PERİYODİK CETVEL HAKKINDA BİR
29 Haziran 2026, Pazartesi 18:21PERiYODİK CETVEL HAKKINDA
Bilim tarihinde önemli buluşlardan biri olan, zamanla tamamlanan periyodik cetvel bize elementleri tanımamız da önemli işleve sahip olduğu kaçınılmaz gerçek.Fakat bu cetvel de acaba bazı önyargılarımızın kurbanları arasında mıdır?
Bu zorlu konuyu biraz açalım,bu cetvelde elementlerin fiziksel ve kimyasal özellikleri gösteriliyor bakıyoruz birkaç örnekle ;civa elementi eksi 38.83 derecede erirken diyelim ki altın ise 1064,18 derecede eriyor.Bu iki elementin atom sayıları birbirine oldukça yakın(Altın 79 Civa ise 80 ) ancak ergime sıcaklıkları çok farklı.Neden olduğu açığa çıkmadığı sürece bu cetvel de problem var demektir(elbette atomların hangi açı derecesi ile bir araya gelmesi olgusunu gözeterek )
Elementlerin ergime sıcaklığı veya diğer özelliklerini matematiksel kesinlikte ulaştıramaz isek
sıkıntı devam edecek demektir.En Önemlisi de bu farklılığı yaratan nedir?
Konuyu daha açık hale getirelim,periyodik cetvel mantığına göre yapılan bu element oluşturma esasları ne derece doğru olarak geçerlidir?Bu soru bize maddenin tanımı atomik yapıya götürür klasik olarak anlatılan elektron,nötron,proton ile temellenen bu sistem geçerlimidir?Element ayıraçları başka biçimlerde var olabilir mi? Yukarıda yazıldığı gibi sadece ergime noktaları farklılığı değil diğer fiziki ve kimyasal farklılıklar sadece geçerli olan kurallar ( yasalar) çerçevesinde mi olmaktadır?Başka kurallar mevcutmudur?
Var olan gerçek, var olan kurallar içinde gösterilemiyor veya önerilemiyor ise zaten çözemediğimiz ancak gizlide olsa kuralların olduğunu gösterir.
Çok soru sorduk durup soluklanalım.Bu yazı sadece bir deneme mahiyetindedir.Şöyle bir gerçek ve bazı gerekçelerden ilham alır;
Gerçek,bilim tarihi yanlışlanamaz sanılan yargıların devrildiği bir arenadır.Bunun en önemli sebebi ise öneri veya kabulün yapılmasında bilimin henüz bilemediği fizik veya kimya davranışlarının hesaba katılmadan yapılması olmuştur.Geçmişte yaşananlardan alınacak ilk ders asla kesin yargılara varmadan ilerlemektir.Bazı basit örnekler ile konuyu anlaşılır kılalım.Mikroplar bilinmeden önce hastalık konusunda o zamanın bilgi birikimine göre yapılacak her açıklama ister istemez yanlış veya ispatlanamaz olacaktır.Başka bir örnek,teleskop öncesi evren teorimiz zorunlu olarak yanlış olacaktır.Son örnek,elektrik hakkında birikim olmadan çok konu anlaşılmayacaktır.Sorulan soru İşte bu basit gerçek üzerinden sorulmaktadır.Hala evreni kavramakta bizi sonuçsuz yapan temel bilgi eksikliğimiz varmı dır? Benim kestirmeden cevabım elbette bilim tarihini göz önüne alarak kocaman bir EVET olacaktır.
Konuya bir başka açıdan yaklaşalım ;geldiğimiz birikim ile acaba varsayımsal evrensel temel kanunların bir kısmını henüz onu ölçecek aracımız yokken de tespiti için yöntem bulabilir miyiz? Bu soruya cevabı tarihsel örnekle vermeye çalışacağım.Newton yerçekimini formüle etmeden öncede bilim bazı gerçeklerin farkında idi.Bilimin önünde duran çok soru birikmişti Ancak yerçekimsel dalgaların tespitini yapacak araç yoktu.Bu durumu fotoğraf makinası icadından önce bazı kurallara uyarak sonucunu resim yaparak izah etmeye benzetebiliriz.Konu yeterince anlaşılması için yine aynı konu üzerinden devam edelim.Elbette “Newton öncesi” dünyada bazı gerçekler tesbit edilmişti ancak hala ilkel güdülerimiz etkisinde kalarak hızı nedeni ile “Merkür” gezegenini hemen haberci Tanrı yapıvermiştik burada tek elle tutulur gerçek hız idi.Mesela nerde ise tüm toplumlar güneşi Ya baş Tanrı ya iyi nitelikli Tanrı yapmıştı.Bilim her defasında gömülü gerçeği kazıyarak ortaya çıkardı.Elbette J.Kepler benzeri bilim insanları yapılan dikkatli gözlemleri daha doğruya yakın değerlendirerek bazı sonuçlara da varabilmişti.Bu ve benzeri sonuçlardan yola çıkarak “bir bilimsel kanunu bazı belirtilere bakarak varlığını hissedebilir ve akıllıca yöntemlerle ölçümünü dahi sağlayabiliriz “ benzeri bir neticeye varılabilir.Bu yönteme ayırt etmek için “bilinmeyeni bazı belirtilerden yola çıkarak belirleme “ gibi bir isim verelim.Bu durumun tersinin de geçerli olduğunu bilim tarihinden biliyoruz.”Bilinen bilgilerden yola çıkarak yeni bilgi kazandırma “ da çokça olagelmiştir.Bu durumun somut sonuçlarından biri de yazının konusu olan periyodik cetveli bulan D.Mendeleyev bazı bilinmeyen elementleri önceden öngörebilmişti….
Konuyu bir kez daha toparlayalım ; ele alınan konu “Periyodik Cetvel “ ve aradığımız da şu,bu cetveli zaten el yordamı ile oluşturulduğunu biliyoruz insanlığın bir meseleyi kategorize etme eğilimini bilerek ve dikkate alarak bu cetvel de bu türden bir hata içermekte midir?
NOT: Devam edecek


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum