OSMANLI PADİŞAHLARI HANGİ TARİKATLARA BAĞLIYDI?
14 Mart 2026, Cumartesi 15:02Osmanlı devletinin kuruluşundan itibaren Anadolu’da faaliyet gösteren dinî tarikat örgütlenmeleri ile sıkı ilişkileri oldu.
Amerikalı tarihçi Herbert Adams Gibbons tarafından ilk öne sürülen (Osmanlı devletinin) “yerli rumlar arasından tedârik edildiği, Osmanlılaşmış rumlar ile Bizans’ta görülen teşkilât üzerine devletin ikâme edildiği” tezi hâlâ tartışılsa da, Osmanoğullarının İslâm tarikatları ile çok yakın ilişkileri de apaçık bir gerçektir.
Son dönemde kimi çevrelerin Osmanlı padişahlarının tarikat aidiyetleri ile ilgili bilinçli bir çarpıtma faaliyetine giriştikleri de, tanık olduğumuz ilginç bir durumdur.
Osmanlı devletinin sözde mirasçılarının padişahların tarikat aidiyetlerini değiştirme gayretinin arkasında yatan ne olabilir, sorusunu siyaset erbâbına ve sosyal bilimcilere bırakıp, elimizdeki, konuya değin yazılmış en eski çalışmalardan birisi olan, Enver Behnan Şapolyo tarafından hazırlanan “Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi” (1964 – Türkiye Yayınevi) kitabında verilen bilgilere bakalım.
Şapolyo, kitabının 439 ve 440. sayfalarında Osmanlı padişahlarının mensup oldukları tarikatları şöyle sıralıyor:
OSMANLI PADİŞAHLARININ MENSUP OLDUKLARI TARİKATLAR
1 - Sultan Osman Gazi - Ahî tarikatı
2 - Sultan Orhan Gazi - Ahî tarikatı
3 - Sultan Murad-ı Hüdavendigar - Ahî tarikatı
4 - Sultan Yıldırım Bayezid - Zeynîyye tarikatı
5 - Çelebi Sultan Mehmet - Zeynîyye tarikatı
6 - Sultan İkinci Murat - Bayramîyye tarikatı
7 - Sultan Fatih Mehmet - Bayramîyye tarikatı
8 - Sultan Bayezid Veli - Cemalîyye tarikatı
9 - Sultan Yavuz Selim - Sünbülîyye tarikatı
10 - Sultan Kanuni Süleyman - Gülşenîyye tarikatı
11 - Sultan Sarı Selim - Halvetîyye tarikatı
12 - Sultan Üçüncü Murat - Uşşakîyye tarikatı
13 - Sultan Üçüncü Mehmet - Halvetîyye tarikatı
14 - Sultan Birinci Ahmet - Celvetîyye tarikatı
15 - Sultan Birinci Mustafa - Celvetîyye tarikatı
16 - Sultan Genç Osman - Celvetîyye tarikatı
17 - Sultan Dördüncü Murad - Celvetîyye tarikatı
18 - Sultan Birinci İbrahim - Halvetîyye tarikatı
19 - Sultan Avcı Mehmet - Halvetîyye tarikatı
20 - Sultan İkinci Süleyman - Halvetîyye tarikatı ·
21 - Sultan İkinci Ahmet - Halvetîyye tarikatı
22 - Sultan İkinci Mustafa - Halvetîyye tarikatı
23 - Sultan Üçüncü Ahmet - Cerrahîyye tarikatı
24 - Sultan Birinci Mahmut - Halvetîyye tarikatı
25 - Sultan Üçüncü Osman - Rufaîyye tarikatı
26 - Sultan Üçüncü Mustafa - Cerrahîyye tarikatı
27 - Sultan Birinci Abdülhamit - Nakşîbendîyye tarikatı
28 - Sultan Üçüncü Selim - Mevlevî tarikatı
29 - Sultan Dördüncü Mustafa - Nakşîbendîyye tarikatı
30 - Sultan İkinci Mahmut - Cerrahîyye tarikatı
31 - Sultan Abdülmecit - Cerrahîyye tarikatı
32 - Sultan Abdülaziz - Mevlevî ve Bektaşî tarikatı
33 - Sultan Beşinci Murat - Bahaîyye tariki (Mason)
34 - Sultan İkinci Abdülhamit - Şazelîyye tarikatı
35 - Sultan Mehmet Reşat - Mevlevî tarikatı
36 - Sultan Mehmet Vahdettin -Bilinmiyor-
Şapolyo’nun verdiği bilgilere göre;
36 padişahın 8’i Halvetîyye tarikatı üyesi idi.
Celvetîyye ve Cerrahîyye tarikatlarına üye 4’er padişah bulunuyor.
Kurucu ilk 3 padişah ise Ahîlik tarikatına bağlı idi.
Ayrıca 2 Zeynîyye, 2 Bayramîyye, 2 Mevlevîyye, 2 Nakşibendîyye dışında, 1 Cemalîyye, 1 Sünbülîyye, 1 Gülşenîyye, 1 Uşakîyye, 1 Rufaîyye, 1 Bektaşîyye, 1 Şazelîyye tarikatına mensup padişah vardı.
Sultan 5. Murat’ın mason üyeliği dışında, son padişah Vahdettin’in tarikat mensubiyeti konusunda da fikir birliği yoktur.
Vahdettin’i Mevlevî tarikatına sayanlar olsa da, Gümüşhanevî tekkesi üzerinden Nakşibendîyye mensubiyeti konusunda da iddialar vardır.
PADİŞAHLARIN TARİKATLARININ SİLSİLELERİ
Osmanlı padişahlarının mensubu oldukları tarikatların silsileleri, onların İslâm içerisindeki konumlanmaları hakkında bir fikir sahibi olmamızı sağlar.
Padişahların ait oldukları tarikatların silsilelerini incelediğimizde, bunların hemen hepsinin kendilerini İslâm Peygamberi Hz. Muhammed’in amcaoğlu ve damadı Hz. Ali’ye bağladığını görürüz.
Osmanlı devletinin kurucuları Osman Gazi, Orhan Gazi ve 1. Murat Vefaîyye tarikatının Ahîlik koluna bağlı idiler.
Ahî Şeyhi Ede Balî Osman Gazi’ye kızını vermişti.
Yıldırım Bayezid ve 1. Mehmet ise, yine Vefaî tarikatının bir kolu olan Zeynîyye mensubu idiler.
Osmanlı devletinin kurucusu ilk padişahlar, görüldüğü gibi, silsilelerini Hz. Ali’ye bağlayan tarikatların üyeleri idiler.
Sonra gelen 2. Murad ve Fatih Sultan Mehmet ise Bayramîyye tarikatı üyeleriydi.
Hacı Bayram Velî’nin adına kurulan bu tarikat da silsilesini Hz. Ali’ye bağlamaktadır.
Hacı Bayram Velî, Safevîyye tarikatını kuran Şeyh Safüyiddin Erdebilî’nin Erdebil şehrindeki tekkesinde yetişmiş bir Horasan erenidir.
Fatih’in oğlu Bayezid’i Velî Cemalîyye, Yavuz Selim Sünbülîyye ve onun oğlu Kanunî Sultan Süleyman ise, Gülşenîyye tarikatları üyesidir.
Bu tarikatlar Halvetî tarikatının kollarıdır.
Sultan 3. Mehmet de Halvetî tarikatına mensuptur.
Sonra gelen 1. Ahmet, 1. Mustafa, Genç Osman ve 4. Murat Celvetîyye tarikatına bağlıdırlar.
Celvetîlik de Bayramîyye tarikatının alt koludur.
Daha sonra padişah tahtına oturan 1. İbrahim, Avcı Mehmet, 2. Süleyman, 2. Ahmet ve 2. Mustafa’nın ise, Halvetî tarikatına bağlandıklarını görüyoruz.
Aynı şekilde, 3. Ahmet Cerahîyye, 1. Mahmut Halvetîyye ve 3. Osman da Rufaîyye tarikatına bağlanmışlardır ki, Cerahîyye ve Rufaîyye de Halvetî tarikatının alt kollarıdır.
HALVETÎLİK NEDİR?
Horasan’dan Hazar denizinin batı kıyısında bulunan Gilan’a gelen tasavvuf alimi İbrâhim Zâhid-i Geylânî Türk tarikatları içerisinde Halvetîlik, Safevîlik ve Bayramîlik üzerinde büyük etkisi olan bir isimdir.
Vladimir Minorsky’e göre İbrâhim Zâhid’in ataları bölgeyi fethederek müslümanlaştıran hükümdarlardı. (The Turks, Iran and Caucasus in the Middle Ages, s. 518, 524)
İbrâhim Zâhid-i Geylânî’nin halifesi Ömer el-Halvetî tarafından kurulan bir Türk tarikatı olan Halvetîlik, Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî ile büyüyerek Türk-İslâm dünyasının en büyük tarikatlarından birisine dönüşmüştür.
Halvetîyye tarikatı Azerbaycan’da kurulmuş, gelişmiş ve buradan Anadolu’ya, Anadolu’dan da Balkanlar, Suriye, Mısır, Kuzey Afrika, Sudan, Habeşistan ve Güney Asya’ya yayılmıştır. (İslam Ansiklopedisi, Halvetîyye maddesi)
Halvetîliğe göre, “Allah ile kulu arasında bazısı zulmetten, bazısı nurdan yetmiş bin perde vardır. Yedi makamdan her birine on bin perde düşer. Müridin bir üst makama geçebilmesi için on bin perdeyi aşması gerekir.”
Halvetîyye’nin birçok kolu Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin vahdet-i vücûd görüşünden etkilenmiş, bu etki Niyâzî-i Mısrî’de en ileri dereceye ulaşmıştır.
HALVETÎLİK SİLSİLESİ
Halvetîlik silsilesini Hz. Ali’ye bağlayan bir tarikattır.
Enver Behnan Şapolyo’nun Mezhepler ve Tarikatlar adlı eserinin 452. Sayfasında verildiği şekliyle Halvetî silsilesi şöyledir:
1-Hazreti İmam Ali,
2- Hazreti Hasan Basri,
3- Hazreti Habib Acemî,
4- Hazreti Davud’ül-Taî,
5- Hazreti Maruf’ül-Kerhî,
6- Hazreti Seri’ül-Sakatî,
7- Hazreti Cüneyd Bağdadî,
8- Şeyh Mümşd’ül-deynurî,
9- Şeyh Mehmet Bekrî,
10- Şeyh Vecühiddin’ül-Kadı,
11- Şeyh Ömer Bekrî,
12- Şeyh Ebülnecib’ül-Süherverdî,
13- Şeyh Kutbiddin’ül-Ebherî,
14- Şeyh Rükniddin Mehmet Necasî,
15- Şeyh Şahabettin Mehmet Tebrizî,
16- Şeyh Seyid Cemaleddin Tebrizî,
17- Şeyh İbrahim Zadidül-Geylanî,
18- Şeyh Ahi Mehmet bin Nurulhalvetî,
19- Pir Ömer’ül-Halvetî Lahcî.
Horasan’da gelişen Türk tasavvuf ekollerinin tamamının silsilelerinde kendi tarikatlarını Hz. Muhammed’in amcaoğlu ve damadı, Şah-ı Merdan, Şir-i Yezdan Hz. Ali’ye bağlamaları tesadüf değildir.
Emevî ve Abbasî baskılarından bunalan Peygamber soyu kurtuluşu Horasan diyarına giderek Türkler arasına karışmakta bulmuştu.
İslâmiyeti kabul eden Türkler İslâm peygamberinin soyuna büyük hürmet göstermiş, ayrıca onların bölgedeki varlığı Türklerin kitleler halinde İslâm dinini kabul etmesini da sağlamıştı.
Türk tarikatlarının bilâ-istisnâ silsilelerini Hz. Ali’ye bağlamalarının en büyük sebebi, Ehl-i Beyt’e bağlılık olarak açıklanabilir.
Bu durumu, aynı zamanda bu tarikatların Muavîye ile Hz. Ali arasındaki çatışmada taraflarını tartışmaya yer vermeyecek şekilde ifade etmiş olmaları şeklinde de yorumlamak yanlış olmaz.
Nitekim, Osmanlı padişahları da Ehl-i Beyt’e bağlılığı bilinen Türk tarikatlarını her zaman koruyup desteklemişlerdi.
GEÇ DÖNEMDE PADİŞAH TARİKATLARI
Osmanlı padişahları içerisinde ilk Nakşîbendîyye üyesi 1. Abdülhamit olmuştu.
Nakşîbendîlik, Bahâeddin Nakşibend’e nispet edilir.
11. Yüzyılda yaşayan Yûsuf el-Hemedânî’nin 4 halifesinden birisi olan Abdülhâlik-ı Gucdüvânî’nin kurduğu “Hâcegan” halkanın devamı olarak kabul edilse de, Bahâeddin Nakşibendî’nin kendisi yaklaşık 300 yıl sonra, 1318 yılında doğmuştur.
Nakşîbendî tarikatının oluşumunu sağlayan Sa‘deddîn-i Kâşgarî 1456, tarikatı asıl yayan ve kurumsallaştıran Abdurrahman Câmî ise 1492 yılında ölmüştür.
Bahâeddin Nakşibendî tarikat kurmamış, ama ilim yaymıştı.
Adına kurulan tarikat ise ölümünden neredeyse 100 yıl sonra ortaya çıkmıştı.
Nakşîbendîyye, silsilesini Hz. Ali’ye değil, ilk halife Ebu Bekir’e bağlayan bir tarikattır.
Nakşîbendîliğin Anadolu’ya gelişi ise, ilk kez Amasya’da 1453 yılında kurulan Yâvedûd Tekkesi ile olmuştu.
Dolayısıyla, Nakşîbendî tarikatı mensuplarının İstanbul’un fethinde rol oynadıkları veya yer aldıkları şeklindeki anlatıların bir efsaneden ibaret olduğunu belirtmek doğru olacaktır.
Sultan 1. Abdülhamit’ten sonra gelen 3. Selim’in Mevlevîyye, 4. Mustafa’nın ise dedesi gibi Nakşîbendîye tarikatına bağlı olduklarını görüyoruz.
Sultan 2. Mahmut ve Sultan Abdülmecit Halvetîliğin kolu olan Cerahîyye tarikatına bağlı iken, Sultan Abdülaziz ise hem Mevlevîliğe hem de Bektaşîliğe bağlıdır.
2. ABDULHAMİT’İN TARİKATI HANGİSİ?
Osmanlı padişahları arasında “Mason padişah” olarak bilinen 5. Murat’tan sonra tahta çıkan 2. Abdülhamit ise, Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’nin 1224-26 yıllarında Tunus’ta kurduğu Şazelîyye tarikatına bağlıdır.
Şazelîyye tarikatı, ilk kez 1786’da Alibeyköy Şâzelî Dergâhı ile İstanbul’da faaliyetlerine başlamıştı.
Soyu İsmâil b. Ca‘fer es-Sâdık’a ulaşan Ni‘metullāh-ı Velî’nin kurduğu bir Şazelî kolu, İbnü’l-Arabî’nin vahdet-i vücut anlayışını benimsemişti.
Türklerin İslâm’ı benimsemesinde büyük rol oynayan Ni‘metullāh-ı Velî Kahire’de Bektaşî dergâhında 3 yıl yaşamış, Erdebil’de ise, Sadreddîn-i Erdebîlî’den ders almıştı.
Şazelî tarikatının her iki kolu da Ehl-i Beyt’e muhabbete yüksek önem verir.
Sultan 2. Abdülhamit’ten sonra tahta çıkan Sultan Mehmet Reşat’ın Mevlevîyye tarikatına bağlı olduğu belirtilirken, son padişah Vahdettin’in tarikatı konusunda çeşitli rivayetlerin olduğu biliniyor. Vahdettin’in Nakşîbendî tarikatının bir kolu olan Gümüşhanevî tekkesi şeyhi Ziyaeddin Dağıstanî’nin muhibbi olduğu söylenmektedir.
OSMANLI PADİŞAHLARININ EHL-İ BEYT BAĞLILIĞI
Kuruluşundan yıkılışına kadar tahta çıkan padişahların bir-iki istisna dışında hepsinin Ehl-i Beyt bağlılığı dikkati çekmektedir.
Anadolu’da irşad faaliyetleri yürüten tarikatların da ezici çoğunluğunun Ehl-i Beyt’e gönülden bağlı tarikatlar olduğunun da altını çizmek gerekir.
Öte yandan, Sünni mezhep dairesi içerisinde değerlendirilse de, Abdurrahman Câmî gibi Nakşîbendîyye tarikatını yayan ilk halifelerde “Ehl-i beyt’i sevmenin Kur’an’ın emri olduğu” anlayışı yaygındır.
Bu bakımdan, Osmanlı toplumunda Ehl-i Beyt sevgisinin yaşatılmasında, padişahların tutumunun da önemli rol oynadığını söylemek yanlış olmaz.
Sonuç olarak, hangi tarikat üyesi olurlarsa olsunlar, Osmanlı padişahlarının Hz. Ali sevgisine sahip, Ehl-i Beyt’e bağlı kimseler olduğunu kabul etmek gerekir.
16. yüzyılda ortaya çıkan Osmanlı/Safevî çatışma ekseni her iki ülkede de toplumsal yaşamda bugüne kadar yaşatılan derin bir hafıza yaratmıştır.
Ancak, bu çatışma dairesinde meydana gelen olayları mezhepçilik zaviyesinden ele alınması doğru değildir.
Not: Bu makale ilk olarak Horasan Erenleri dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2024 tarihli 1. sayısında yayınlanmıştır.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Osman Gürel
14-03-2026 21:01Verdiğiniz bilgileri ilk kez okudum. Bizi aydınlattığınız için teşekkürler.