S Ü M E R L E R H A K K I N D A ON İKİ
01 Temmuz 2026, Çarşamba 21:06Bu bölümde Sümerce ile Türkçe arasında ki benzerlik ve farklılıkları göstermeye gayret edilecek. Fakat zaman zaman konunun diğer boyutları ile ilgili açıklamalarda yapılacak.
1-) Daha öncede yazmıştık Türkçe eklemeli bir dildir bu konuda bir tartışma yoktur. Sümerce de eklemeli bir dildir bu konuda da tartışma yoktur ancak Sümerce de sadece kelime sonlarına ek getirilmez başa da getirilir.
DÜŞÜNCELER : Bu konuda iki yorum yapılabilir ;
A- Sümerce ile kaynağı bilinen Türkçe arasında devasa bir zaman aralığı vardır , yaklaşık olarak 3.000 yıl kadar. Bilindiği üzere bütün diller canlılar gibi değişir,dönüşür . Bu düşünce ile bu farklılık izah edilebilir kaldı ki benim görüşüm Türkçede ki bazı kalıntılardan ön eke sahip olduğudır ( Geçmişte )
2-) Sümerce de Türkçe gibi cümle yapısına sahiptir ; ÖZNE + TÜMLEÇ+ YÜKLEM. Bu konuda tartışma yoktur.
3-) Sümercede yeni kelime oluşturulması sırasında Türkçede olduğu gibi kök kelime hiç değişmeden kalır. Bu konuda da tartışma yoktur.
DÜŞÜNCELER : Bu özellik bütün Altay dillerinin özelliğidir.Buraya kadar yazılanlarda.
4-) Sümercede tıpkı Türkçede olduğu gibi çoğul sayılara çoğul eki getirilmez. Bu konuda da tartışma yoktur.
5-) Sümercede “DİŞİ ve ERKEK “ ayrımı aynı Türkçede olduğu gibidir.Bu konuda da tartışma yoktur.
6-) Sümercede var olan bazı ekler Türkçedeki eklerle aynı şekilde kullanılır.
Bu konuya açıklık getirmek için örnekler gösterelim.
A- Sümercede ismin VARIŞ HALİNİN EKİ olan ve Türkçedeki “KADAR “ anlamını veren “SEL ; SAL ekleri “ kullanış yönünden tıpkı Türkçedeki gibidir.
B- TAMAMLAMA EKİ olarak “AK” eki yönelme eki olan “RA “ aynıdır.
C- Ayrılma hal eki olan “TA “ eki de ve yön gösterme eki olan “A” da aynıdır.
D- Denkleştirme veya benzetme eki olan “GİM” de Türkçedeki ile aynıdır.
5-) Eklemeli dillerde kelimeler cümle içinde hal eki benzeri ekler almadan bulunabilir.” Bugün -yaz- başladı denebilir. “ Cümlesinde olduğu gibi.
6-) Eklemeli dillerde kullanılan “ek “ sayısı çok fazladır.
7-) Eklemeli dillerde ,bükümlü dillerde olduğu gibi harf tarifi bulunmaz.
8-) Eklemeli dillerden olan Türkçede dil kurallarının istisnaları yok gibidir oysa diyelim ingilizcede çok sayıda kural istisnası mevcuttur mesela fiillerin geçmiş ve şimdiki zamanda olan istisnaları gibi.
9-) Türkçe fiil kelimeleri yönünden çok zengin bir dildir.
10-) Türkçe ünlü sesleri bakımından çok zengindir örnek Arapça ile olan farklılık.
11-) Türkçe konuşma esnasında zihninde cümle kurarken bazı dilin yapısından gelen kolaylıklara sahiptir. Bir kelime aranırken kök kelimenin değişmemesinin getirdiği avantajlara sahiptir. Soru cümlesi kurmadaki kolaylıklar veya diğer kolaylaştırıcı ögeler dilin oluşturulma sırasında ki matematiksel sadeliğe borçludur.
Konuyu daha da açmak için ,başka bilgilere uzanalım.
Dil ile ilgili bilgileri derleyip toplama ve bir bilim dalı haline getirme esas olarak Batı da başlamıştır. Daha öncede yazıldığı gibi bu girişimlerin amacı pür bilim yapmak değildi. Anlaşılabilir sebeplerle bazı konular kabul edilebilir ancak gerek niyetin farklı olması gerekse bağnazlık nedeni ile bu konuda yazanlar sonradan tamamen yanlış olduğu açığa çıkan görüşlerin savunucuları olmuşlardır. Birkaç örnekle devam edelim ; Batı insan dillerini iler dil geri dil diye tasnife tabi tutulmuşlardır. Evet gelinen günümüz itibari bazı dillerin kelime hacmi ile olağanüstü saylara ulaştığı bir gerçektir. Ancak bu gibi tespitlerle bu görüş doğrulanamaz. Bunun çok basit bir gerekçesi vardır.
Açalım ; insanlı dilleri önceleri sanıldığı gibi birkaç bin yıllık değildir. Elbette iş Tevrat'ı esas alınarak yapılırsa ve buradan da evrenin ve dünyanın ve insanlığın yaratılışını günümüzden 6.000 yıl öncesini de değişmez bilgi kabul ederseniz sonuç kaçınılmaz olarak yanlış olacaktır.
Ayrıca ve belki de en önemlisi ise , insan dilleri tıpkı insanlığın doğum yeri gibi
Afrika olması gerekir bunun birçok bilimsel nedeni mevcuttur. Elbette bugün hala homosapiensin geçmişini tam olarak belirleyemediğimiz için daha önceki insansılar konusunda dahada bilgisiz durumdayız. Fakat hangi düşünce ileri sürülürse sürülsün hiçbir aklı başında bilim insanı insan dilinin doğuşunu öyle birkaç on bin yıl öncesine dayandıramaz. Bu süre en az 120.000 yıldır. Ayrıca dilin zamanla dallanması dönemini düşünmeye çalışırsak , bu dönemde yaşayan insanların hiçbir grubu diğerlerinden daha medeni daha bilgili vs. değildi. Çok açık bir gerçektir DİL insanlığın ilk en büyük BULUŞUDUR. Her dil bir mucize kabul edilmelidir. Bütün dillerin amacı iletişim kurmaktır ve bütün diller bunu başarmaktadır. Her dil yaşadığı coğrafyanın ve çevrenin etkisi ile ana ilkeden sapmadan ayrı ayrı gelişmiştir. Birkaç örnekle görelim, Kutuplarda veya yakınlarında yaşayan Eskimo ( İNUİT ve YUPİK ler ) lar diyelim Avrupa'da yaşayanlara göre yüzlerce kar ve yağışı veya rengi veya diğer özelliklerini ayrı ayrı gösteren kelime dağarcığına sahiptirler bu bir üstünlük olarak mı alınmalıdır? Elbette değil veya bugün Afrika’da yaşayan insanlar başka hiçbir yerde olmadığı gibi bazı dilsel özelliklere sahiptir , mesela ; bu insanlar ağacın üstünden seslenmeyi ayrı çalılıktan seslenmeyi ayrı bir çukurdan seslenmeyi ayrı kelimeler ile ifade ederler veya inanılmaz sayıda bitki ağaç ot çeşidinin kelimelerine sahiptirler vb. Konuyu uzatmaya gerek yok ama biraz daha yazıp meramımızı anlatmaya devam edelim. Tarihi biraz bilen Avrupa’da bir zamanlar bilim dilinin LATİNCE olduğunu bilir veya dünya bir zamanlar uluslararası dilin FRANSIZCA olduğunu fakat artık günümüzde İNGİLİZCE ye bıraktığını görürüz kısacası tarihde üstünlük hep geçici olmuştur bir hatırlayalım günümüzden yaklaşık 800 yıl önce kesin egemen güç Moğol-Türk imparatorluğu idi…
Kesin olarak diyebiliriz ki , insan dilleri arasında üstünlük var oluşu nedeni ile saçma ve ırkçı bir görüştür.
BATI nın yaptığı diğer hata da şudur. Gerek Almanca gerekse İngilizce benzeri dile sahip bu kişiler kendi dillerine uymayan dil bilgilerini ( gramer) ya sapma ya yanlış diye tanımlamıştır ( ABERASYON iddiası).
Yapılan diğer yanlış ise daha kabul edilebilir gerekçelere dayalıdır. Bazı Batı dillerinin o anki kelime kapasitesine bakarak yapılan küçümseyici bakış açısıdır. Oysa bilinir ki , her dil genişlemek için gerekli araçlara sahiptir yine bir iki örnek ; Çince bilindiği gibi tek heceli bir dildir ( gerçi son yıllarda çok heceliye doğru gidiş olduğu vakidir) . Bu dilde varlıkların hallerini belirten eklerden mahrumdur ancak dil kendi içinde bunu başka şekilde çözmüştür ( tonlama farklılığı ile aynı heceden onlarca kelime üretilebilmektedir.
FAKAT bütün bu yazılanlara rağmen şöyle bir gerçek daha vardır. Evet,bütün insan dilleri iletişimi sağlamak için yeterlidir. Burada hiçbir sorun yok . Dil ayrışmalarının binlerce yıl sonrası düşünelerek yapılmadığı da çok açıktır. İşte bu geleceğe göre düzenlenmeyen oluşumlar gelecekte ki insanoğlunun olağandışı gelişmişlik seviyesinde iken bazı avantaj veya dezavantajlara neden olabilmektedir.
Bu biraz hassas konunun ayrıntılarını sonraki yazıya bırakalım.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum