SİYASETTE ARINMAK ÖZÜNÜ DÂR'A ÇEKEBİLENLERİN YOLUDUR
11 Nisan 2026, Cumartesi 11:39Siyaset…
Sadece yönetmek değildir.
Aynı zamanda örnek olmak, sorumluluk almak ve en önemlisi kendinle yüzleşebilmektir.
Bugün siyasetin en büyük açmazı tam da burada başlıyor.
Herkes konuşuyor…
Herkes eleştiriyor…
Ama kimse kendine dönüp bakmıyor.
Oysa gerçek siyaset, önce insanın kendi nefsini sorgulamasıyla başlar.
Alevî inancında “dâr’a çekilmek” dediğimiz o büyük yüzleşme…
İşte siyasetçinin de en çok ihtiyaç duyduğu şey budur.
Bu noktada, yıllar önce bizzat şahit olduğum ve hafızamda yer eden bir anıyı paylaşmak istiyorum.
2013 yılında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde, bir yurt gezisi sırasında yaşanan bir olay…
Kılıçdaroğlu lavaboda elini yıkadıktan sonra kirli peçeteyi atacak bir çöp kovası bulamaz. O anda yanında bulunan yakın koruması refleksle yaklaşır:
“Efendim, ben alayım.”
Ancak aldığı cevap, sıradan bir cevap değildir.
Bir duruşun, bir anlayışın ve bir ahlâkın ifadesidir:
“Sakın ha! Kimsenin pisliğini eline bulaştırma.”
Ve ardından o kirli peçeteyi başkasına vermek yerine kendi cebine koyar…
Çöpe atmak üzere…
İşte tam da burada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset anlayışı net bir şekilde ortaya çıkar.
Sorumluluğu başkasına yüklemeyen, yükü paylaşırken kirli olanı devretmeyen, en basit anda bile bir ilke ortaya koyan bir yaklaşım…
Bu sadece bir anı değildir.
Bu, siyasetçinin nasıl olması gerektiğine dair somut bir örnektir.
Bugün siyasette eksik olan şey tam olarak budur.
Hata yapılır ama sahip çıkılmaz.
Yanlış yapılır ama başkasına yüklenir.
Kirlenilir ama temizlenmek yerine örtülür.
Oysa siyasetçi dediğin;
Kendi hatasıyla yüzleşebilen,
Kendi yükünü taşıyabilen,
Ve en önemlisi başkasını kirletmeden yürüyebilen insandır.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun o gün verdiği cevap, aslında siyasetin özüne dair bir derstir.
“Kimsenin pisliğini eline bulaştırmamak” sadece bireysel bir hassasiyet değil; aynı zamanda kamusal ahlâkın temelidir.
Çünkü siyaset kirlenirse toplum kirlenir.
Siyasetçi arınmazsa toplum nefes alamaz.
İşte bu yüzden, siyasetçinin zaman zaman özünü dâr’a çekmesi gerekir.
Kendine dönmesi, kendini sorgulaması, hatasını kabul etmesi gerekir.
Büyük laflar etmek kolaydır…
Ama küçük bir davranışla büyük bir ahlâk ortaya koymak zordur.
Ve bazen bir kirli peçete…
Bir siyasetçinin gerçek duruşunu anlatmaya yeter.
Unutmayalım:
Siyaset makam değil, emanettir.
Ve o emaneti taşıyanlar…
Kimsenin pisliğini eline bulaştırmadan yürümelidir.
Anlayan’a…


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum