CHP'NİN İMRALI'YA GİTMEMESİ DOĞRU BİR KARAR MI?
30 Kasım 2025, Pazar 12:06Cumhuriyet Halk Partisi’nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda yer alan temsilcisinin İmralı cezaevinde Abdullah Öcalan ile yapılacak görüşmelere katılmaması doğru bir tutum olmuştur. CHP’nin değil, DEM dışında kalan diğer parti temsilcilerinin katılmasını da yanlış bulanlardanım.
Bunun yerine Ortadoğu’daki gelişmeleri en iyi bilen MİT, Emniyet ve Jandarma istihbarat teşkilat temsilcilerinden oluşan bir heyetin İmralı’ya gidip, yaptığı görüşmeleri elindeki bilgilerle harmanlayarak bir rapor sunması daha doğru bir tutum olurdu. Zira dünyadaki gelişmeleri en yakından takip eden istihbarat örgütleridir. Dolayısıyla, Abdullah Öcalan ile dünyadaki gelişmeler doğrultusunda ülkemizin menfaatine olacak en iyi değerlendirmeleri de onlar yapabilirdi.
Parti temsilcileri, bölgemizdeki gelişmeler konusunda hem yeterli bilgilerden yoksunlar hem de siyasi partilerin bu işte görevlendirilmesi terör örgütü kurucusuna toplum nezdinde itibar kazanmasına hizmet edecektir. Kurduğu terör örgütü aracılığı ile binlerce insanın katledilmesinde ve yaralanmasında birinci derecede sorumlu olan birisini, milletvekilleri aracılığı ile toplum nezdinde meşru göstermek doğru olmamıştır. Üstelik terör örgütü kendisini tamamen fesh etmemiş, Suriye’de, İran’da ve Irak’ta faaliyetlerine silahlı olarak devam etmektedir. İleride bu örgüt mensuplarının emperyalistlerin yönlendirmesi ile Türkiye dahil olmak üzere bölge ülkelerine karşı kullanılmamasının bir garantisi var mı? Böyle bir durumda halka verilecek cevap ne olacaktır?
O nedenle “Terörsüz Türkiye Projesi” doğru bir proje ancak, çok dikkatli ve titiz bir politika izlemek gerekir. Zira terör örgütünün arkasında emperyalist güçler bulunmaktadır. Bunu da unutmayalım. Yani terör örgütü tek başına karar verebilecek bir durumda değildir. Maddi ve manevi destek veren dış güçlerin tutumu da burada hesaba katılmalıdır.
Terörsüz Türkiye projesi dahilinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonun çalışmaları da toplumun tümünde kabul gören bir durumda değildir. Hem iktidara destek veren bazı ortakları hem de muhalefet partileri tarafından sert bir şekilde eleştirilmektedir. Zira komisyonun adı demokrasi, ancak bir kesime demokrasi, diğer kesime sindirme ve baskı yapılarak milli birlik ve kardeşlik sağlanamaz.
Yolsuzluk ve rüşvet varsa bu tüm partilere mensup belediyeleri de kapsamalıdır. Yani eğer “Temiz Eller Operasyonu” yapılacaksa, muhalefet, iktidar ayırımı yapılmadan bütün belediyeler ile devletin tüm kurumları buna dahil olmalıdır. Aksi taktirde inandırıcı olamaz. Bu tutum devam ettiği taktirde “Terörsüz Türkiye” projesi de ancak bir kesimin desteğini alabilecektir. Toplumun büyük çoğunluğunun desteğini alamayan bir projenin başarı şansı da azalacaktır.
CHP temsilcisinin İmralı’ya gitmemesine en sert tepkiyi de bazı Alevi dernek başkanları gösterdi. Bu dernekler kendilerini bir inancın temsilcileri olarak değil, sanki etnik milliyetçi bir partinin yan kuruluşu olarak görmektedirler. CHP temsilcisinin İmralı’ya gidip-gitmemesinin Alevilikle ne ilgisi bulunmaktadır? Bir inancı temsil eden bir vakfın ya da Cem evi derneği başkanının bir siyasi partinin almış olduğu kararı sert bir şekilde eleştirmesi ve oyla tehdit etmesi doğru mudur?
Başkalarını dini inançları kullanarak politikaya alet etmekle suçlayanlar, aynı şeyi kendilerine hak mı görüyorlar? Bu tür dernek-vakıf başkanlarının Alevilerin hakları ve sorunları üzerinde kafa yormak diye bir dertleri bulunmuyor. Varsa yoksa etnik milliyetçi partiye destek olmaktır. Bu dernek başkanlarına çağrım şudur:
Eğer bütün dertleri etnik partiye destek olmaksa, dernek başkanlıklarını bırakıp, sempati duydukları partiye katılıp, orada politika yapsınlar. Alevi dernek ve vakıfları siyaset de mevki kapmak için atlama taşı olarak kullanmaktan vazgeçsinler. Zira tüm bu eylem ve açıklamaları Aleviliğe ve Alevilere zarar vermektedir. Eğer Aleviliğe saygıları varsa ve Alevilerin haklarına kavuşması konusunda samimiyseler, görevlerini dernek ve vakıf amaçları doğrultusunda çalışacak yöneticilere devretsinler. Bunu yapmadıkları taktirde, amaçlarının Alevilere hizmet değil, Alevilerin inancını istismar etmek olduğu anlaşılmış olacaktır.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum