İstanbul
25 Mart, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

ONURLU DURUŞUN ADI: İRAN

25 Mart 2026, Çarşamba 00:40

Dünya bir kez daha büyük bir sınavdan geçiyor.

Bir yanda “insan hakları”, “demokrasi” ve “özgürlük” söylemleri; diğer yanda ise yıkılan şehirler, hayatını kaybeden siviller ve derinleşen acılar…

Bu çelişkinin merkezinde ise uzun yıllardır değişmeyen bir gerçek duruyor: Gücün hukukun önüne geçtiği bir düzen.

ABD’nin yıllardır sürdürdüğü müdahaleci politikalar ve İsrail’in bölgede izlediği sert askeri tutum, yalnızca siyasi bir mesele değil, aynı zamanda vicdani bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.

Özellikle sivillerin hedef haline geldiği, masum insanların yaşam hakkının yok sayıldığı her tablo, insanlık adına derin bir yara açmaktadır.

Bu nedenle dünya kamuoyunda yükselen eleştiriler, yalnızca politik değil, aynı zamanda ahlaki bir tepkinin ifadesidir.

Bugün birçok ülke sessiz kalmayı tercih ederken, bazıları ise açık ya da örtülü desteklerle bu sürecin parçası haline gelmektedir.

İşte tam da bu noktada, İran’ın sergilediği duruş farklı bir yerde durmaktadır. Tüm baskılara, yaptırımlara ve kuşatmalara rağmen geri adım atmayan bir tavır, bağımsızlık ve direnç söylemiyle öne çıkmaktadır.

Bu duruş, yalnızca bir devlet politikası değil; aynı zamanda teslimiyete karşı bir itiraz olarak da okunmaktadır.

Elbette uluslararası ilişkiler karmaşıktır ve her ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği bir gerçektir. Ancak bu durum, sivillerin zarar gördüğü, şehirlerin yerle bir edildiği, çocukların hayatını kaybettiği tabloları meşrulaştıramaz.

Bu yüzden emperyalist politikalar ve insan hayatını hiçe sayan yaklaşımlar, dünyanın neresinde olursa olsun eleştirilmeyi hak eder.

Aynı şekilde, ayrımcı ve baskıcı ideolojiler de insanlığın ortak değerleriyle bağdaşmaz.

Bugün gelinen noktada, emperyalizmin ve insanı ötekileştiren, yok sayan anlayışların karşısında durmak yalnızca bir siyasi tercih değil, aynı zamanda insani bir sorumluluktur.

Bu anlayışları reddetmek, daha adil ve eşit bir dünya talebinin de ifadesidir.

Sonuç olarak, yaşanan tüm gelişmeler bir gerçeği bir kez daha ortaya koymaktadır: Adaletin olmadığı yerde barış olmaz. Ve barışın olmadığı bir dünyada, güçlü olanın değil, haklı olanın sesi yükselmelidir.

Bu çerçevede bakıldığında, direnen her toplum gibi İran’ın ortaya koyduğu tavır da birçok kişi için “onurlu bir duruş” olarak görülmekte ve bu yönüyle tartışmaların odağında yer almaktadır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum