SAVUNMA SANAYİNİN ÖNEMİ VE CUMHURİYETİN KAZANIMLARI
17 Şubat 2026, Salı 17:25Savunma sanayinin son yıllarda ulaştığı başarılar hepimizi gururlandırmaktadır. Ancak iktidar yanlısı bazı gazete yazarları ve televizyon yorumcuları bunu Ak Partinin başarısı olarak nitelendirmektedirler. Bunları söylerlerken de cumhuriyetin seksen yıllık birikimini ve yatırımlarını da inkar etmektedirler. Hatta daha önce hiçbir şeyin olmadığını dahi iddia ederek, kendilerinin “yerli ve milli” olduklarını hergün tekrar etmektedirler. Peki gerçek böyle mi?
Önce, savunma sanayisinde öne çıkan Aselsan, Roketsan, Havelsan, Aspilsan, Tei gibi Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na ait olan şirketleri ele alalım:
Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, 1974 Kıbrıs barış harekatından sonra halkın bağışları ile kurulan bir vakıftır. Amerika Birleşik Devletleri Kıbrıs barış harekatından sonra Türkiye’ye silah ambargosu başlattı. Bu olaydan sonra, iktidarda olan CHP-MSP koalisyon hükümeti bağımsız savunma sanayinin geliştirilmesi kararını aldılar. Bülent Ecevit Başbakan, yardımcısı ise, Prof. Dr. Necemettin Erbakan idi. Halkın bağışlarıyla 1975 de ilk kurulan şirket Aselsan’dı. Bu şirket şu anda dünya savunma sanayi şirketlerinde ilk yüz arasındadır. Şirketin 2025 yılı hasılatı 53,7 milyar TL, ihracatı ise, 958 milyon dolar olarak açıklandı.
Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, 1981 yılında Aspilsan, 1982 yılında Havelsan, 1985’de Tei, 1988’de Roketsan şirketlerini kurdu. Bu şirketler de dünyadaki savunma şirketleri arasında ilk sıralarda yer almaktadırlar.
Diğer öne çıkan savunma şirketlerinden Makina Kimya Endüstrisi (MKE) 1950’de,Tubitak 1963’de, Tubitak Sage 1972’de, Tusaş 1973’de devlet tarafından kurulan şirketlerdir.
Savunma sanayinde öne çıkan özel sektöre ait şirketlerin çoğu da yine Ak Parti iktidarından önce var olan şirketlerdendir. Örneğin; OTOKAR 1963, BMC 1964, NUROL 1966, BAYKAR 1984, FNSS 1985.
Şimdi de bu savunma şirketlerinin 2003’den önce ürettikleri savunma sanayi ürünlerinden bazılarını verelim:
Aselsan, 1978’de ilk sırt ve tank telsizlerini, 1980’de ilk el telsizi ve banka alarm sistemlerini, 1985’de sahra telefonlarını, lazer ölçme cihazlarını, 1986’da Termal kamera cihazlarını, 1991’de Radar sistemlerini, 1996’da cep telefonlarını üretmiştir.
Roketsan, 1999’da 11-40 kilometre menzilli roketler, Çok Namlulu Roket Atarlar (ÇNRA), Aspilsan firması telsiz ve silah batarya sistemleri, Telekomünükasyon batarya sistemleri, Medikal batarya sistemleri, Makine Kimya Endüstrisi top, tüfek, kapsül ve 1950’de “UĞUR 44” markası ile tek motorlu Türk uçağının üretimini yapmışlardır.
Özel şirketler de zırhlı araçlar, sahil güvenlik botu ve gemi üretiminde yer almışlardır. Otokar, FNSS ve Nurol firmaları dünyadaki savunma sanayi firmalarında öne çıkan şirketlerdir. Türkiye dışında çok sayıda fabrikaları ve üretim tesisleri bulunmaktadır.
Peki, savunma sanayi şirketlerinin üretimde kullandıkları ana maddeler olan demir-çelik, alüminyum ve saçları nereden tedarik etmektedirler. Bu malların üretimi de yine Ak Parti iktidarından önce kurulmuş olan şirketler tarafından yapılmaktadır. Örneğin; Karabük Demir Çelik Fabrikası 1937’de, Ereğli Demir Çelik 1960’da, İskenderun Demir Çelik 1970’de, Sivas Demir Çelik 1987’de, Seydişehir Alüminyum fabrikası 1969’da üretime başlamışlardır.
Yukarıdaki bilgiler ilgili şirketlerin resmi internet sitesinden alınmış olup, herkese açık bulunmaktadır. Dolayısıyla, “bizden önce hiç bir şey yoktu” gibi içi boş iddialar tamamen propaganda amaçlı olup, esas hedefin cumhuriyeti karalamaya dönük art niyetli sözler olduğu anlaşılmaktadır. Ama ne yazık ki, bu iddialara yeterince cevap verilememektedir.
Aynı çevrelerin “yerli ve milliyiz” sözlerine de cevap vermek yerinde olacaktır. Örneğin milli ve yerli imkanlarla deniz kuvvetlerini 21. yüzyıla taşıyan “MİLGEM” projelerinin “babası” olarak tanınan oramiral Özden Örnek ve arkadaşlarını hedef alan Ergenekon ve Balyoz davalarına kimler destek verdi? FETÖ operasyonlarına destek verenler şimdi yerli ve milli oldu, operasyonlara karşı çıkan ve mücadele edenler ise “gayri milli” mi oldu?
Yine aynı şekilde Fenerbahçe Spor Kulübünün eski başkanı Sayın Aziz Yıldırım’a FETÖ tarafından yapılan operasyonlara bu çevreler sahip oldukları yayın organları ile destek verdiler. Her gün yalan ve iftiraları tekrar ettiler. Aziz Yıldırım’ın sahibi olduğu DEARSAN firması hem TSK hem de yabancı ülkeler için hücum botu ve savaş gemileri üretmektedir. Peki, Sayın Aziz Yıldırım şimdi mi “yerli” ve “Milli” oldu? Daha önce değil miydi?
Bu çevrelerin diğer bir yanlışı da savunma sanayi şirketleri arasında taraflı olması, hatta bazıları hakkında sık sık olumsuz haber yapmalarıdır. Örneğin, Akit gazetesi neredeyse her hafta Koç grubu ya da bağlı şirketler hakkında olumsuz haber ve yorumlarda bulunmaktadır. Bunun sebebi ne olabilir? Koç grubunun Cumhuriyeti ve Atatürk’ü her daim savunmuş olmasından kaynaklanabilir mi? Altay tankına bir milyar dolar harcama yapmasına rağmen, ihalenin bu gruba verilmemesinin altında acaba bu gerekçe olabilir mi ?
Burada şunu da belirtmekte yarar var. Cumhurbaşkanın damadı ve Baykar şirketinin de ortaklarından olan Selçuk Bayraktar’ın geliştirdiği İnsansız Hava Araçları konusundaki başarısı taktire şayandır. Hiç kimse bunun aleyhinde bulunamaz, bulunmamalıdır da. Zira, üretilen Sihalar bu ülkenin çıkarlarına hizmet etmektedir. Ayrıca yaptıkları ihracat da ülkemiz ekonomisine büyük bir katkı sağlamaktadır.
Ancak, Baykar gibi, İnsansız hava araçları üreten Vestel grubuna da aynı destekler veriliyor mu? Eğer verilmeyip, Koç grubunda olduğu gibi ayırım yapılıyorsa, bu da doğru değildir. Zira hepsi bu ülke için katma değer üretmekte ve binlerce insanımıza iş imkanı sağlamaktadırlar. Bu nedenle de hepsi yerli ve Milli'dirler.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; savunma sanayi bir ülkenin hem siyasi hem de ekonomik bağımsızlığı ve gelişimi için olmazsa olmazlardandır. Savunma sanayisinin gelişmesi aynı zamanda diğer sektörlerin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. Zira orada kullanılan teknolojiler diğer sektörlere de aktarılmaktadır. Bu nedenle, ülkemizin kalkınması ve gelişimi için ayırım yapılmadan bütün savunma şirketlerine destek verilmelidir.
Savunma sanayindeki şirketlerde teknoloji üreten mühendisler ve teknik elemanlar da cumhuriyetin kurmuş olduğu teknik liselerinde ve üniversitelerinde yetişmişlerdir. Eğer, cumhuriyetin getirmiş olduğu eğitim sistemi olmasaydı; bu mühendis ve teknik elemanlar yetişir miydi? Dolayısıyla, şirketlerimizle birlikte bunların hepsi cumhuriyetin kazanımlarıdır.
Son olarak, “Bizden önce hiçbir şey yoktu” diyenlere, şunu sormak gerekir: Yirmi yıl içinde Afganistan’ı veya Uganda’yı Türkiye yapabilir misiniz?


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum