AHLAKİ ÇÖKÜNTÜNÜN NEDENİ NE?
14 Ocak 2026, Çarşamba 22:41Basın-yayın organlarında toplumdaki ahlaki çöküntü üzerine bir anket yayınlandı. Ak Partiye sunulan ankette yer alan bilgilere göre, katılımcıların yüzde 94’’ü toplumdaki ahlaki değerlerin bozulduğunu ve bunun giderek arttığını belirtmiş.
Katılımcıların yüzde 78’i ise, “dini ve manevi değerlerden uzaklaşıldığını” ifade etmiş. Bizim görüşümüz de ankete katılanların verdiği cevaplarla aynı yöndedir. O halde bu ahlaki çöküntünün nedeni nedir? Bunun önüne nasıl geçebiliriz? Ya da bozulan ahlaki değerleri yeniden nasıl inşa edebiliriz? Bu makalemizde buna cevaplar vermeye çalışacağız.
Ülkeleri, milletleri ve toplumları ayakta tutan adalet ve ahlak ilkeleridir. Eğer bu ilkeler; aşınmışsa, değersiz ve gereksiz olarak algılanmışsa, bu o toplumun ve o ülkenin çöküşe gittiğini gösterir. Tarih bu örneklerle doludur. Nitekim bu durum hem devletlerin tarihlerinde hem de kutsal kitapların metinlerinde yer almaktadır.
Kutsal kitaplar üzerinden gidecek olursak, bütün peygamberler yeni bir dini tebliğ ederken, en başta adalet ve ahlak ilkeleri üzerinde durmuşlardır.
Kur’an’ı Kerim’de; adalet, ahlak, ahde vefa, affetme, alçak gönülülük, ana babaya itaat, sevgi, kardeşlik, barış, doğruluk, iyilik, iffet, cömertlik, merhamet, tatlı dil, güler yüz, temiz kalplilik gibi, insanları güzel ahlaklı olmaya teşvik eden çok sayıda ayet bulunmaktadır.
Yine aynı şekilde, zulüm, haksızlık, riya, haset, cimrilik, kıskançlık, kibir, kin, içki, uyuşturucu, kumar, israf gibi kötü alışkanlıkları yasaklayan ayetler de Kur’an’ı Kerim’de yer almaktadır.
Ülkemizin büyük çoğunluğunun Müslüman olmasından dolayı, Kur’an’ı Kerim’den ve Hz. Muhammed’in sözlerinden örnekler verdiğimizde; konumuzu daha iyi anlatmış olacağız. İlgili ayet ve veciz sözler şöyledir:
SAD SURESİ 26. Ayet: “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde hükümran yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet.”
NİSA SURESİ 58. AYET: “Hiç şüphe yok ki; Allah size devlet işlerinde emanetlerinizi ehline teslim etmenizi ve insanlara adaletle hükmetmenizi emrediyor.”
MAİDE SURESİ: 42. Ayet: ”Allah, adaletle hükmedenleri sever.”
KALEM SURESİ: 3-4. Ayetler: “ Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükafat vardır. Ve sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.”
NAHL SURESİ: 90. Ayet: ”Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder. Hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan men eder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.”
İSRA SURESİ: 32. Ayet: “Sakın zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, bir utanmazlık ve kötü bir yoldur.”
FURKAN SURESİ: 68. Ayet: “Onlar ki, Allah ile birlikte başka bir ilaha yalvarmazlar. Allah’ın yasak kıldığı bir cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa cezasını bulur.”
SEBE SURESİ: 37. Ayet: “Sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınızdır ne de evlatlarınız. İman edip iyi amalde (iyi işlerde) bulunanlar müstesna: onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükafat vardır. Onlar cennet odalarında güven içindedirler.”
MAUN SURESİ: “Dini yalanlayanı gördünmü? İşte o, yetimi itip kakar. Yoksulu doyurmaya yanaşmaz. Gösteriş için Tanrı’ya yakaranlara yazıklar olsun! Onlar yakarışlarında aymazlık içindedirler. Yaptıklarını gösteriş için yaparlar. Üstelik iyilik edilmesine de engel olurlar.”
Kur’an’da adalet ve ahlak üzerine olan ayetlerden örnekler verdik. Şimdi de Hz. Muhammed’in ve Hz. Ali’nin bu konu hakkındaki sözlerini verelim:
Hz. Muhammed: “Müminlerin iman bakımından en mükemmel olanı, ahlakı en güzel olanıdır.”
“İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır.”
Hz. Ali: “Güzel ahlak en iyi arkadaştır.”
“Kötü ahlak cehaletin ürünüdür.”
“Halkı ayakta tutan adalettir.”
Yukarıdaki ayet ve veciz sözlerden de anlaşılacağı üzere, Müslümanlara adaletli ve iyi ahlaklı olmaları öğütlenmektedir. O halde, nüfusunun yüzde doksanın üzerinde Müslüman olan ülkemizde ahlaki çöküntünün nedeni ne olabilir?
Bu soruya verebileceğimiz en iyi ve en kısa cevap; Hz. Ali’nin “CEHALET” sözü olacaktır. Bu cevaptan da anlaşılacağı üzere, demekk ki topluma gerekli olan hem manevi hem dini hem de ahlaki değerleri öğretememişiz. Bunun nedenini de eğitim sisteminde aramak gerekir. Yani, insanlarımıza hem dini eğitimi hem de bilimsel eğitimi gerekli şekilde vermekten uzak kalmışız.
Bunun çözümü uyuşturucu ve yolsuzluk operasyonları yapmak değildir. Bu sorunu çözmez. İki yüz üniversite açmakla da olmaz. Bu sorun, ancak örgütlü ve bilinçli bir toplum yaratmakla çözülür. Bunun yolu da bellidir. Yönetimde eşitlik ve adalet ilkeleri benimsenmeli, eğitim ise bilimsel olmalıdır. İlk okuldan başlayarak yüksek öğrenime kadar deney ve uygulamaya dayanan bir eğitim planlanmalıdır. Ayrıca, evrensel ahlak kuralları ile birlikte bölgesel örf ve adetler ile kültürlere de ağırlık verilmelidir. Derslerde, İnsan sevgisi, doğa sevgisi ve çevreye sahip çıkma bilinci de öğretilmelidir.
Din eğitimi de hurafelerden arınmış, bilime dayanan, tarihsel gerçekler üzerinden verilmelidir. İbadetlerin dinin özü olduğu görüşü terk edilerek, yerine dürüst, ahlaklı, iyi kalpli, herkese sevgi ve hoşgörü ile bakan nesiller yetiştirmek olmalıdır. Bu yapıldığı taktirde, dışardan ve içeriden gelebilecek yoz ve dejenere olmuş kültürlere karşı bireylerin kendilerini savunması güçlendirilmiş olacaktır.
İçinde bulundukları toplumları ileriye götüren peygamberler ve diğer liderler de hep aynı yolu izlemişlerdir.
Yukarıdaki ayetlerden ve veciz sözlerden de görüleceği gibi, Hz. Muhammed ve İslam’ın önderleri, önce halkı cehaletten kurtarmak için mücadele yürütmüşlerdir. Yani, içinde bulundukları toplumları “medenileştirmek” için çaba sarf etmişlerdir. Zira, toplumu bilinçlendirmeden ve medenileştirmeden başarıya ulaşamayacaklarını biliyorlardı.
Hz. Muhammed’in “YESRİP” adını “MEDİNE” olarak değiştirmesinin nedeni de budur.



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum