ÇAL'DA KALAN AKLIMIN HATIRLADIKLARI İKİ
15 Ağustos 2026, Cumartesi 17:03Sanırım Çal’a 1966 yılında gelmiştik. İlkokulu burada bitirdim. Ortaokulu yine bu ilçede bitirdim ve liseye burada başladım.
Çardak’tan tayin olup geldiğimizde ilkokul dördüncü sınıfta adeta süper öğrenci oluvermiştim , hayatımda ilk defa ve sanırım son defa o sene okuldan eve gelince o günün derslerini tekrar etme alışkanlığı edinmiştim hala nedenini bilemediğim bir durumdur kim bilir belki de okuduğum bir kitaptaki anlatım olabilir. Zaten o sene kitaplık sorumlusu olmuştum benim için çok önemliydi çünkü Sarayköy’de bulunan halk kütüphanesi bu ilçede yoktu… Böylece okuma alışkanlığımı sürdürebildim fakat hayatımın ilk “çalma” işlemide istemeden oluverdi ,okul kitaplığından aldığım birkaç kitap benimle birlikte Çal’a taşınıverdi.
Hiç unutmam beşinci sınıftaki ilk günümde öğretmenimiz beni sınıfta tek boş olan yere en arka sıraya Nail DEDA nın yanını gösterdi . Gidip oturduğumda şaşkındım bir önceki sene en önde oturuyordum. Birden en geriye gidivermiştim. Nail, ben yanına gittiğimde iki tane at sineği yakalamış onları yarıştırıyordu…Kısa sürede oyuna bende dahil oldum , artık o eski öğrenci geçmişte kalıvermişti. Bir sene önce iki üst sınıfa ders anlatmak için gönderilen ben, derslerden uzak diyarlarda dolanıyordum. Belli Ki burada okul hayatı farklı olacaktı.
Arkadaşım Bekir’de aynı sınıfta idi ama o en önde bulunuyordu. Sınıfta tanıdığım olmadığı için Nail ile çocukluk kumarı diyebileceğimiz sözde oyunlara devam ettim. Çardak’daki ders çalışma olayı bitmişti artık sıradan bile öğrenci sayılmazdım. Öğretmenin verdiği ödevleri de yapmıyordum. Zaten biz en arkada olanlar olarak ilgilenende pek olmazdı bende verilen her ödevi derse girmeden beş dakika önce aklıma ne gelirse hızlı hızlı yazıyor böylece hocanın bakacağı bir yazılı sayfa oluşturuyordum zavallı öğretmen o yazıları okuyamazdı ,bir parefe yapıp geçerdi. Bir gün nasılsa öğretmen “Metin, ödevini oku bakalım “ deyiverdi ! Hoppala, şimdi ne olacak ? Zaten kendi yazdığımı bile zor okuyabiliyordum eh birde yazılanlar…
Okumadığımı görünce yanıma geldi kendi okumak istedi beceremedi sonra sert bir sesle yüksek sesle okumamı istedi. Asker olacak küçük,çocukluğundan belli olurmuş! Başladım okumaya sınıfta önce bir ölüm sessizliği ardından kahkaha bombardımanı başladı hoca bile gülüyordu bende inatla okumaya devam ettim. Aman allahım! neler yumurtlamıştım neler! Hani ben bile şaşkınlık içinde idim. Her konuya dalan çıkan sadece güldürmeye odaklı özel yazılmış bir yazı idi .En sonunda herkes gülmekten yoruldu bende okumayı bıraktım. Nereden nereye gidivermiştim…
Çal’da ki İlkokul cumhuriyetin bir örnek yaptığı okullardandı. Çardak’da ki yep yeni idi fakat Çal’dakine göre daha küçüktü. Çal o zamanlar Denizli ilinin en fazla köyüne sahip en fazla nüfusuna sahip ilçesiydi. Fakat merkez nüfusu düşüktü sanırım dört binden azdı mesela Bekilli nahiyesi belki merkezden daha yoğundu. Arkadaşımın az olmasındanmıdır nedir biraz tekinsiz görünüyor olmalıydım. Okulun zorbalık yapanları bana dalaşmazdı. Bir teneffüsde bir kız çocuğunun elindeki elma şekerini bunlardan biri zorla aldı kız ağlamaya başlayınca müdahale edip malı sahibine verdim. Etrafım birden üç dört kişi tarafından çevrildi tam kavga edecektik ki zil çaldı ,içlerinden biri ders çıkışı okul bahçesinde kavgaya davet etti…
Sınıfta olayı bilmeyen yok, çıkarken şöyle etrafı gözden geçirdim hani bir iki kişi benle birlik olsa ne iyi olurdu! Heyhat, boş dilek tepene taş diye düşermiş ,beklediğimle yanlız kaldım mecburen bahçeye gittim. Tam tahmin ettiğim gibi beş altı çocuk beni tuvaletlerin yanında bekliyordu ,aklım kaç diyor gururum onu dövüyor ,derken yanlarına vardım hepsi birden saldırdılar ama bu kalleşlik ! Zar zor bağırdım “erkekseniz tek tek gelin !”
Haklıydım zamanda vardı , biraz konuşup biri üzerime geldi , döğüşe alışıktım ilk gelen hemen pes etti , ikinci geldi baktılar o da gidici hep beraber etrafta buldukları taşları atmaya başladılar , artık erkeklik kaçar olmuştu, uçarak uzaklaştım. Bu olay bir dönüm noktası oldu adım çıkmıştı kimse bana bulaşmıyordu ancak yeni arkadaş edinme sürecini de geciktirdi.
Eskiden İlkokul bitirme sınavları olurdu. Tam hatırlamıyorum sanırım öğretmenin verdiği ödevi yine yapmayınca resim dersinden ikmale kaldım. Bir süre sonra yeniden sınava girdim önüme bir vazo koydular içinde çiçek vardı resmini yapacaktım aslında resim konusunda iyiyimdir ,iş ciddiye de varınca beni sınavda eşlik eden hoca şaşırmıştı ,bu resimle nasıl ikmale kalmıştım ! Ne bilsin ödevimi vermediğimi.
Bir süre sonra arkadaş çevrem önce yavaş sonra çok hızlı şekilde büyüdü. Artık ,at sevdam yerine futbola bırakmıştı. İkinci aşkımda iki grup arasında yapılan anlaşmalı kavgalardı. Bu aslıda oyundu fakat bu oyunları çok ciddiye alıyorduk. Kılıç ,kalkan hatta yay yapardık. Zaten ben Çardak’da iken yay yapmaya başlamıştım. Hatta okun ucuna teneken uç yapmış onunlara ağaçlara ,kuşlara falan atıyordum. Hatta hiç unutmam o zamanlar ortaokul öğrencileri şapka giyerlerdi ,bir akşam üstüydü yayımla oku havaya fırlatmıştım bir çocuğun kafasına düşüverdi hani Allahtan derler ya! şapkanın ucuna gelmişti yoksa kesin hastanelik olurdu. Bu olay bana ders olmuştu bir daha aynı hatayı yapmayacaktım. Ancak teferruatını hatırlamıyorum ancak bir tüfek yapmaya karar vermiştim ve uzun uğraşlar sonunda bir tüfek ile tabanca benzeri bir şey yapmaya muvaffak olmuştum. Barut yerine kibritlerin başını ezerek ve bir araya getirerek yapmış, namlu ise su borusu , ateşleme mekanizması sapan lastiği ile ,mermiler ise uygun büyüklükteki taşlardan oluşuyordu. Birkaç defa ateş ettim sonra kim söyledi ise babam tarafından zılgıt yiyerek bu işe sın vermişti. Gerçi Çal’da bir süre sonra yine br tüfek yapacaktım hem de kafa dengi biriyle ( Milaslı İsmail )


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum