurumlarının ne kadar tutucu olduğunu ne kadar çıkarcı olduğunu binlerce başıma gelenden bilmeme rağmen yıllarca inatla aynı tarzda hareket etmeye devam ettim. Milletvekilleri ile görüştüm bir türlü olmadı (bu konulara şimdilik kaydı ile girmeyeceğim) MTA ya yazdım kuruma gittim olmadı, Cunhurbaşkanlığına yazdım olmadı, Yaverlerine yazdım mesaj gönderdiler ancak sonuçlanmadı, Bazı büyük şirketlerle görüştüm (ikinci maddeyi de dışlamadan bazı ön şartlar ile) olmadı, Bazı generalleri devreye soktuk olmadı, medyada defalarca röportaj yaptık olmadı, Külliye’ye gittim polisler içeri sokmadı bir yetkiliden yazdığım dilekçelerin “uzun olduğu “için işleme konulmadığını öğrendim …Cumhurbaşkanı yardımcısı olan en son başbakanlık yapan Binali Yıldırım bey İzmir devlet konuk evinde randevu verdi umutlandım ancak o gün oğlu ile ilgili haber yüzünden İzmir’e gelemedi, başka başka girişimlerim oldu hepsinde kapılar hep yüzüme kapandı. MTA yı ÇİMER e şikayet edince dört mühendis iki araçla geldiler o günlerde( Pandemi) hastalık had safhasında bir arkadaşın evinin bahçesinde bu kişilerle görüştüm. Başlarında küçük dağları ben yarattım diye duran biri var daha ilk anda adamla yıldızım barışmadı zira telefonla görüştük hemen karşılamaya gittiğim halde gıyabımda küfür ederken yanına vardım kendimi tanıtmasam daha neler diyecek,yahu sadece üç dakika içinde yanlarına varmıştım. Söylediklerini yutup Muhsin Çakır abinin evine gitti. Bir yandan çay içip konuşuyoruz. Önceden her ne olursa olsun lamproit bölgesini göstermeme kararı almıştım adam durmadan “yeri göster “deyip duruyor. Konuşmalarından konu ile ilgili olmadığını çıkardım zaten büyük hayret içinde MTA da değerli taş bölümü ve laboratuvarı olmadığını da öğrenmiştim! Benim söylediklerimi dinlemiyor her jeologun söylediklerini tekrar edip duruyor.Türkiye’de elmas olmazmış, buraya sadece genel müdür emir verdiği için gelmişler amaçları bana belge imzalatıp gitmekmiş falan…Uzun süre direndim ancak devamlı şunu söylüyor ”madem yeri göstermeyeceksin ? niye müracaat ettin?” Kendince haklı sonunda pes ettim ve bölgeye gittik. On dakika kadar baktı sonra hiçbir yerde okumadığım bir açıklama getirdi var olan göletlerin oluşumu için “burada devasa patlama olmuş sonra dere bu yumuşak kısımları alıp götürmüş ve çukur oluşmuş !İtiraz edip bu bölgede volkanik faaliyet bilinmiyor Babadağ Volkan dağı değil falan dediysemde dinlemedi eve uğrayıp birçok mineral örneği de verdim ( sersem kafam!) . Belge isteyince tek suret hazırladı bende imzaladım belgeden bende isteyince sana mesajla göndereceğiz dedi hala gelmedi yaklaşık sekiz ay oldu bir iki defa aradım yine netice çıkmadı…
Devam edeceğim , bu son cümleyi asıl yazıyı yazdıktan yıllar sonra yazıyorum . Gelece yazılarımda kendi koyduğum “ sansürü “ de kademe kademe kaldıracağım. Bu dünyada yanlış yapanı benim gizlemem sebebi ne olursa olsun hazmedemiyorum. Ben kendimden eminim ,olmayanlar düşünsün .


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum