EMERALD,ZÜMRÜT 4
05 Temmuz 2026, Pazar 19:53EMERALD (ZÜMRÜT) DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Bu bölümde pek fazla bilinmeyen fakat Türkiye'de olduğu için zümrüt bulunması yönü ile umut yaratan "evaporit yataklarda zümrüt oluşumu" üzerinde duracağız. İlk önce yararlanacağımız kaynağı açıklayayım; Eylül 2015 de bir konferans da açıklanan ve yazarları olan ; Yannick Niaketi; Gaston Givliani; Alain Cheilletz; Bernard Loumonier
Yazı başlığı; Kolombiya Zümrütleri ve Evaporitleri; bölgesel zümrüt taşıyan evaporitik breş seviyesinin tektona -stratigrafik önemi.
Kolombiya ülkesinde "Doğu Cordilear "ın doğu cephesinde ki tüm zümrüt ve evaporit yataklar ve oluşumları özel bir stratigrafik düzeyde bulunur. Evet daha girişte pek çok yabancı deyim ve kelimelere çarptık! Yazının anlaşılabilmesi için bazı açıklamalar zorunlu.
İlk önce evaporit yatak deyimine bir kez daha bakalım. Değerli arkadaşlar sık sık yazdığım gibi her aranan, kaynağında veya birikim yerinde aranmalıdır. Kaynaktan kastettiğimiz skarn, pegmatik, dayk, lamproite benzeri jeolojik oluşumlar olurken birikim yerleri için de şöyle diyebiliriz; bazı mineral ve değerli taşlar asıl kaynağından sel, yağmur, dere, ırmak, deprem, insan faaliyetleri vb.nedenlerle taşınır şayet bu mineral veya değerli taş sürüklenmeye dayanıklı ise (mesela elmas ve zirkon gibi) veya ufalanması halinde değerinden kaybetmiyorsa (altın platin gibi) ve özel durumları nedeni ile (özgül ağırlık, parlaklık, manyetizmaya duyarlılık, renk vs.) kolay kazanılıyorsa böyle yerlere birikim yeri diyoruz (plaser yataklar gibi)
Yazıda geçen ülke dünya'da açık ara en çok zümrüt çıkaran ve satan ülkedir aynı zamanda en kaliteli zümrüt yataklarına sahiptir.
Yazıda geçen Doğu Cordilleara bu ülkede, bir bölge yerinin adıdır.
Evaporit yatak konusuna devam edelim, bu yataklar sığ denizlerin veya göllerin sıcaklık nedeni ile sularının buharlaşarak ağırlıklı olarak tuz ve diğer element ve minerallerin yığıntılar yaparak ve neticede sedimanter (tortul) kayaç haline gelmesi ile oluşan yataklardır. Elbette evaporit konusunu derinlemesine bakılırsa durumun dahada karışık olduğu görülür ancak biz bu işi uzmanlarına bırakıp bize gerekli bilgiler ile yetinelim. Fakat birkaç konuya da girmek durumundayız. Deniz ve göller akarsular tarafından taşınan (dolayısı ile eriyebilen veya sürüklenebilen minerallerce zengin birikim yerleridir ) hatta okyanus ve denizlerde de özel yöntemlerle elmas dahi aranır) Eriyebilen ve sürüklenebilen bu element ve mineraller içinde tuz ve bor mineralleri (her evaporit yatakda değil) önemli oranlarda bulunur. Elbette en çok halit (tuz) bulunur. Ayrıca bir kez daha hatırlatayım ki bazı elementler kesinlikle saf halde (nabit halde) bulunmaz. Bunların en önemlilerini tekrar hatırlayalım; bor, bu element çok reaktiftir mutlaka başka elementlerle kimyasal reaksiyona girerek yeni bileşikler (doğal olanına mineral diyoruz,elbette mineral şartlarına uyuyorsa) oluşturur (burada araya bor sıkıştırmamın nedeni zümrütle doğrudan ilişkisi olduğu için değil, ülkemizde yüksek rezervler bulunduğu ve bu mineralinde evaporitlerle doğrudan ilişkisi nedeni iledir). Kısaca yazarsak; klor, flor (bu ikisi en reaktif elementlerdir) alüminyum (asla nabit bulunmaz hep mineral halde bulunur), sodyum k(reaktiftir) ayrıca potasyum gibi alkali metaller reaktiftir hatta sezyum en reaktif metaldir (en reaktif element değil) Alkali metaller:
1-Sodyum 2-Potasyum 3-Lityum 4-Rubidyum 5-Sezyum 6- Fransiyum (aslında en reaktif metaldir ancak o kadar az bulunur ki pratikte sayılmaz)
Benzeri şekilde "halojenler" denen grup elemanlarıda çok reaktiftir bunlar:
1- Flor 2- Klor 3- Brom 4- İyot 5- Astatin 6- element 117 (ununseptiyon doğada bulunmaz)
Ayrıca tek sıvı halde bulunan halojende brom dur.
Yukarıdaki bilgileri yazmamın sebebi konunun anlaşılmasına yardım etmek içindir.
Tekrar aynı yazıya dönersek,"stratigrafik "diye bir tanım geçti mecburen bu konuyu açmamız gerekiyor.
STRATİGRAFİK:
Önce "stratigrafi bilimi " nedir ona bakalım. Yer kabuğundaki tabakalı veya tabakasız (yani masif halde) tüm magmatik,metamorfik ve özellikle sedimanter (tortul) kayaç topluluklarının yer ve zaman belirterek oluş sırasını ve onların birbiri ile ilişkilerini inceleyen bir bilim dalıdır.
Latincede "stratum" kelimesi katman-tabaka anlamına gelir aynı dilde "graph " ise resim anlamına gelmektedir,tabakaların oluşum ve geometrik özelliklerine ise "stratonomi" denilmektedir. Stratigrafi ise bu çalışmalarda esas alınan veriler (bilgiler) anlamındadır. Bu veriler ise ; litoloji (kaya bilimi), fosil, zaman, manyetik veriler, metamorfizma vb. gibi veriler toplamıdır.
Yukarıdaki bilgiler ışığında giriş bölümünü yorumlamak kolaylaşacaktır.Yazıdan alıntılarla devam edelim;
Bu yatakların deniz kıyısında olduğu (geçmişte de olmuş olabilir) ve gelgit dalgaları (med cezir de denir) ile özelleşmiş tuz çökellerinin tortul kayaca dönüşmesi ve sonradan bozuluma uğrayarak breş taşı (bu kayaç çeşidi sedimanter kayaç çeşitlerindendir) haline geldiğini ve breşlerinde tuz "ablasyonu " sırasında hidrotermal etki ile zümrüte dönüştüğünü tespit ediyoruz.
Tekrar araya giriyoruz,bu bölümde "tuz ablasyonu" terimi geçti biraz bu terime bakalım.
ABLASYON: Bir materyalin bir nesneden buharlaşma veya diğer yöntemlerle (yontma, aşındırma, kimyasal reaksiyon) oradan kaldırılması veya yok edilmesi işlemine denir bu yazıda geçen kısımda ise breşlerde ki tuzun yukarıda yazdığımız alkali metaller ve halojenler ile tuzun yok edildiğini anlatmak istiyor yazıda bu olayın gerçekleştiğini gösteren laboratuvar sonuçları verileri var mesela zümrüt içinde bulunan kapanımlarda tuz eriyiği tespiti gibi.
Yazıda geçen bir terimde "sabkha". Ben geçtiği cümleyi doğrudan almadım ancak bu terimide açıklayıp geçelim.
SABKHA: Arapça bir kelimedir. Yarı kurak veya kurak iklimin sonucu olarak evaporit minerallerin biriktiği deniz kıyısında ki bir gelgit dalgalarının oluşturduğu kum düzlüğüdür. Sabkha lar deniz kıyısı gel git dalga bölgesi arası ile daha yüksekçe rakımda bulunan ovalar arasında teşekkül eder. Bu terim özellikle çöllük alanda deniz kenarındaki tuzlu düzlükler için kullanılmıştır. Ayrıca"sabkha" lar içerdiği çok yüksek karbonhidratlı fosiller nedeni ile petrol ve doğalgaz yataklarını oluşturduğuna inanılmaktadır.
Yine yazıda geçtiği halde sadeleştirerek es geçtiğim ancak açıklanmasında yarar gördüğüm bir teknik terimi daha açıklayıp yazıyı bu bilgiler çerçevesinde değerlendirmeye devam edelim.
FORMASYON: Kendisine has litolojisi (kayabilimi) olan ve altı ile üstündeki tabakalardan fiziksel olarak ayrılan ve de 1/25.000 lik ölçekli haritalarda gösterilebilecek kadar büyük saha dağılımı olan sedimanter (tortul) kayaç topluluğudur. Formasyonların en alt birimine "tabaka" denir formasyonlar bir araya gelerek "gruplar"ı oluşturur. Formasyonun bir alt birimine ise "üye" denir. Formasyonlarda adlandırmada daima coğrafi isimler kullanılır 'Sarayköy kireçtaşı formasyonu ‘ gibi.
Değerli arkadaşlar , yazının devamını gelecek yazıya bırakalım zaten bu bölümde asıl işimize yarayacak özet bilgi verdim denebilir tekrar toparlarsak;
Dünyada pek çok farklı jeolojik ortamda zümrüt veya diğer beril mineralleri (heliodor, akuamarin, kırmızı beril vb.)oluşmaktadır. Beril grubu minerallerin olmaz ise olmaz ilk koşulu "berilyum" elementi gerekliliğidir. Berilyum elementi sayesinde beril denen mineral oluşur beril minerali olan uygun yerlerde eğer ortamda krom (krom oksit)varsa ve yine sıcaklık basınç gibi şartlar uygunsa belli bir sürede zümrüt oluşur.
Beril minerali en çok granit kayaçlarında yüksek tonerde( oranda) bulunur. Bu nedenle genelde zümrüt yatağı denildiğinde ilk akla gelen granit pegmatit yataklar dır. İkincil olarak da hidrotermal yataklardır ki burada oluşan zümrütler genelde daha saydam olma eğilimindedir.(Türkiye hidrotermal alanlar yönünden çok zengindir ancak önemi yeterince kavranmamıştır ilk defa Sarayköy /Denizli de elektrik üretimi için tesis kurulmuş ardından bu bölgeden İzmir'e kadar uzanan "Menderes Masifinde" onlarcası bulunup özellikle sera ve ısıtma amaçlı olarak kullanılmaktadır. Fakat tek yer burası değildir Çanakkale, Afyon, İzmir(Balçova), Konya,İzmir (Tire), İzmir (Ödemiş) vs. Türkiye'de tarihsel olarak da iyi tanınmış "kaplıca-ılıca"ları ve bolluğu da bu durumun göstergelerindendir.Yazıyı burada bitirip beşinci bölüm ile devam etme temennisi ile.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum