S Ü ME R L E R H A K K I N D A ALTI
01 Temmuz 2026, Çarşamba 19:43Artık yazıyı toparlama zamanı geldi. Daha sonraki gelişmeleri kavrayabilmek için bunun yapılması yararlı olacaktır.
Buraya kadar yazılanları özetlersek;
1-) Yazının bulunması insanlık tarihi açısından çok önemli bir aşamadır.Tarihde ilk defa birinci elden olayların aktarımı sağlanmış olmaktadır elbette bu durum sözlü anlatıma göre eksiklikleri olan bir aracı kullanmak demektir. İşin can alıcı noktası ise bu araştırmaları başlatan Batı Dünyasının başlangıç pozisyonudur. Batı ya göre bütün gelişmeler ya Yunan ya da İbrani kökenlidir. Bu çalışmalara da bu durumu ispat etmek için girişmişlerdir. Muhakkak ki elde edilen sonuç hayal kırıklığı olmuştur.
2-) Tarihi değerlendirme kriterleri her ne olursa olsun sadece bilimsel olmak durumundadır. Her kişi neticede ait olduğu dünyasının eseri olduğundan bireysel olarak tam bir tarafsızlık asla kabul edilemez. Bu nedenle verilecek her kritik karar yanlışlanabilme özelliğe ( diğer bilim dalları ile farklı özelliğe sahip olması nedeni ile bu durumun son derece özel olduğu apaçıktır) sahip olmalıdır. Tarihsel keşifler daima sürprizlere açıktır.
3-) Batı bu yola çıktığında elinde olanlar tartışılmaz dogmalarla dolu İncil ve Tevrat kitaplarında yazılanları esas almış olmakla ilk büyük hatayı yapmış olarak devam etmiş olmakla zehirlenerek uzun süre yanlış çıkarımlarda bulunmuştur. Gerçi elimizde nisbeten eski başka kaynaklarda mevcuttu ancak burada dikkat edilmesi gereken gerçek şudur ; bu kaynaklar yazının bulunmasından çok çok sonrasına ait idiler. Hele “Kutsal Kitap “ diyerek yüceltilen kaynağın, Tanrı eseri olduğunda ısrar ve buna dayanılarak yapılan yanlış çıkarımlar herkes için acı deneyimler olarak algılanmalıdır. Kitapları yazan bir tanrı vardı idiyse bu tanrı( lar) bize sunulan tanrı değildir.
4-) İnsanoğlunun gelişimi ile birlikte moral değerlerin yansıması olarak din olgusu da değişerek ve gelişerek tarihsel süreçte yüksek düzeyde belirleyici rol almıştır. Bir din sadece inançlar bakımından ele alınamaz, her din ait olduğu toplumun gelişmişlik düzeyi ve çevresinin de yansımasıdır. Bu nedenle din ve inanışları geniş açıdan değerlendirmek zorundayız asla dışlanamazlarda!
5-) Tarihe tarafsız bakacaksak öncelikle tüm insanlara öncelikle doğaya ait bir canlı olduğunu kabullenip ve bu duruma uygun olacak şekilde araştırma yapmalıyız. Böyle olunca da ; yaşam için en gerekli şartları ( su,yiyecek,barınma,temel araç ve gereçler) işin içine katarak ve incelenen bölgenin tarihsel çevre şartlarını öğrenmiş olmamız da gerekli olmaktadır. Tarihteki ilk önemli yerleşimlerin nehir veya göl kenarında olması bu ilişkinin zorunlu sonucudur ( memeliler içinde en fazla suya bağımlı olan , insandır). Bu nedenle tarih bilimi jeolojinin ( ve alt dallarına) kanıtlarına yaslanmak zorundadır. Tarihi yaratan insanlık , kendi geçmişini ancak ancak yarattığı tüm bilim dallarını seferber ederek doğruya yakın sonuçlar alınabilecektir .
6-) Tarihde elbette yazılı olan pek çok kaynak belge hala gün ışığına kabuşabilmiş değildir. Belkide bir kısmına hiçbir zaman erişim mümkün olmayacaktır. Fakat bugüne kadar yaşadığımız deneyimler göz önüne alındığında; çok sonraları bulunan yazılı olan veya olmayan tarihsel veriler yolun başlangıcında bize kalmış olan bilgi birikiminin miktar ve niteliği ile bağdaşmayan zenginlikte olduğundan aynı aceleci tavrı günümüzde de yapmamak gerekmektedir.
7-) Batı Dünyası öncelikle Avrupayı sonra Yunan Medeniyetini esas aldığı için , bu bölge ile tarihsel teması nedeni ile Persler üzerinden hareket etmiş ve bu seçimde aslında gidilecek yolu uzatmıştır. Belki bu durum zorunluğun eseri denilebilir ancak insanlık tarihinde öncü olma durumu sürekli bölge ve toplum değiştirerek süre gelmiştir. Bu gerçek bazı karanlıklar aydınlatıldığında daha bariz olarak görülecektir.
İnsanlık 17 nci YY la girdiğinde bilinen dünyada durum epeyce farklı idi.Avrupa kıstırılmış ve değerli ulaşım yollarından mahrum kalmıştı.Osmanlı ve İslam Dünyası Batı dan çok daha ileri ve avantajlı durumdadır. Fakat bu süreç bir temel kanunu harekete geçirdi “Zorunluğun sonucu doğan icat ve keşifler”
Elbette hiç kimse bilemezdi yaşanılan ve bilinen dünya gerçek dünyanın yarısı dahi değildi. İnsanlık, dünya üzerinde değişik büyük parçalarda yaşayan ve ilişkisi mekanla sınırlı bilgi ve haberleşme olgusu nedeni ile ayrışmış durumda hatta bazıları tamamen bilinmez durumda idiler. İşte bu inanılmaz özellik geriden gelenlerin zenginlik kaynağı olacaktır.
8-) Tarihten öğrendiğimiz bu ilginç gerçek yani “Geriden gelenin gelişim hızı potansiyeli “ elbette mutlak değildir ve bazı şartları içerir. En geri olanı değil takip yeteneğine sahip olanın kullanabileceği bu avantaj esasında tarihsel süreçteki bazı olağanüstü görünen sıçramaları açıklayan asli sebeplerdendir.
9-) Tarihi araştırma yöntemlerinde bazen hiç beklenmedik icatlar nedeni ile öncesinde olanaksız sandığımız ve kaybolduğuna inandığımız bilgilerin ortaya çıkarılması bu konudaki umutlarımızında devamını sağlamaktadır.
Biraz açarsak ; tarihlendirme konusu ve alandaki gelişmeler gerçekten çok önemli ve beklenmediktir.Acaba ileride bu kadar veye daha yararlı icatlar olabilecek midir? Binlerce yıl önce ölmüş canlılara ait yapı taşları sayesinde yapabileceğimiz sadece bugünkülerden mi ibarettir? Geçmişe ait yaşanmışlıklar doğa tarafından bilmediğimiz kayıtlara ulaşma ile sonuçlanabilir mi !
Evet,bu bölümde Sümerlere ait belli bir tarihe kadar olanları kapsayarak bitirip gelecek yazıda kısmen yeni bilgiler ışığında aynı konuyu sürdürelim.Bu arada farklı bilim insanlarının görüşlerini de o yazıda ele alalım.Ayrıca biz Türkler için çok önemli olan şu soruya cevap arayalım ; Sümerler, Türk Diline mi sahipti? veya onlarla yakın çevrede mi yaşadılar ? Veyahut da Sümerler ile Türkçenin hiçbir ilgisi yok mudur?


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum