İstanbul
16 Mart, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

VAAT EDİLMİŞ TOPRAKLAR VE SİYONİZMİN KÖKENİ

16 Mart 2026, Pazartesi 17:58

İsrail, kurulduğu 1948 yılından bu yana, topraklarını genişletme ve yayılma politikası izlemektedir. İsrail bu yayılma politikasını, Musevilerin kutsal kitabı olan Tevrat’daki ayetlere dayandırmaktadır. Bugünkü makalemizde bu ayetlerde ne deniliyor? Tevrat’da vaat edilmiş topraklar ve Siyonizm’den bahsediliyor mu? Bunun üzerinde duracağız.  

Önce, Siyonistlerin vadedilmiş topraklarla ilgili olarak ileri sürdükleri Tervrat'daki bölümlerden ayetler verelim:

Tevrat, Yaratılış bölümü, 15: 18-21. Ayetler, O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: "Mısır Irmağı'ndan büyük Fırat Irmağı'na kadar uzanan bu toprakları -Ken, Keniz, Kadmon, Hitit , Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgaş ve Yevus topraklarını senin soyuna vereceğim."

Yaratılış, bölüm, 17: 2  Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım."

Yaratılış, bölüm, 17: 4-5 "Seninle yaptığım antlaşma şudur" dedi, "Birçok ulusun babası olacaksın.

 Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım.

Yaratılış, bölüm, 17: 6-7  “ Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak.

Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım.

Çıkış bölüm, 20: 23 Benim yanımsıra başka ilahlar yapmayacaksınız, altın ya dagümüş ilahlar dökmeyeceksiniz.

Levililer, bölüm 20: 23  Önünüzden kovacağım ulusların törelerine göre yaşamayacaksınız. Çünkü onlar bütün bu kötülükleri (put perestliği-ahlaksızlığı-çirkinliği-adaletsizliği) yaptılar. Bu yüzden onlardan nefret ettim.

Ayetlerde ne denildiğini anlamak için; adı geçen bölgelerin neresi olduğunu belirtmemiz gerekiyor:

Kenan: Filistin, İsrail, Lübnan, Ürdün ve Suriye’nin güney kısmını kapsayan bölge. Bu bölgeye yerleşenlerin Nuh peygamberin torunu Kenan’ın soyundan gelenler olduğu belirtilmektedir. Bu bilgi, Tevrat’da da yer almaktadır. Yani, İsrail oğulları ile aynı soydan gelmekteler ve akrabalar.

Keniz: Filistin bölgesinde yaşayan bir kabile.

Kadmon: İsrail’in doğusu, Arap yarım adasının kuzeyindeki çöl bölgesi.

Hitit: Kuzey Suriye’de Hititlerden kalma şehir devletleri. (Tevrat’ın Hz. Musa’ya indiği tarihte, Hitit İmparatorluğu dağılmıştı.)

Refa: Ürdün’ün doğusunda yaşayan bir kabile. Tevrat’daki bilgilere göre İsrail oğulları ile akraba olan bir halk.

Amorlular: Ürdün Nehrinin doğusu ve batısında yaşayan Sami dil (Arapça) konuşan putperest bir halk. (Onlar da İsrail oğulları ile akraba)

Girgaş: Ürdün’de Taberya Gölü civarı.

Yevus: Kudüs ve çevresini içine alan bölgede yaşayan Nuh peygamberin torunlarının soyundan olan bir kabile. Yani, İsrail oğulları ile akraba bir topluluk. Ancak, Tevrat’daki bilgilerden putperest oldukları belirtilmektedir.

Ayetlerde belirtilen bölgeleri tanıttıktan sonra diğer bölümlere geçebiliriz.

Avram, İbrahim Peygamberdir. Daha sonraki ayetlerde de belirtilmektedir. Tevrat ve Kuran’da yer alan ayetlere göre, İbrahim peygamber, Hz. İsmail ve Hz. İshak’ın babasıdır. Hz. İsmail Hacer İsimli eşinden, İshak ise, Sara adlı eşinden olan çocuklarıdır. Dolayısıyla, ayetlerdeki toprakların sadece İshak’ın soyundan gelenlere verileceği belirtilmiyor. Tam tersine Hz. İbrahim’in tüm soyu kast ediliyor. Adı geçen bölgelerde zaten Hz. İbrahim’in soyundan ya da Nuh peygamberin soyundan gelenler oturmaktadır. Yani, Arap kavmi Hz. İsmail’in soyundan, İsrail oğulları İse, Hz. Ishak’ın soyundan gelmekteler. Dolayısıyla, Museviliğin kutsal kitabı Tevrad’da Hz. İbrahim soyuna vaat edilmiş topraklar taahhüdü gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Tevrat’da, İbrahim peygamberin soyuna vaat edilen topraklarda yaşayanların tek Tanrı’ya değil, çok tanrılı bir dine mensup oldukları, ahlaki değerlerden ve adaletten yoksun oldukları belirtilmektedir. Topraklarının İbrahim soyuna vaat edilmesinin nedeni de bu olduğu anlaşılmaktadır. Zira, İbrahim peygamber tek Tanrı’ya inanmaktadır. Bugün adı geçen topraklarda yaşayanlar da putperest değil, tek tanrıya inanan insanlardır. Ayrıca, Tevrat’da belirtilen ahlak ve adalet dışı uygulamalardan da uzaktırlar. Zira, hem Tevrat’ın kutsal bir kitap olduğuna hem de Hz. Musa’nın peygamberliğine inanmaktalar. Dolayısıyla, Siyonistlerin bu gerekçesi de ortadan kalkmıştır.

Kur’an’da ve Tevrat da Hz. İbrahim oğulları olan İsmail ve İshak peygamberlerle ilgili ayetler ise, şöyledir:

Kur’an’ı Kerim, İBRAHİM SURESİ, 39. Ayet: "İhtiyar yaşımda bana, İsmail ve İshak'ı bağışlayan Allah'a hamd olsun! Benim Rabbim, duayı gerçekten çok iyi duyar."  

ALİ İMRAN SURESİ 84. Ayet De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa'ya, İsa'ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O'na teslim olanlarız."

Tevrat Yaratılış bölümü, 16: 15. Ayet: “ Hacer Avram'a bir erkek çocuk doğurdu. Avram çocuğun adını İsmail koydu.”

Yaratılış bölümü, 17: 19. ve 20. Ayetleri Tanrı, "Hayır. Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak, adını İshak koyacaksın" dedi, "Onunla ve soyuyla antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim.

İsmail'e gelince, seni işittim. Onu kutsayacak, verimli kılacak, soyunu alabildiğine çoğaltacağım. On iki beyin babası olacak. Soyunu büyük bir ulus yapacağım.

Gerek Kur’an’da gerekse Tevrat’da yer alan ayetlerden anlaşıldığı üzere, yayılmacı ve saldırgan bir politika izleyen Siyonistlerin ileri sürdükleri gerekçelerin bir dayanağı bulunmamaktadır. Zira, İsmail’in de İshak’ın da Hz. İbrahim’in çocukları oldukları belirtilmektedir. Ancak, Siyonistlerin esas amacının küçümseme ve ayrımcılık olduğu anlaşılmaktadır.

Şöyle ki; Tevrat’daki ayetlerde İsmail’in Hz. İbrahim’in Mısırlı cariyesi Hacer’den, İshak’ın ise, Hz. İbrahim’in ilk eşi olan Sara’dan olduğu belirtilmektedir. İsrail oğulları da soylarını İshak’a dayandırdıkları için; kendilerinin daha “asil” ve “soylu” olduklarını idda etmektedirler. Hz. Muhammed’i peygamber olarak ve tebliğ ettiği İslam dinini kabul etmemelerinin nedenlerinden birinin bu olduğu anlaşılmaktadır. Yani, peygamberlik görevini, ancak İshak’ın soyundan gelenlerin yapabileceğini ileri sürmektedirler. Bu anlayışın temelinde de ayrımcı ve küçümseyici bir bakış açısına sahip oldukları anlaşılmaktadır.

Siyonist kelimesine gelince; Tevrat’daki anlatımlara göre, Siyon, Yeruşalim (Kudüs) de bir dağın (yüksekliği 765 metre) ismidir. Yeruşalim, İsrail Kralı Davut tarafından fethedilmeden önce burada yaşayan Yevuslular tarafından Siyon dağına yaptıkları kalenin de ismidir. Radikal Museviler (Siyonistler) Kral Davut’un bu fetihçi geleneğinden ilham almak için kendilerine bu ismi verdikleri anlaşılmaktadır.

Siyonistlerin bu aşırı dincilik anlayışı ile İŞİD ve benzeri örgütlerin savunmuş olduğu “din” anlayışının benzerliği dikkat çekmektedir. Zira, her iki anlayış da kutsal kitaplarda yer alan ayetleri çarpıtarak, saldırgan ve ırkçı ideolojilerine bir dayanak yaptıkları anlaşılmaktadır. İşid de aynen Siyonistler gibi, Kur’an ayetlerindeki “Cihad edin” sözlerini anlamından kopartarak saldırı ve katliamlarına gerekçe yapmaktadır.

İŞİD ve benzeri örgütlerin Siyonist ve Evanjelistler tarafından kurulması da bu görüşümüzü doğrulamaktadır. Zira gerek Siyonistler gerek Evanjelistler, İşid ve türevi örgütlerin kendileri tarafından kurulduğunu ve finanse edildiğini itiraf etmişlerdir. Zaten bu örgütler Siyonistlere ve emperyalistlere karşı değil, masum ve mazlum Müslüman kitlesine karşı savaşmaktadırlar. Amaçları, İslam’ı “terörist bir din” gibi göstermek ve dünya kamuoyundan tecrit etmektir. Kısaca, Siyonistlere ve emperyalistlere hizmet etmekten başka bir görev yapmamışlardır.

Sonuç olarak, hiç bir din meşru savunma dışında insan öldürmeyi onaylamamıştır. Kur’an’daki İsra Suresi 33, Enam Suresinin 151. Ayetleri buna örnektir.  Museviliğin kutsal kitabı Tevrat’da da insan öldürmek yasaklanmıştır. Çıkış, Bölüm 12: 13. Ayette “Adam öldürmeyeceksin” denilmektedir. Bu ayetler de hem İŞİD’in hem de Siyonistlerin  saldırı ve katliamlarının Kur’an’a ve Tevrat’a aykırı olduğunu göstermektedir.

Sözün özü: Dinler ve inançlar insanların kutsalıdır. Siyasete alet edilemez. Saldırı ve katliamlara gerekçe yapılamaz.

Kaynaklar:

Kur’an’daki ayetler, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün Türkçe çevirisinden, Tevrat’daki ayetler ise, kutsalkitap.org ve http//ekitap.ayorum.com sitesinden alınmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum