BİR SORUNUN SORUNLARI
02 Temmuz 2026, Perşembe 20:14
İnsan meraklı bir canlı.Merak,sahip olduğu aklın ürettiği bir sonuç veya çıktı.Bu özelliğe sahip bu canlı pek çok soruyu sorun edinip binlerce yıldır durmadan soruyor tıpkı yeni yeni keşfe çıkmış zeki çocukların ebeveynlerini bıktırırcasına yaptığı gibi “bu ne? Neden böyle?”vs.Atalarımızın sorduğu soruları bazen yanlış bazen doğruya yakın cevaplar vere vere ilerlediğini bizatihi kendi gözlemlerimizden de biliyoruz.Elbette bazı sorular hala sonuca bağlanmadı işin tuhaf tarafı bilgi birikimimiz arttıkça sorularımız çeşitlendi ve arttı.
Herhalde en önemli kabul edilen ve çetrefil sorulardan biri de “BİZ NEYİZ,NEREYE GİDİYORUZ,NE OLACAĞIZ?”sorusu olsa gerek.Bu soruyu daha anlaşılır kılmak için kısa bir toparlama yazısı zorunlu,uzatırsak af ola;
Dünya dediğimiz evimiz ilk başlarda ateş ve gaz kümesi olarak başladığı uzun yaşantısına çok çok süre boyunca hem ateşi düşürerek hem hızını azaltarak doğduğu güneşin çevresinde dönüp durdu.En korkunç bombardumandan binlerce kez beter meteor saldırısına uğrayıp çeşitliliğini artırdı karışmadık yeri kalmadı bu devasa kargaşa sonucu elementler milyarlarca kez yeni bileşikler oluşturup bozdu…
Sıcaklık ve çeşitlilik bu uzun süreç sonunda artık bozulmayan uzun molekül dizileri oluşturdu,eskiye göre soğumuş ve de su denilen ortamda birbirinden farklı, sayılamayacak kadar çok bu molekül dizileri de büyüme eğilimi ile birbirini “yemeye”başladı.Kimyanın kanunları egemenliğinde oluşan bu moleküller fiziğinde kanunları ile boğuşmak zorunda kalarak ilk canlının ana Rahmi denebilecek ılık deniz sularında henüz tam çözemediğimiz bir mucizeyi gerçekleştirerek kendi kendini kopyalayabilen farklı bir madde türü yarattı.Bu yeni oluşuma canlı demek de mümkün değildi nitekim bu ilk “farklı madde”hala varlığını sürdürüyor bunlara “virüs “diyoruz.Virüslere canlı demek imkansız bir canlı hücre yoksa kristalleşip toprağa karışıyor gözle hatta mikroskopla anlamak mümkün değil ancak elektron mikrokopu ile tespit edebiliyoruz.Elbette bunlarında çeşitleri var.Kimisi canlı hücreye girdiğinde kontrolü ele alıp kendi benzerlerini yaratması için emir verip o canlının ölümüne sebep oluyor(kanser)
Bu tür organize molekül kümelerinin en büyük sorunu içsel bütünlüğünü tehdit eden dış ortamdan yalıtım meselesidir bunun içinde bugün rahatlıkla laboratuvar ortamında oluşturulabilecek hücre zarı dediğimiz esasen yağdan oluşan yalıtım duvarı inşaası yapılınca artık dış ortama direnebilen ve seçici yolla ihtiyacı olan kimyasal molekül dizilerini “tutabilen”bir yeni oluşum daha önceden var olan bir yiyecek denizinde olmanın avantajını kullandı.Hazıra dağ dayanmaz derler neticede bu yiyecek deposu son vermeye başlayınca ilk büyük kriz patlak verdi.Krizler genelde buluşlara veya değişimlere sebep olur öylede oldu.Bazıları nasıl becerdiler hala bilinmiyor güneş ışını yardımı ile suyu parçalayarak serbest kalan hidrojeni yeni molekül yapmada kullandı (fotosentez)
Unutmayalım hala yakıtlar “hidro karbonlardan”oluşur.
Hidrojeni elektron yakalama ve yeni bileşikler yaratan bu yeni organikler aslında ortama zehirli bombalar yani oksijeni bırakıyordu muhakkak ki canlılık tarihinin en büyük kıyımı gerçekleşti zira oksijen hızla diğer organik molekülleri bozdu yıkıma uğrattı fakat yeni bir mucize gerçekleşecek bu yıkıcı elementi yakmada kullanan organizmalar ortaya çıkacaktı(mitokondri ) hatta bazıları bu oksijeni kullananlarla ortak yaşam sürdürmeyi başardı (hala canlıların hücrelerinde bu yapılar mevcut)
Sonuç olarak ilk olarak oksijensiz ortamda yaşayabilen organizmalara önce bitkilerin atası denebilecek fotosentez yapanlar daha sonrada bu ikisinide yiyebilen organizmalar oluştu.Artık üç ana çeşit canlı deniz sularında gelişimini sürdürecekti.
Aerobik yani oksijen soluyan canlılar çok büyük avantaja sahiptia(oksijen solumayan” maya” benzerilerine göre) bu avantajlar çeşitlilik patlamasına yol açtı.Çok kasa zamanda canlılık çeşidi hızla çoğaldı insana doğru giden yolda önemli bir dönemeç dönülmüştü.Bundan sonrası başka yazıların konusu olsun.Gelelim sorumuza.Ancak bunu içinde yine bir ayrı girişe ihtiyaç olacak;
Evrenimizde ki element çeşitlerini çözdük doğada 96 çeşit element bulunuyor (elbette lab. ortamında bu say 120 leri geçti)ve gerek dünyada gerekse uzayda gördüğümüz her “şey” bunların ya bileşiği ya karışımı ya da alaşımı.
Farklı bir özellik taşıyan element veya benzerini bilmiyoruz.Yukarıda çok kısaca özetlediğim evrimsel süreç dikkat edilirse bazı değişken(rastgele veya olmayabilecek)ler ile oluşmuş pekala bambaşkada bu süreç sürebilirdi.Birkaç örnek vereyim.Bütün canlılar karbon temellidir.Neden böyledir sorusunun cevabı basit çünkü bu element inanılmaz zenginlikte bileşik yapabiliyor ve bazı bileşiklerinin molekül sayısı çok yüksek olabiliyor ki bu canlılık için zorunlu olan alt yapılardan biridir.
Periyodik Cetvel incelenirse aynı özelliklere sahip aynı dış yörüngesinde aynı sayıda elektron taşıyan bir element daha var.Bu element “silisyum”bizim kuvars dediğimiz taşın iki yapıcı elementinden biri(diğeri oksijen).Bizim dünyamızda oksijenden sonra en fazla bu element var nitekim kayasal gezegenlerin çoğunda böyledir.Diyeceğim o ki başka zaman ve şartlar ile farklı bir sistemde bir gezegende silisyum temelli organizmalar mevcut olabilir.
Benim sorumsa daha farklı;oksijen yerine çok daha indirgeyici olan “flor veya klor”soluyabilen canlılar olabilir mi?


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum