İstanbul
06 Mart, 2026, Cuma
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

TİLKİNİN KUYRUĞU, KURTUN AKLI!

05 Mart 2026, Perşembe 16:33

Siyaset sahnesi, masalların sandığımız kadar uzağında değildir.

Bazen kürsülerde, bazen kapalı kapılar ardında, bazen de en masum görünen toplantılarda eski bir hikâye yeniden yazılır: Tilki ile kurt hikâyesi.

Keloğlan masallarında olduğu gibi Anadolu anlatılarında tilki hep kurnazdır. İnce hesap yapar. Birini diğerine düşürür, sonra kenara çekilip sonucu izler.

En büyük sermayesi zekâsı değil; zekâsını kullanma biçimidir. Fakat çoğu hikâyede gözden kaçan bir ayrıntı vardır: Tilki her planında biraz daha yalnızlaşır.

Kurt ise başka bir semboldür.

Masallarda çoğu zaman serttir, hatta kimi anlatılarda ürkütücüdür.

Ama bir özelliği nettir: Sürüsünü korur. İnce hesapların değil, açık tavrın temsilcisidir. Hilesi az, bedeli çoktur. O yüzden kısa vadede değil, uzun vadede anlaşılır.

Bugünün siyasal ve yönetsel ikliminde de bu iki karaktere rastlamak mümkündür.

Bir tarafta makamı, bulunduğu konumu bir satranç tahtası gibi görenler vardır. İnsanları hamle olarak değerlendirenler…

Yetkiyi, güven üretmek için değil üstünlük kurmak için kullananlar…

Onlar için başarı; karşı tarafın zayıflamasıyla ölçülür.

Diğer tarafta ise yetkiyi emanet sayanlar vardır. Konuşurken hesap değil sorumluluk düşünenler…

İttifak kurarken çıkar değil ilke gözetenler…

Onlar için başarı; birlikte ayakta kalabilmektir.

Tilki tipi yönetim anlayışı hızlı sonuç verir. Kısa vadede etkileyici görünür.

Çünkü korku hızlı yayılır, manipülasyon hızlı işler, çıkar ilişkileri hızlı kurulur.

Fakat aynı hızla çözülür. İnce hesapların ömrü, güvenin ömründen her zaman daha kısadır.

Kurt tipi duruş ise yavaştır. Güven inşa etmek zaman ister. İnsanları karşı karşıya getirmek kolaydır; bir arada tutmak zordur.

Ama kalıcılık da zaten zorlu olandan doğar.

Siyaset yalnızca zeka oyunu değildir; karakter sınavıdır.

Yetki yalnızca imza atma gücü değildir; emaneti taşıma yüküdür.

Toplum hafızası sandığımızdan daha derindir. Bugün alkışlayan kalabalıklar yarın sorgulayabilir.

Bugün “en akıllı hamle” diye sunulan taktikler, yarın güven kaybının başlangıcı olabilir.

Çünkü insanlar er ya da geç şunu fark eder: Kendileri bir planın parçası mıydı, yoksa bir değerin öznesi mi?

Masalların verdiği ders açıktır:

Tilki çoğu zaman ilk oyunu kazanır.

Ama hikâyenin sonunda kazanan genellikle güven ve kararlılıktır.

Kuyruğuyla övünen, bir gün o kuyruğu kaybedebilir.

Aklını ilkeyle birleştiren ise yalnız kalmaz.

Bugün dönüp kendimize sormamız gereken soru şudur:

Biz hangi hikâyenin parçasıyız?

İnce hesapların geçici parıltısının mı, yoksa duruşun kalıcı izinin mi?

Çünkü siyaset günü kurtarma sanatı değil; yarına iz bırakma meselesidir.

Ve tarih, kurnazları değil, güven verenleri yazar.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum