İHANETÇİ ALEVİ BÜROKRATLAR ÜZERİNE
16 Nisan 2026, Perşembe 23:52Her inançta olduğu gibi, Alevi inancı içinde de sayıları az da olsa, inancını ve kimliğini kendi çıkarları doğrultusunda kullanan kişiler çıkabilmektedir. Bu durum, sadece bireysel bir zafiyet değil; aynı zamanda toplumsal güveni zedeleyen ciddi bir sorundur. Özellikle bürokrasi içinde yer alan ve temsil sorumluluğu taşıyan kişilerin bu çizgiden sapması, meselenin ciddiyetini daha da artırmaktadır.
Ne yazık ki, bazı kişiler sistem içinde hem bürokraside hem de Alevi kurumlarında kendilerine yer bulabilmekte; bu konumlarını ise hizmet için değil, kişisel hesaplar ve siyasi beklentiler için kullanabilmektedir. Oysa bu tür makamlar, bir ayrıcalık değil; ağır bir sorumluluktur.
Alevi öğretisinde sıkça dile getirilen ve derin anlamlar barındıran bir söz vardır:
“Her ağacın kurdu kendi içinden çıkar.”
Bu söz, aslında yaşananların en açık ifadesidir. Çünkü dışarıdan gelen baskı kadar, içeriden gelen yozlaşma da topluma zarar verir. Hatta çoğu zaman daha sinsi ve daha yıkıcı olur. Kendi içinden çıkan ve kendi değerlerini zedeleyen bir anlayış, toplumsal birlik duygusunu temelden sarsar.
Aleviler arasında bu tür kişiler için kullanılan bir benzetme de oldukça dikkat çekicidir: “Kınalı keklikler.”
Bilindiği üzere, keklik avında bir keklik diğerini tuzağa çekmek için kullanılır. Bu benzetme, kendi toplumunu, kendi değerlerini farkında olarak ya da olmayarak bir araç haline getirenleri anlatmak için yapılır. Bu durum ise sadece bir yanlış değil; aynı zamanda derin bir kırılmanın ifadesidir.
Bu tür kişilerin dillerinde çoğu zaman Alevilik vardır; ancak mesele çıkar, makam ve menfaat olduğunda sergilenen tavır, söylenen sözlerle örtüşmez. İnanç, sadece dilde taşınan bir söylem değil; yürekle hissedilen ve davranışlarla ortaya konan bir duruştur.
Bugün gelinen noktada, toplum olarak asıl yapılması gereken; temsil iddiasında bulunanların sözleri ile eylemleri arasındaki uyumu sorgulamaktır. Çünkü bir inancı temsil etmek, sadece o inancın adını anmakla değil; onun değerlerini yaşamakla mümkündür.
Unutulmamalıdır ki; hiçbir makam, hiçbir unvan, hiçbir siyasi beklenti bir inancın önüne geçemez. Geçmemelidir. İnancını kendi çıkarları için kullananlar, günü kurtarabilir; ancak ne toplum vicdanında ne de tarih önünde hak ettikleri yeri bulabilirler.
Alevilik; hak yoludur, erdem yoludur, sorumluluk yoludur. Bu yolda yürüyenlerin yükü ağırdır. Bu yükü taşıyamayanlar ise, hangi makamda olursa olsun, o yolun sahibi değil; sadece geçici yolcularıdır.
"ANLAYANA"


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum