İstanbul
16 Ağustos, 2026, Pazar
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

BİR ON İKİ EYLÜL HİKAYESİ DÖRT

16 Ağustos 2026, Pazar 19:07

Darbe olalı üç gün geçmişti ,devriye gezerken Edirne Garajına doğru giderken yolun sol tarafında bekleyen sanırım üç adet idi , TIR araçları dikkatimi çekti . Hemen yakınında kafeterya benzeri bir şey vardı araçtan inip TIR lara yönelince biri koşarak bana yöneldi. O günlerin ruh hali ile “buyrun komutanım ! “  falan seslendi belli ki korku içindeydi. Neden buradalar diye sordum ,meğer darbenin ilk günü askerler tarafından durdurulmuş ,o da hepsini uygun yere çektirmiş. Neden yola devam etmediğini sorunca korkudan bir daha kimseye bir şey soramadığını anladım . Araçlarda salam,sosis,sucuk benzeri gıdalar varmış ihraç edilecek adam yiyeceklerin bozulmasından korkuyor,durumu anlamıştım “şoförlere söyle herkes araçlarına binip ,beni takip etsin “ 

Doğruca gümrüğe yöneldim. Uygun yerde durunca aynı adam koşarak yanıma geldi elinde bir zarf vardı. Çok sevinçli idi ve heyecanla “komutanım ufak bir hediye ,sayenizde büyük zarardan kurtuldum “ benzeri laflar etti “hayır dedim ,bu bizim görevimiz.Adam şaşkın bakarken jeepe binip uzaklaştım.

 

Yazdığım olay o yıllarda dahi işlerin nasıl yürüdüğünün örneklerindendir gerçi günümüzde bu işler zirve yapıyor. Türk ordusunda henüz büyük bozulmalar yoktu ( hiç yoktu anlamında değil) fakat fırsatını bulan farklı davranabiliyor da. Bir gün isim vermeyeyim tanıdık bir astsb.arkadaşım la hem yürüyor hemde sohbet ediyorduk. Bana sürekli sitem ediyor “bu görev bana verilse idi …” deyip duruyor bende “”ne yapardın ? “ deyince gel abi  benimle dedi ve bir bakkala yanaştı. Adamdan kahve istedi ,o  günlerde kahve fiyatları fırlamış gitmişti. Bakkal kendisinden para talep etmedi , bana döndü “abi, anladın mı? “ Anlamasına anlamıştım da bu bana göre bir davranış olamazdı ,kahveyi geri verdim. Bu sefer aynı kişi ısrar ederek lokantaya götürmek istedi zaten beraber yemek için çıkmıştık. İkimizde resmi elbiseliyiz. Hiç bilmediğim bir lokantaya gittik ve birazda pahalı bir sipariş verdi. Yemek bitti hala tartışıyoruz ,bu arada arkadaş sahibini çağırdı adamcağız koşarak geldi , adama başladı bağırmaya , anladığım kadarı ile burası yeni açılmıştı ve bazı yasal eksiklikleri vardı. Adam sürekli alttan alıyor bende karışmak istemiyorum. Neticede adamcağız yemekler ikramımızdır diyerek kendisince paçayı kurtardı.

Dışarı çıktık “Abi , bu sefer anlamışsındır “ benzeri laf edince ağzıma geleni söyledim ,bu kişi farklı bir sosyalist gruptandı ve benimde bulunduğum grup için eleştiren biriydi. Arkadaşlık arada başka kişilerde olduğu için kısmen devam etti fakat yapılan iş kendisine devrimciyim diyen biri için bana göre mümkün olmayan davranış iken o kişiye normal geliyordu. Bazen ha keza bu adamlar iktidara gelse ne olur du demekten kendimi alamıyorum.

 

Darbeden önce bazı sol gruplarla tanışıklığım vardı bu şehirde Dev-Yol daha aktifdi ,bunların bir dernekleri vardı birkaç defa gitmişliğimde vardı. Bir gün beni tanıyan bir genç dernek başkanının  selamını getirdi ve seninle görüşmek istiyorum dileğini söyledi,tamam dedim yer ve zaman söylendi . Arkadaşla buluştuk , bir kız arkadaşlarının üç dört gün önce emniyet tarafından gözaltına aldıklarını o günden beri de kendisinden haber alamadıklarını söyledi. Yapılacak iş belli idi, tamam dedim. Aynı gün Emniyet Müdürlüğüne jeep ile gittik.  Polisler hemen kapıyı açtılar buyur ettiler ama biraz sinirli idim doğruca alt kattaki sorgu yerine indim yanımda iki asker var.  Sonunda kızı gördüm çırılçıplaktı üstü başı berbat durumda benimle olan polise “neden işkence yaptınız ? bu ne yapmış ? “ benzeri sözlerle bağırdım kızı çözün dedim bir battaniye bulup kızı bununla sardım sonra sırtıma atıp oradan çıktık. Arabaya binince kız hala yarı baygın olduğu için askerlerin dizleri üstüne yatırdım “bu sizin bacınız ! “ diye tembih ettim . Bir yerde durup kızı uyandırmaya çalıştım ,evine bırakacağım fakat evini bilmiyorum. Kız bir türlü kendini toparlayamıyor sonunda güç bela mahallesi ve ev numarasını alabildim. Derhal oraya yöneldik. Evin kapısını çaldım önce açılmadı epey süre sonra açıldı çok kalabalık vardı bir anda ortalık karıştı kız battaniye içinde yarı baygın durumda hemen içeri aldılar ve hızla kapıyı kapattılar ,sadece selam verebildim ,inşallah yanlış anlamamışlardır   diye düşündüğümü hatırlıyorum. Ayrıca o kızın tutuklanma nedenini biliyordum Edirne’de yakılan Eğitim Enstitüsü için yapılan mitinge katıldığı için içeri alınmıştı,ya o miting de bende vardım.

 

İlk gün idi daha tam anlamı ile işin acemisiyim ,polisler meslekleri gereği yapılacakları biliyorlardı. Baskınlara polis, jandarma, mit birde biz giderdik. İlk ev baskınında sanki içeriden ateş açılacakmış gibi tedbirler alındı ,içeriye girildi. Ben olayın şaşkınlığı içindeyim ,evi darma duman ettiler herşey açıldı saçıldı fakat bdn sessizim . Sonunda emniyetten biri yazdığı tutanakla bana geldi. Baktım altta sorumlu makam benim ,bu uyanmama vesile oldu. Adamın evinden silah çıkmamıştı ,bir bıçak bulmuşlar onu tutanağa yazmışlar dört beş de kitap var Aydınlık Yayınlarınındı. Ya bizim adamın evini darmadağın etmiştik genç kadın ağlıyor kucağında bebeği var. Tutanağı yırttım attım ,bu ne ya bu herkesde olan bıçak ,bu kitaplar bende de var ! Burada bir sorun yok yanlış ihbar! 

Bu ilk olay gözümü açmıştı madem böyle yetki vardı masum insanları korumak için sonuna kadar kullanacaktım ,öyle de yapmaya devam edecektim.

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum